Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden Halide Edip Adıvar, Handan romanında Abdülhamid’in İstibdat Dönemi’nden bir kadının psikolojik analizini yapar. Hemen hemen her romanında olduğu gibi Handan’da da eğitimli, güçlü, zeki kadın profili öne çıkar. Kadın psikolojisindeki dehlizler ve çelişkiler okuyuculara en yalın hâlleriyle anlatır; bu yönüyle de edebiyatımızdaki “İlk Kadın Psikolojisi Romanı” unvanını sonuna kadar hak eder.

Halide Edip’in Handan’ı, Salih Zeki ile biten evliliğinin akabinde geçirdiği zor zamanlarda yazması, yakın çevresi tarafından da Handan karakterinin yazarın kendisi olduğunun düşünülmesine neden olur. Haksız da sayılmazlar çünkü Handan karakteri tıpkı Halide Edip gibi çok iyi okullarda, İngiliz öğretmenlerden dersler almıştır. Handan bilgisi, görgüsü ve eşsiz kişiliğiyle çevresindeki herkesin takdirini toplayan bir karakter olarak tasvir edilir.

Roman, yaşanan olayları ve duygu geçişlerini mektuplar üzerinden bize anlatır. Evlenmek üzere olan Refik Cemal’in, yakın dostu Server’e evleneceği kadın olan Neriman’ı ve ailesini anlatmasıyla başlar. Refik Cemal ve Neriman mutlu yuvalarını bir bebekle taçlandırmak üzereyken Refik Cemal’in aydın görüşlü bir insan oluşu padişahı rahatsız eder. İstibdat Dönemi’nde istenmeyen pek çok aydın gibi Refik Cemal de kendini zorla Marsilya’ya tayin ettirir. Handan ve eşi Hüsnü Paşa ile de yolları tam da bu noktada kesişir.

Halide Edip her mektupta bize karakterlerin psikolojisini, çelişkilerini, karasızlıklarını ve korkularını oldukça akıcı bir şekilde verir. Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu kitabında Selim İleri romanı, “Mektuplar, duygulanımlar, sayıklamalar ve hatırlayışlar biçiminde kaleme alınmış roman, kolejde okumuş, İngiliz terbiyesi almış Handan’ın, çevresindekilerin hayatlarıyla örülüdür. Kurgusunun bu özellikleri açısından romanımızda bir ilktir” cümleleriyle anlatır.

Handan sanat, siyaset, felsefe, edebiyat gibi pek çok konuda okumayı seven aydın bir genç kadını temsil eder. Tüm bu güçlü yönlerinin yanında kendisine hayranlık besleyen öğretmeni Nazım’ın ilgisine karşılık verecek cesareti bulamayacak kadar da gururludur. Bu gururu Nazım’ı ölüme sürüklerken Handan’ı da ömür boyu sürecek vicdan azabına mahkûm edecektir. Ani bir kararla evlendiği Hüsnü Paşa ile seferi gibi ülke ülke gezerken dışarıdan görünen parlak hayatı aslında derin bir keder ve yalnızlıklarla örülüdür. Ülkesinden ve sevdiklerinden uzakta olmanın yanı sıra onun yaşadığı yalnızlık çok daha derin bir yalnızlıktır. Buna bir de Hüsnü Paşa’nın çapkınlıkları eklenince yaşadığı yalnızlık ve kırılan onuru dayanılmaz bir hâl alır.

Handan’ın yaşadığı yalnızlık duygusu, bize kuzeni Neriman’a yazdığı mektuplarla ulaşır. Handan’ın çocukluğundan beri dert ortağı olan Neriman, Halide Edip’in toplumun kurallarına göre yaşayan, ailesine bağlı, fedakâr bir kadın imajıdır. Esasında kimliksiz bir karakterdir Neriman. Refik Cemal’i de evin diğer kızları gibi giyim kuşam düşkünü olmayan o sadeliği ya da kimliksizliği etkilemiştir belki de.

Halide Edip’in bugün de geçerliliğini koruyan bu iki kadın karakteri cümlelerinde hayat bulur ve yıllara meydan okurcasına bugüne kadar yaşarlar. Her iki kadının da farklılıkları ve benzerlikleri öyle yoğun tasvir edilir ki bugünün Türkiye’sinde bile yer bulurlar kendilerine. Kendini iyi yetiştirmiş bir kadının yalnızlığı ile toplum normlarına göre yaşayan bir kadının yalnızlığı kol koladır hâlâ.

Handan’ın felaketini sadece Refik Cemal’e duyduğu aşk ile Neriman’a duyduğu sadakat hazırlamaz. Hüsnü Paşa’nın onur kırıcı davranışlarına rağmen birbirlerinden kopamayışları  hâlihazırda onu adım adım felakete sürüklemektedir.

Herkesin hayranlık beslediği o güçlü kadın, Handan, Hüsnü Paşa’nın aşağılamaları ve ihanetleri karşısında sessiz kalır her zaman. Gururu incinir ama asla ayrılığı düşünemez. Refik Cemal’e beslediği hislerle Hüsnü Paşa’nın hizmetçisiyle olan birlikteliğinin haddinden uzun sürmesi onu derin bir kedere sürükler ve dimağı karışır. Kendini bilmeden yattığında Refik Cemal bir an olsun yanından ayrılmaz.

Handan’ın başında nöbet tuttuğu gecelerde Refik Cemal’in hem kalbi hem aklı karışır. Endişe ve kaygı dolu gecelerde yine Neriman’ın saf dışı kaldığını okuruz. Refik Cemal, onu ve doğacak bebeğini korumak için Handan’ın odasına bile almaz. Refik Cemal bunu yaparken biraz da Handan’ı kendine saklamak ister. Öyle ki tüm bakımını kendisi üstlenir. Doktor “Hava değişimine ihtiyacı var” dediğinde de yine tüm bakımını üstlenecek olan kişi Refik Cemal olacaktır.

Handan, sadece yazıldığı dönemde değil bugün bile kadına dayatılan toplumsal baskıları ve bu baskıların bir kadının hayatını nasıl şekillendirdiğini açıkça anlatan romanlardandır. Olayları bizlere kişilerin arasındaki mektuplarla aktarması romanın diline samimiyet katmış ve kişilerin psikolojik analizlerinin okuyucuya aktarılmasını kolaylaştırmıştır.

 

 

Halide Edip Adıvar, Handan, Can Yayınları, 24. Baskı: Mart 2018. 

 

Paylaş
Önceki İçerikMuratpaşa Öykü Ödülleri’nin Sahipleri Belli Oldu
Sonraki İçerikBütün Kısa Öyküler Hasret Çeker!
Avatar
1988 4 Mayıs’ında İzmir’de Selanik göçmeni, memur bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Çocukluğu boyunca dedesinden hep mübadele hikâyeleri dinledi. Çocukken en sevdiği oyuncakları babasının kitaplarıydı. Bugünkü kitap sevgisini babasının bu konuda ona hiç kızmamasına borçludur. Anadolu Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi ve Marka İletişim bölümlerinden mezun oldu. Reklam ve satış pazarlama sektörlerindeki acı tecrübelerinden sonra hayallerinin peşinden koşmaya karar verip “tarcinlikurabiyeblog” sayfasını açtı. Çeşitli sitelerde editörlük, yazarlık ve sosyal medya yöneticiliği yaptı. Şimdilerde “Bir kadının hayalleri 30’una kadardır, bu yaştan sonra hayaller gerçekleşmez!” diyenlere inat yeni bir dil öğrendi ve yüksek lisans eğitimine başlayıp iş hayatında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için çalışmalarına devam etmeyi hedefliyor. Sosyal bilimci olarak fen bilimlerine hayrandır, kahve sever, yoga yapar, en büyük hayali Cern’e gitmektir, kendini her daim Selanikli olarak hisseder.