12 Mayıs 2018
Kartal Belediyesi; ilçede etkin okuma kültürünün gelişmesine katkı sunmak ve çocukların nitelikli çocuk edebiyatı yayınlarıyla buluşmasını sağlamak amacıyla Eğitim Sen işbirliği ile 08-13 Mayıs 2018 tarihleri arasında Kartal Çocuk Kitapları Fuarı’nın dördüncüsünü gerçekleştirdi.
Kartal Meydanı’nda gerçekleştirilen fuara bu sene 50 yayıncı ve yazar katıldı. Söyleşi, çocuk etkinlikleri, sergi, imza günleri ve dinletilerle çeşitli etkinliklerin yer aldığı fuarda yazar, editör Nemika Tuğcu çocuklara şu sözlerle seslendi:

 

Kitap, gazete okunan, masallar, hikâyeler, anılar anlatılan bir evde büyüdüm. Doğadaki her canlının bizim dilimizi anladığına ama konuşamadıklarına inanırdım çocukken. Dinlediğim masalları, hikayeleri ağaçlara anlattım.

Kışları çetin geçen bir Anadolu kentinde yaşıyorduk. TV yayınları henüz başlamamıştı. Bilgisayar, tablet, cep telefonları ile henüz tanışmamıştık.

Babam bir gün eve bir alfabe ile geldi.  Ben beş, ablam altı yaşındaydık. İkimiz birlikte okumayı söktük. Ablam okula başladı, sonra ben de okula başladım. Kitaplar bir sığınak, bir dünya, güvenilir bir arkadaş oldu bana. Elime ne geçerse okuyordum. Çizgi romanlar, çocuk romanları (Pinokyo, Arı Maya, Pollyanna, Pol ve Virgine vb.) yeterli değildi benim için; elime geçen her kitabı, bir gazete parçasını bile okuyordum.

Annemin seslenişini duymadığım bir gün, burnumun dibine kadar gelip, “Hey! Kitap Kurdu, duymuyor musun?” dediği günden sonra benim adım KİTAP KURDU oldu.

Kitapları kemiren, onlara zarar veren böcekler de vardır ve onlara da kitap kurdu denir. Eskiden kitapları korumak için ilk sayfalarına “Ya Kebikeç” yazarlarmış. “Kebikeç”in , mitolojide kitapları kurtlardan, böceklerden koruyan bir çeşit cin olduğuna inanılırmış. Belki de bu yüzden çok kitap okuyanlara “Kitap Kurdu” deniyor.

Ne annem, ne de babam kitap okumamıza karşı çıkmadı. Hatta desteklediler. Babam her hafta yeni bir kitap getirirdi.

Çok küçükken okumaya başladığım kitapların kahramanı olarak sevinçlerle, coşkularla, korkularla tanıştım. Gitmediğim, görmediğim ülkelerde yaşayan insanların serüvenlerine katıldım, yaşam biçimlerini, geleneklerini öğrendim, duygularını paylaştım. Elime geçen kitap, dergi, gazeteyi oburcasına okuyarak hızla büyüdüm.

Kışkırtan, düşündüren, heyecanlandıran okuma serüvenim sonunda yazıyla buluşturdu beni. Kitapların sağladığı birikim taşıyor bir yerde. Salt okumak değil, tanık olduğunuz ya da yaşadığınız olaylar da yazarlığın alt yapısını besliyor. Anlatmak istediğiniz, derdiniz ne ise paylaşma noktasına geldiğinde yazmaya başlıyorsunuz.

Edebiyat yapıtları, din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın insanı sevmeyi, umudu yitirmemeyi öğretti bana; benim kuşağıma, benden sonraki kuşaklara ve elbette öncekilere de.

Güzel bir dünya özlemini hâlâ içimde taşıyorum. Kitaplarla arkadaşlığım da devam ediyor.