Yazar Hülya Soyşekerci ile Hüseyin Bul Söyleşisi

18 Mayıs 2018

 

Özellikle sevdiğiniz bir kelime var mı?

Rikkat.

Sizi ne heyecanlandırır, en son ne zaman, ne için heyecanlandınız?

Güzel yazılmış bir öykü, şiir, deneme ya da romanı okurken, güzel bir resmi ya da filmi izlerken, güzel bir müzik dinlerken… heyecan duyarım. Sanat eseri karşısındaki o estetik heyecanın, ruhumun derinliğinde yarattığı incecik titreşimler benim için çok değerlidir. En son “Vincent” filmini izlediğimde böyle derin bir heyecan yaşadım. Çok farklı, yaratıcı, nitelikli bir çalışmaydı. Sanat ve teknolojinin birlikte yarattığı mucizeyle, hareketli Van Gogh resimlerinin içine girmek; o müthiş renkleri, göz alıcı kıpırtıları, çarpıcı fırça darbelerini yüreğimde hissetmek harika bir duyguydu.

İnsanın hangi hali sizi rahatsız eder?

İnsanın ikiyüzlü erdemi, empati yoksunluğu, adaletsizliği, vicdansızlığı, acımasızlığı, vefasızlığı, kabalığı, hoyratlığı ve şiddeti…

Aidiyet duygunuz var mı?

Evet; kendimi dünyanın tarihî geçmişi olan bütün kentlerine aitmişim gibi hissederim; bunun yanı sıra yıllardır yaşadığım İzmir’e; bu kentin geçmişine, şimdisine ve gelecek zamanlarına ait hissetmekteyim. Aidiyet duygumu kentler ve kentlerin kültürel belleği yaratıyor.

Edebiyat ne işe yarar?

Edebiyat; kelimeler, imgeler, anlamlar yoluyla insanı ve toplumu dönüştürebilme gizilgücüne sahip olan, olağanüstü bir sanattır. “Yeni insan”ı ve “yeni toplum”u felsefe, psikoloji, sosyoloji… gibi disiplinlerin de katkısıyla, edebiyat sanatı içinde fikren oluşturabilmek ve geliştirebilmek mümkündür. Ütopyalar ve ütopik edebiyat bu nedenle büyük değer taşır.

Türkiye’de edebiyat dergilerinin “vurucu” etkisi azaldı mı?

Son zamanlarda sayıları giderek artan popüler edebiyat dergileri; yepyeni, özgün, farklı bir edebiyat yaratabilme gücüne sahip değiller bence. Sayfa düzeni ve illüstrasyonlar açısından birbirinin kopyası gibi duran popüler edebiyat dergilerinin pek çoğu, “efsane yazarlar” üzerinden prim yaratma derdinde olan yayınlar gibi geliyor bana.  Bu dergilerin pek çoğunun yüzü geleceğe dönük olmadığı için vurucu bir etkiye sahip değiller. Bu furyanın, bu yayın modasının bir gün sona ereceğini düşünüyorum. Popüler dergilerin dışında, büyük emeklerle hazırlanan, arşiv değeri taşıyan nitelikli edebiyat dergileri de var. Günümüzde az sayıda okura ulaşıyor olsalar bile, geleceğin edebiyatının nabzı, bu nitelikli dergilerde atmaya devam ediyor.

Güldürü, komedi deyince aklınıza kim geliyor?

Önce Haldun Taner, sonra da Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz…

Çalışmak gerçekten de kutsal mıdır?

“Kutsal” olarak nitelenmese de, insan emeğinin değerinin ve toplumsal öneminin takdir edilmesi gerekir. Dünyadaki mevcut sistemi iyileştirmeye, değiştirmeye, dönüştürmeye çabalayan; üretilenleri, büyük kitlelerin ve insanlığın yararına; iyiliğe, güzelliğe, barışa sunmaya yönelen bütün evrensel çabalar ve bu yolda harcanan her türlü emek çok değerlidir.  Adalet ve vicdan uğruna gerçekleştirilen bütün insanî çabalar da öyle…

 

Hülya Soyşekerci – Özyaşam Öyküsü
1957’de Aydın’da doğdu. 1975’te Üsküdar Kız Lisesi’ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı’nda okudu. 1982’de Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu.
İlk yazısı 1983’te Yazko Edebiyat dergisinde yayımlandı. O zamandan beri gazete ve dergilerde deneme, kitap tanıtımı, inceleme, eleştiri, günce ve öykü türlerinde yazılar yazmayı sürdürüyor.
Mart 2008’de, Yazarlara ve Yapıtlara Yönelik Okumalar (Kanguru Yayınları) başlıklı okuma günlüğü türünde bir kitabı yayımlandı. Savur Saçlarını Ege (Afrodisyas Yayınları) adlı ortak kitapta bir öyküsüyle yer aldı. Şubat 2009’da İzmirli Öyküler (Şenocak Yayınları) adlı kitabı Ferda İzbudak Akıncı ile birlikte hazırladı. Kadın Öykülerinde İzmir (Sel Yayınları, 2009) ve Kadından Sakıncalı (Şenocak Yayınları, 2009) adlı seçkilere birer öyküsüyle katıldı. 12 Eylül Sabahı (Heyamola Yayınları, 2010) adlı 12 Eylül anıları seçkisinde bir anısı ile yer aldı. Okuma Yolculukları (Pupa Yayınları) adlı edebiyat eleştirisi kitabı Nisan 2010’da yayımlandı. 2011’de yayımlanan Kızlar ve Babaları (Paradigma Yayıncılık) adlı kitaba bir anı yazısıyla katıldı. Mart 2011’de yayımlanan Bornova’dan Gün Rengi Sayfalar adını taşıyan yerel tarih-anı türündeki kitabı, Heyamola Yayınları’nın İzmir’im kitap dizisi kapsamında yer aldı.
Haziran 2012’de Mavi Harfler Atölyesi adlı bir edebiyat incelemesi kitabı Komşu Yayınları’nın Sıcak Nal dizisi kapsamında yayımlandı.
Üçrenk Seçki adlı metinler kitabını Eylül 2012’de hazırladı. (Notabene Yayınları) Üçrenk Seçki’de yazarların hiçbirinin gerçek ismi yer almadı; her yazar adını bir renge verdi. Kitapta sadece metinler ön planda yer aldı. “İsimsizce, edebiyata bir söz bırakmak için” alt başlığıyla çıkan kitap, ülkemizde bir ilk’i oluşturdu.
Son olarak, Ayşegül Çelik tarafından hazırlanan Alis Harikalar Diyarından Tüymüş Bulunuyor -Gülümseyen Kadın Öyküleri- adlı seçkiye bir mizah öyküsüyle katıldı. (Notabene Yayınları, 2013)
Halen basılı gazete ve dergilerin yanı sıra çeşitli internet sitelerinde edebiyat ve kitaplar hakkında yazmaya devam ediyor.
Paylaş
Önceki İçerik“Öykünün tutumluluğu sadece sözcükler içindir”
Sonraki İçerikJohn Updike: Mohikanların Sonuncusu
Avatar
1971 yılında, sekiz çocuklu bir evde doğdu. Çocukluğundan itibaren çeşitli işlerde çalıştı ve eğitimini sürdürdü. Atatürk Üniversitesi’ni bitirdi. Edebiyatla tanışması Özgür Üniversite sayesindedir. Berfin Bahar, Güney, Mahsus Mahal, Damar, İnsancıl, Evrensel Kültür, Ekin Sanat, Bireylikler ve Yaba Öykü dergilerinde, Özgür Gündem ve Bianet gazetelerinde öykü, şiir ve makaleleri yayımlandı. 18. Hüseyin Çelebi Türkçe Öykü dalında ve 3. Kelenderis öykü yarışmasında ödül kazandı. DİSK’e bağlı Gıda-İş Sendikası’nın 2016 yılı Emek-Direniş Öykü Ödülünü aldı. Gölge (Başka Yerler, 2010) adında bir öykü kitabı bulunan ve ilk romanı Kar Suyu Ayrıntı Yayınları tarafından 2012’de yayımlanan Hüseyin Bul İzmir’de yaşıyor.