Gezgin Dostlar,

Macaristan’ın güzel başkenti Budapeşte seyahatimde bazı notlar aldım ve bolca fotoğraf çektim. Sonbaharın bu son günlerinde gayet güzel bir 4 gün geçirdim bu şehirde. Umarım ilerleyen günlerde bu notlarımı da paylaşırım sizinle.

Ama şimdi henüz okuyup bitirdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum öncelikle…

Bunun Budapeşte ile ne ilgisi var derseniz: Bu kitabı edinmeme vesile oldu…

Bu seyahat için sigorta yaptırmak amacıyla girdiğim İş Bankası Tunalı Şubesinin oldukça bilgilendirici ve becerikli görevlileri sayesinde 4 gün için oldukça hesaplı bir seyahat sigortası yaptırınca, hem zamandan hem de paradan tasarruf etmiş oldum. Bunu da hem Şubeden hem de dışardan Tunalı Hilmi Caddesi’nden direkt girişi olan İş Bankası Kültür Yayınları’nın satıldığı bölümü ziyaret ederek değerlendirmek istedim. Size de tavsiye ederim. Çok değerli yayınları ile takdirimi kazandılar. Bunlardan ikisini edinerek dışarı çıktım.

Birini seyahatte okumaya başladım, diğerini ise döndükten sonra, ki size anlatmaya çalışacağım bu küçük ama etkileyici kitabın adı: İnsanın En Güzel Tarihi…

Kitap 4 Fransız tarafından yazılmış. Ama burada hemen şunu belirteyim ki kitaba kelimelerin kifayetsiz kaldığı silahların konuştuğu Paris Katliamı’ndan önce başlamıştım.

Kitapta; “Biz kimiz? Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Dünyayı bir uçtan diğer uca ne zaman dolaşmaya başladık? Aklımız ne zaman devreye girdi? Din kavramına ne zaman sahip olduk? Hayal gücümüz dünden bugüne nasıl bir değişim geçirdi? Eş, aile, toplum nasıl doğdu? Ya sanat ve aşk?” gibi sorulara yanıt verilmeye çalışılıyor. Dominique Simonnet soruyor, Fransa’nın kendi alanında uzman üç bilim adamı bu ve benzeri soruları yanıtlıyor. Onlar insana özgü üç perdeli komedinin üç keşifle ortaya çıktığını ileri sürüyorlar: Toprağın, hayal gücünün ve gücün keşfi…

“Bizler bugün otoriteyi, hiyerarşiyi göklere çıkarıyor, doğanın sesine hiç ama hiç kulak vermiyoruz.

… Evcilleştiğimizi söylüyoruz ama vahşi yanımızı hep koruyoruz,” diyorlar ve soruyorlar “Acaba hala tarihöncesi dönemde mi yaşıyoruz?”

Bildiğimiz gerçeklerden biri olan, “Soyumuzu diğerlerinden farklılaştıranın bizim dilimiz” olduğu gerçeğini bir de uzman ağızlardan teyit etmiş oluyoruz bu kitapla. Ayrıca gezginliğin tarihinin ne kadar eski olduğunu da öğrenmiş oluyoruz:

“(M.Ö) 1,5 milyon yıllarından itibaren ve 500.000 yılına kadar insanlar -o zaman bunlar Homo erectus’tular- ilk bulundukları yeri terk edecekler ve seyahat etmeye başlayacaklardır” diyor André Langaney… ve tüm bunların kökeni Afrika’nın doğusu: Rift Valley…

“İkinci Yolculuk”, “Atalarımızın Göçmenler” oluşuna, aslında “ırk” kavramının genetik değil “kültürel oluşuna”, “dil”e dair ve “aslında hepimizin akraba ve hepimizin farklı” olduğumuza, “estetik ve sanatın” ortaya çıkışına, “kaya resimleri”ne, “dinin doğuşuna”, “ilk üretime ve örgütlenmeye” ve “erkin doğuşuna” dair kısaca bize dair her şey var bu küçük kitapta. Hem ezberleri bozuyor hem de yeni yaklaşımlar ve yeni bilgiler veriyor… Dahası zamanları ve coğrafyaları aşan bir seyahat yapıyorsunuz…

Kitabın son sözleri Jean Guilaine’den geliyor:

“Kaderimizin çaresi olarak paradoksal olduğunu düşünüyorum. Cilalı Taş Devri bugüne kadar gelen bir sürecin başlangıcını oluşturuyor. İnsanoğlu her problemi çözüşünde bunun bedelini ödemesi gerekiyor. Bütün ilerlemelerimizin bir diyeti var, ücretin ödenmesi lâzım; doğaya karşı kazanılan her zafer çevremizde yeni bir gerilimin doğmasına yol açıyor, refaha doğru atılan her adım yeni ıstıraplar eşliğinde oluyor; fethedilen her hürriyet yeni bir baskıyla ödeniyor. Bu duruma rıza gösterip insanın hiçbir zaman gerçekten hür olamayacağını kabul etmemiz mi gerekiyor? Gerçekte mücadeleler hep yarım kalıyor. İnsanlık macerasında, bir mutluluk ve bir de mutsuzluk payı var, iyi ve kötü, bilgelik ve delilik. Bizim türümüzün özelliği bu.”…

Kitaplarda ve dünya coğrafyasında gezgince kalın ama sağlıkla, dostlukla, barışla…

 

André Langaney, Jean Clottes, Jean Guilaine, Dominique Simonnet, Çev: Nurkalp Devrim, İş Bankası Kültür Yayınları, 5. Baskı: 2015.