Yazar Çimen Erengezgin ile Uygar Atasoy Söyleşisi

30 Kasım 2018

 

Öykülerden oluşan kişisel gelişim kitaplarından tanığımız değerli yazar Çimen Erengezgin ile son kitabı “Aslında Maviydi Terk Eden” hakkında ve yazmak üzerine bir söyleşi yaptık. Keyifle okumanız dileğiyle.

 

Öncelikle son kitabınız olan Aslında Maviydi Terk Eden hakkında konuşalım isterseniz. Okuyucusu bol, yolu açık olsun dileklerimi ileterek sormak istiyorum. Fantastik distopya olan kitabınızın hayli farklı bir yönü var ve üzerine inşa edildiği konu; toplumumuzda kanayan bir yara olan kadına şiddet. Daha önceki yazdığınız üç kişisel gelişim kitabı sonrası yazdığınız bu romanda, sizi kadına şiddet konusu üzerine bu denli farklı bir kurguya iten neden nedir? 

Güzel dileklerin için teşekkür ederim Uygar. Her kitapta olduğu gibi, bu kitapta da benim bir derdim vardı ve ben bu derdi anlatabileceğime inandığım, okumaktan ve yazmaktan keyif aldığım ve içinde istediğim gibi özgürce hareket edebileceğim bir tür olan fantastik distopyayı (kendi deyimimle fantastopya) tercih ettim.

Elbette öncelikle bir insan ve bir kadın olarak, şiddetin hiçbir türünü onaylamayarak ve gidişatın boyutlarından rahatsızlık duyarak yazdım bu romanı. Üstelik maalesef konu, tüm dünya genelinde uzun süredir var olan bir gerçeği dile getiriyor. Bence yazmazsam olmazdı; problemleri, hepimiz insan olarak, elimizden ne geliyorsa onunla aşmaya ve farkındalık yaratarak çözmeye çalışmalıyız. Benim de elimden yazmak geldiği için kalemimden de dökülen bu konu oldu.

Kurguda da her ne kadar konu şiddet olsa da ajitasyona kaçmadan, mümkün olduğunca dengeli bir hikâye oluşturmaya özen gösterdim. Hayat doğa, insan ve sanatın buluşma noktası aslında. Bize düşen de bu buluşma anlarının kıymetini bilerek, bize sunulan olağanüstü güzelliklere ihanet etmeden yaşamak ve içindeki yaratıcılık potansiyelini aşkla yapanlara saygı göstermek.

Çokça hayal gücü, umut ve harekete geçme malzemelerini de harmanlayarak vicdanların tabağına sunmak istedim ilk romanımı. Umarım tüm sofralara ulaşır ve lezzetiyle yenirken aynı zamanda şifa da olur.
Kitabınızda etkileyici bir aşk hikayesi anlatırken bir diğer yandan da kadınların uğradıkları kötülükleri anlatıyor, kadınların geçmişte ve şimdi yaşadıkları hatta gelecekte yaşanılacak muhtemel zorlukları da daha cesur bir şekilde dile getiriyorsunuz. Bir nevi zorluklar içerisindeki kadınların sesi oluyorsunuz. Buradan ve kitabınızın kurgusundan yola çıkarak bir feminist distopya örneği ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Aslında kitabı, yüksek bir adalet anlayışı, insani ve vicdani duygularla yazdım. Ben feminist tanımlamasından ziyade, insani demeyi tercih ederim. Bunu da vurgulamak adına kitabın ithaf kısmında: Şiddetin her türlüsüne maruz kalan kadınlara ve kadınlarla beraber yan yana, el ele, kalp kalbe yürüyen erkeklere, diye özellikle belirttim. Çünkü sorun her ne ise, birlikte el ele verdiğimiz zaman o sorunun üstesinden gelebilir ve daha güzel bir dünyaya geçiş yapabiliriz.

İlk kitabınız Gezginname: Bir Farkındalık Yolculuğu‘nda yer alan hikayelerde okuru bilinçlendirme çabanıza şahit oluyoruz. İnsanların hayatlarına, bu hayatları şekillendirme ve yönlendirme anlamında dokunmayı seviyorsunuz ki, zaten kitaplarınızdaki hikayeler de bu yönde yol gösterici olma özelliğine sahip. Bu çabalarınıza, yazdığınız hikayelerinizde verdiğiniz mesajlara nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? İnsanları etkileyebilmek, hayatlarına dokunmak nasıl bir duygu?

Dediğim gibi her kitabımı bir şekilde derdimi anlatma niyetiyle yazıyorum. Gezginname, benim ilk göz ağrım ve aslında bir uyanışın, fark edişin yolculuğu.

Bizler hep dış dünyanın etkileşiminde ve yönlendirmesinde yaşamlarımızı sürdürüyoruz, oysa bir de içimizde bir dünya var hem de çok güzel bir dünya. Kendimizi tanımaya başladıkça, etiketlerden kurtuldukça açığa çıkan ve huzur dolu bir yer. Ben de kendi yaşanmışlıklarım ve gözlemlerimden yola çıkarak, mümkün olduğunca öyküleştirerek dile getirmeye çalışıyorum bu dünyayı. Bir nevi pusula aslında Gezginname; her daim kendi vicdanını, kalbini gösteren. Okumak ve anlamak gerek sadece, çünkü herkesde var.

Ve ne mutlu ki, o pusulayı gören, okuyan çok okurum oldu. Umuyorum bundan sonra da olacak. Bana geri dönüşler oldukça bütün kitaplarımda aynı cümleyi sarf ediyorum “İyi ki yazmışım.”



Gezginname ile başlayan farkındalık yolculuğunuzun ikinci durağı olan Yeşil Bisikletli Kız kitabınızda ise toplumsal ve bireysel yüzleşmeler ve kabullenişler üzerine hikayeleriniz var. Bu hikayelerde amacınız insanları biraz daha motive etmek ve hikayeleriniz daha sonuç odaklı. İnsanın önce kendisini tanıması gerektiğini savunan bir yazar olarak bu kitabınızda bu amaca yönelik nasıl bir yol izlediniz?

Yeşil Bisikletli Kız kitabım, kendini tanıma yolculuğunun rehberi konumunda. İnsanın kendini tanıması da her zaman güle oynaya bir sahneye tanık olmuyor maalesef. Çünkü insanız ve doğrularımızla birlikte yanlışlarımız da var. Bize düşen bu konuda kendimize dürüst olmak ve kabul etmek. Yüzleşmeler zaman zaman can acıtıcı olsa da sonrası tam bir huzur ve olumlu anlamda değişim sürecidir.

Aynı gelişimi kendimizde olduğu gibi, toplumsal anlamda da yaşayabilirsek, iyiye yol alabiliriz. O nedenle de hayal gücü yüksek hikayelerle, adım adım anlattım Yeşil Bisikletli Kız’da düşüncelerimi. Ve her hikâyenin başına da okura ipuçları bıraktım, okudukları hikâyenin içinde hangi konuya önem verdiğimi anlatan.

Yoga ile eğitmenlik seviyesinde ilgilendiğinizi ve birçok insana farkındalık eğitimi verdiğinizi biliyorum. Hatta üçüncü kitabınız Vay Başına Yoga Gelenler kitabında da yoga deneyimlerinizi eğitmenlik tecrübeniz ile harmanlayarak ve bir öğrencinin dilinden okuyucuya sundunuz. Yogayı hikayelerle harmanlayarak bir kişisel gelişim kitabı yazmak nasıl bir tecrübeydi? Yoganın hayatınıza etkisi hatta kitaplarınızın ortaya çıkışındaki rolü nedir? 

Hayatımın bir döneminde çalışma hayatının yoğunluğu nedeniyle yazmaya ara vermiştim. Ancak yoga bana tekrar yazmaya başlama fırsatı ve isteği verdi. Bir gün baktım, kelimeler yeniden, akarcasına dökülüyor. Ben de yazmaya başladım ve işte ilk iki kitabım Gezginname ve Yeşil Bisikletli Kız o süreçte yazıldı.

O nedenle hayatıma kattığı farkındalığın, beden ve zihin sağlığının yanı sıra yazma yeteneğimin tekrar ortaya çıkışını da borçluyum yogaya. Elbette daha sakin, kabullenen, esnek ve sade bir yaşama da adım atmamı sağladı. Etiketlerden uzak, egonun yönlendirmelerinden olabildiğince etkilenmeden, problemlerin içinde kaybolmadan ve ayaklarının üstünde sağlam durabilen biri haline dönüştürdü.

Ayrıca istediğim ve yapmaktan büyük mutluluk duyduğum iki ayrı ama aynı mesleğimin de olmasına yol açtı, tam da kurumsal çalışma döneminde yorgunluğumun doruğa ulaştığı ve sistemin içindeki çarkın dışına çıkma isteğimin fazlasıyla uyandığı zaman.

Vay Başına Yoga Gelenler kitabımın yazılma sürecine gelince: Yıllar içinde bir yoga eğitmeni olarak edindiğim tecrübeler, öğrencilerimin ve kendi öğrencilik dönemimin gözlemleri bana bu kitabı yazdırdı diyebilirim.

Tabii ki, yayımlanmış diğer yoga kitaplarından farkı olmalıydı ve o fark da, bir öğrencinin dilinden, yoga deneyimlerini esprili bir dille anlatması oldu. Ayrıca bu kitapla yoga hakkındaki ön yargıların da değişeceğini umut ediyordum, ki pek çok okurumun bu ön yargılardan arınarak, yogaya başladığını öğrenmenin mutluluğunu halen yaşıyorum.
Peki insanların hayatlarına bu kadar dokunan, şekillendirmeye ve yol göstermeye çalışan Çimen Erengezgin’in hayatına dokunanlar nelerdir, kimlerdir? Neleri ve kimleri okur, ne denli etkilenirsiniz?

Hayatıma pek çok kişi ve kitap ve birkaç tane de film dokundu diyebilirim. Öncelikle Leo Buscaglia’nın Sevgi kitabı ve Richard Bach’ın Martı’sı. Bu iki yazarın bulabildiğiniz tüm kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Bazı kitapları maalesef artık yayımlanmıyor ama olanlar bile yeter. Ayrıca beni etkileyen Matrix filmini de burada söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle serinin ilk filmi. Ve hâlâ seyretmediyseniz Çağan Irmak’ın Ulak filminin yeri de önemlidir bende.

Bu arada Buket Uzuner’in Kumral Ada Mavi Tuna ve Su, Toprak ve Hava serisi de hayatıma dokunanlardan diyebiliriz.