“Çocukluğumdan beri, insanları ağlatacak yazılar yazmak isterdim. Bu istekle yazdığım bir hikayeyi, bir dergiye götürmüştüm. Hikayemi okuyan derginin baş redaktörü, çok anlayışsız bir adam olduğu için, hikayemi okurken hüngür hüngür ağlaması gerektiği halde kahkahalarla güldü, sonra kahkahadan yaşaran gözlerini silerek ,”Aferin. Çok güzel. Bunun gibi başka hikayeler yaz getir bize.” dedi.

 

Yazarlıktaki bu hayal kırıklığım hala sürmektedir. Ağlansın diye yazdıklarımın çoğuna, okurlarım gülüyorlar. Mizah yazarı olarak tanındığım zaman bile, mizahın ne olduğunu bilmiyordum. Şimdi de biliyorum diyemem ama bildiğim kadarını söyleyebilirim. Ben mizahi yapa yapa öğrendim. Çok zaman bana mizahın nasıl yapılığını sorarlar, yani benden reçete ya da hap isterler. Böyle bir reçeteyi verebilirim, bu konuda öğrendiklerimin özeti şudur: Mizah, çok ciddi bir iştir.”


Murat Malay, “Aziz Nesin’le Son Röportaj”

 

 

Aziz Nesin’le tanışmam ortaokulu bitirdiğim yılın yaz tatilinde ailemle sahilde gezerken gördüğümüz bir kitap sergisinden ablamın ve babamın alıp bana hediye ettikleri Aziz Nesin’in Rıfat Bey Neden Kaşınıyor ve Nah Kalkınırız adlı eserleriyledir. Aziz Nesin’in bu iki eserini okuduktan sonra yazarın diğer eserlerini de okumaya yöneldim. Divriği Lisesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptığım yıllarda öğrencilerimle yazarın Toros Canavarı adlı oyununu sergileme şansına erişmiştim. Aziz Nesin’in eserleriyle ilişkim sürüp gitti hayatım boyunca. Aziz Nesin’le ilgili bu kitabı bitirdikten sonra, “Söze nasıl başlayabilirim?” diye düşündüm. Yazarlarımız, aydınlarımız, şairlerimizle ilgili söyleşi ya da biyografi okuduğumda içimi bir hüzün kaplar ve kitabı buruk bir halde kapatırım. Sanırım bu, ülkemizdeki sanatçıların ve aydınların değişmez gerçeği ki umarım değişir. Aydınlarımız çoğu zaman Sokrates gibi baldıran zehrini kendi elleriyle içmeye zorlanırlar. Kendi elleriyle içmezlerse zorla içirilir. Aziz Nesin’den Sokrates’e nasıl geldiğime gelince. Sokrates soru cevap yöntemiyle (Sokratik yöntemle) insanları her şeyi düşünmeye ve sorgulamaya yönelttiği için, Atinalı gençlerin kafalarını bulandırdığı ve gençleri tanrılara karşı kışkırttığı, tanrılara inanmadığı suçlamasıyla Atina’nın at sineği olarak görülmüş ve Atina’nın “Otuz Zalimler Meclisi” tarafından baldıran zehri içerek ölmeye mahkum edilmişti. Karısı ve arkadaşları kendisine, “Seni haksız yere ölüme mahkum ettiler.” dediklerinde ,”Haklı olsalardı daha mı iyiydi?” diyebilecek kadar ne yaptığını bilen bir aydının tutumunu sergiledi Sokrates. Aziz Nesin’le ilgili bu kitabı okurken Aziz Nesin’in de Türkiye’nin at sineği olduğunu düşündüm hep. Kendisine de Sokrates gibi bir son hazırlanmıştı ve otuz beş insanımızı kaybettiğimiz Sivas Katliamı’nda yakılarak ölmekten son anda kurtulmuştu. 


Kuşkusuz kimse mükemmel değil. Tüm yazarlar, şairler, aydınlar insani kusurlara, zaaflara sahip. Murat Malay’ın bu kitabında Aziz Nesin’i farklı yönleriyle ele aldığını düşünüyorum. Kitapta anlatılanların bir kısmını kabul etmekte güçlük çektiğimden verilen bilgilerin doğruluğunu araştırmayı düşünüyorum ama anlatılanların pek çoğu doğru, halin gereğine uygun ve olağan.

Murat Malay, kitabına kendisi hakkında bilgi vererek başlıyor. İki önsözde kitabın yazılış aşamasına değinen yazar, ardından “Küçük Dev Adam” başlıklı bölümde Aziz Nesin’in yazarlık hayatına, gazetecilik ve dergicilikle uğraştığı dönemlere ilişkin açıklamalara yer veriyor.


Kitabın “Nesin Nesin’i Anlatıyor” başlıklı bölümünde, Aziz Nesin’in kendi anlatımıyla hayat hikayesine yer veriliyor. Bu bölümde, yazarın yaşamıyla ilgili bilmediğimiz pek çok bilgiye ulaşıyoruz.


“Aziz Nesin Bir Vatan Haini Miydi?” başlıklı bölümde, Aziz Nesin’in yaşadığı baskılar, gözaltılar, toplamda beş buçuk yıl süren ve çoğu haksız yere yatılmış hapislik dönemi ele alınıyor ve Aziz Nesin’in kendisiyle ilgili yapılan suçlamalara verdiği cevaplara, bu suçlamalara ilişkin düşüncelerine yer veriliyor.

 

“Sülüman’a Açık Mektup” başlıklı bölümde, Aziz Nesin’in, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’e kendisine haksız yere yapılan baskı ve suçlamalara ilişkin bilgi vermek, biraz da yaşananların saçmalığını dile getirmek amacıyla yazdığı, kimi zaman mizah içeren yazılara, mektuplara, bölümün sonunda “Aman Sülüman” başlıklı bir şiire yer veriliyor.


“Yazar Ne Yazar Ne Yazamaz?” başlıklı bölümde, Aziz Nesin’in “Niçin?” yazdığını, yazdıklarıyla neyi amaçladığı, yazarken nelerden beslendiğini ve yazarlığına ilişkin pek çok bilgiyi yine Aziz Nesin’in kendi anlatımıyla öğreniyoruz.


Kitabın “Kalem Kavgaları” başlıklı bölümünde, Aziz Nesin ve Peyami Safa’nın tartışmalarına yer veriliyor. Bu tartışmalarda gerilimin dozu gittikçe artıyor ve en son tartışmalarda Aziz Nesin’in ifadesine göre, geçmişine ilişkin çarpıtılmış bilgilerin MİT tarafından Peyami Safa’ya servis edilmesiyle Aziz Nesin Peyami Safa’nın iftiralarına maruz kalıyor. Aziz Nesin açıklamalarının devamında Peyami Safa’nın suçlamalarının neden iftira olduğunu gerekçeleriyle açıklıyor.


“Tezler Antitezler” başlıklı bölümde, Necip Fazıl’la Aziz Nesin’in ilişkilerine, bunun yanında Necip Fazıl’ın Sosyalizm ve Komünizm ile ilgili düşüncelerine yer veriliyor.


“Necip Fazıl’ın Nefis Muhasebesi Ve Aziz Nesin Hakkındaki Kıymet Hükmü” başlıklı bölümde, Necip Fazıl’ın kendi sorduğu sorulara yine kendisinin verdiği kısa cevaplara ve “Büyük Doğu” dergisinin Aziz Nesin’le yaptığı röportaja yer veriliyor. 


“Aziz Nesin’de Ölüm Korkusu” başlıklı bölümde Aziz Nesin’in ölüm konusundaki görüş ve düşüncelerine, Sivas Katliamı’nda ölümden dönüşüne, yaşadığı kalp krizi sırasında ve kriz sonrasında hissettiklerine ve düşündüklerine, ateist bir yazar olarak ölümden korkmasının nedenlerine ilişkin Aziz Nesin’in kendi açıklamalarına yer veriliyor.


Kitabın “Ve O An” başlıklı bölümünde Aziz Nesin’in ölümünün nasıl gerçekleştiği çeşitli tanıklıklarla anlatılıyor.


Kitabın “Ardından Söylenenler” başlıklı bölümünde, Aziz Nesin’in ölümünden sonra yapılmasını istediği şeyleri içeren vasiyetine, döneminin siyasilerinin (Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk, Tansu Çiller, Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz, Nusret Demiral) Aziz Nesin hakkındaki taziye mesajlarına ve Aziz Nesin’in ölümünden sonra yapılanlara yer veriliyor.


“Ölümüne Sevinenler Yahut Sevinir Gibi Görünenler” başlıklı bölümde, Aziz Nesin’in ölümünden sonra İslamcı gazetelerin yazarlarının Aziz Nesin hakkındaki kimi eleştiri sınırlarını aşmayan kimi ise eleştiri sınırlarını aşarak hakarete varan değerlendirme yazılarına yer verilmiş. 


“Bir Baba Ve Bir Koca Olarak” başlıklı bölümde, Aziz Nesin’in ilk eşi Vedia Hanımdan olan en büyük çocuğu Oya Nesin’in ve Aziz Nesin’in ikinci eşi Meral Çelen’in Aziz Nesin’le ilgili duygu ve düşüncelerine, Aziz Nesin’le ilişkilerine yer verilmiş. 


“Aziz Nesin’le Görüşmem Ve Sonrasında Gelişen Olaylar” başlıklı bölümde, kitabın yazarı Murat Malay’ın Kadınca dergisinde çalışırken, Türkiye’nin tanınmış mizah yazarı Aziz Nesin’le röportaj yapmaya karar verişi; Aziz Nesin’i arayıp randevu alması; fotoğraf çekmesi için yanına aldığı Cafer adlı arkadaşı ile Çatalca’daki Nesin Vakfi’na gidiş süreci; röportaj gerçekleşirken yaşananlar ve Aziz Nesin’in çeşitli konulardaki görüş ve düşüncelerine yer verilmiş. 


Kitabın “Aziz Nesin’le Son Uzun Röportaj “başlıklı bölümünde, kitaba ismini veren ve kitabın yazarı Murat Malay’ın ölmeden önce yazarla yapılan son röportaj olduğunu iddia ettiği, bana göre biraz acemice olan ve Murat Malay’ın da bunu itiraf ettiği röportaja yer verilmiş. 


Kitabın son bölümü olan “Ek” bölümünde, Aziz Nesin’in çeşitli konulardaki görüşlerine ve anılarına kısa kısa yer verilmiş ve kitap Nesin’in “Son İstek” adli şiiriyle sonlandırılmış.


Kitabı bitirdiğimde, başta da belirttiğim gibi, yöntemine ve yaklaşımlarına, bakış açısına katılsak da katılmasak da devlet imkanlarıyla zor şartlarda yetişmiş, halkına olan vefa borcunu ödemeye çalışan, toplumunu sert bir üslupla sivri bir dille ve kendisine yakışır şekilde kara mizahla uyarmaya çalışan, yüz on eserin (boyu kadar kitabın) sahibi olan, sevgiye olan açlığı ömrü boyunca bitmeyen, çoğu zaman anlaşılamamış, anlaşıldığında da yanlış anlaşılmış olan, prensiplerinden, değerlerinden ve doğru bildiklerinden vazgeçmeyen inatçı bir Aziz Nesin gördüm. Aziz Nesin’in zaaflarını, kendi olma ve kendi kalma çabasını, zor şartlarda verdiği yaşam mücadelesini, ülkemizin ve dünyanın tanınmış mizah yazarı olmasına giden süreçte ne tür zorlukları aştığını daha iyi anladım.
Bunun yanında ülkemizin insanlarının, siyasilerinin, aydınlarının, yazarlarının ne kadar acımasız ve insafsız olduklarını, düşüncelerini benimsemedikleri, kendileri gibi düşünmeyen aydınlarını linç etmeye ne kadar meraklı olduklarını; mizahın gerçekten ne kadar ciddi bir iş olduğunu, ülkemizde mizaha konu olacak pek çok kara mizah konusu olay ve yaşantı olduğunu Aziz Nesin özelinde bir kez daha öğrendim.

 

Aziz Nesin’i daha iyi anlamak ve dünyaca tanınan, eserleri pek çok yabancı dile çevrilmiş, pek çok ödülün sahibi olan yazarımızı farklı yönleriyle tanımak istiyorsanız, bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

 

Murat Malay, Aziz Nesin’le Son Röportaj, Birharf Yayınları, 2006.