Ali Güney

27 Temmuz 2018

 

Şiir kitaplarıyla tanınan Murat Çelik’in öykü kitabı Epey Dünyadan Çıkış Yayınları tarafından yayımlandı. İlgiyle izlediğimiz mevsimlik öykü dergisi Öykülem’i arkadaşlarıyla birlikte çıkarmaya devam eden Çelik’in öykü kitabı, on iki öyküden oluşuyor.

 

Dil Arayışı

Epey’i okurken dikkatimi çeken ilk husus, anlatıcının dil arayışı içerisinde bir yapı kurmaya çalışması oldu. Devrik cümleler, yer yer kısa diyaloglar, diyalogların çevresini ören atmosferde hevesli bir anlatıcı tipi. Tırtıllı cümleleri seven bir dil anlayışı var desek daha doğru olabilir. Dil arayışı yer yer sorunlara dönüşebiliyor. “Bazen, Anlatamadığımızda” isimli öykünün ilk cümlesine dikkat, “Okul dönem sonu tatiline girmişti, son sınıftaydım, son döneme geçmiş olmalıydım normal şartlar altında.” Zamanın dili öykünün dilini belirler, evet. Gündelik dile (yer yer ‘sayko’ denilen gençlerin diline) yansıyan bir kimya teriminin (normal şartlar altında) kullanılması da yazarın tercihidir. Ama ‘son’ kelimesinin on dört kelimelik bir cümlede üç kez kullanılması da, yukarıda andığım tırtıllı alanlar oluşturabiliyor.

Epey’de şiir sesinin çok güçlü, öykü sesinin kısık olduğunu da düşünmedim değil. Bu durum, bir şairin öykülerini okurken yadırgatıcı olmayabilir. Ancak metinlerde şair sesin öykü sesini boğduğunu gördüm. Bununla birlikte anlatıcı, diğer türleri selamlayan bir esnekliğe sahip. Parçalı anlatımı yer yer kullanıyor.

Öykülerde, aile ilişkileri, taşra, hayatın acımasız yönü, kaba bir toplumda yaşayan gittikçe yalnızlaşan bireylerin hikâyesi anlatılıyor. “Duvar” isimli öyküde, arka mahallelerde bir çiftin başına gelenleri okuyoruz. Hayaller kuran bir çift ve özel anlarını izleyen gözler. Namus bekçiliğine soyunup, çifte saldıran inşaat işçileri. Olayın farklı açılardan işlendiğini gördüğümüz öyküde, anlatıcının öfkesi yer yer sezilir. Bu noktada öykülerde sıklıkla karşılaştığımız anlatıcıya değinmek isterim. Murat Çelik’in anlatıcısı bir “Lale Devri” anlatıcısı değil. Burada, öyküsünün hayatın soğuk yüzüne kapalı olmamasını kast ediyorum. Öfkeli, uyumsuz, yer yer muzdarip bir anlatıcı. Var oluş ile ilgili sıkıntılar duyan bir uyumsuz. Anlamak için uğraşan bir meraklı. Niçin sorusunun cevabını sürekli arayan bir bakışın sahibi.

“Kara Köseleleri Bağlarken” isimli öyküde bayram namazı için hazırlık yapan bir gencin hikâyesini okuyoruz. Yan komşusu ile karşılaşması, gün boyu başına gelenler, gündelik hayatta karşılaşılan her şeyi bir anlam kategorisine koyma çabası ve finalde yan komşunun vefat etmesi ile ilerleyen hikâye, bir şehrin öyküye izdüşümü olarak da okunabilir.

Kitabın öyküleri kendi içerisinde de bir kurguya sahip. Okurlar için “sürprizli” bir durum oluşturmuş yazar. Bence kitabın en güzel öyküleri ise, “Parçal” ve “Epey Zamanlar”.

 

Şimdiki Zamanlar ve Öykü

Günümüz öykücülüğünde bir yükseliş olması ile ilgili çeşitli görüşler mevcut. Öykü dergileri, öykü kitabı basmaya ağırlık veren yayınevleri, dergilerde yayımlanan öykü sayısındaki artış… Bununla birlikte bir nitelik sorunu da haliyle gündeme geliyor. Bu tartışmaların ortasında öyküye inanarak ve çabayla yol alan Öykülem’de özellikle “Umacı” köşesiyle zihin açıcı yazılar yazan Murat Çelik’in, öykü dünyasında adını daha sık duyacağımıza şüphem yok. Epey kitabının bir daha basılmamasını talep eden yazarın görüşlerini değiştirmesini umuyorum.

 

Epey, Murat Çelik, Dünyadan Çıkış Yayınları, Mayıs 2018.

 

Ali Güney – Özyaşam Öyküsü
1990 Konya doğumlu. Fen Bilgisi öğretmenliği okudu. Bilim eğitimi alanında Yüksek Lisans yaptı. Konya Bilim Merkezi’nde görevli. Evli. Ülkemizde, alanındaki ilk kitap olan Her Yönüyle Bilim Merkezi isimli kitabın editörü. Öyküleri ve yazıları Lacivert Öykü, Türk Dili, Post Öykü, Hece Öykü, Mahalle Mektebi, dergilerinde yayımlandı. İlk öykü dosyası üzerine çalışıyor.