Melek K. Turgay

1 Ağustos 2018

 

Anti-kahraman ve Anti-prenses serisini duymuş muydunuz? Peki, alıp okuma şansınız oldu mu? Olmadıysa, lütfen gözleriniz yazımda kalmaya devam etsin.

Her iki derlemede de hepimizin tanıdığı, bildiği ve sevdiği ünlü insanları, renkli ve eğlenceli çizimler eşliğinde çocuklara tanıtmak hedef alınmış. Bu insanlar genel olarak toplumsal olaylara duyarsız kalmamış, kendi uğraşı ile insanlara faydalı olabilmek için çabalamış, eserleri ve hizmetleriyle isimleri yaşatılan çok değerli kişilerdir. Kimisi sanatçı, kimisi yazar, kimisi politikacı.

Serinin bazı kitaplarının başında bulunan “Bizim” ibaresi ise, yalnızca bizim coğrafyamızdakileri belirtmek için dikkatimize sunulmuş. Cuk diye de oturmuş hani. Hoş bir his yaratıyor insanda.

Haydi, gelin Anti-kahraman serisinden Aziz Nesin’i kitabın önsözünden tanıyalım.

“Kahraman olmak için sihirli güçler mi gerekir? Güçlü olmak için kaslı kollar, sihirli bir kıyafet ya da maske şart mıdır? Gerçek hayatta sihirli güçleri olan süper kahramanlarla karşılaşmazsınız. Ama karşısına çıkan zorluklarla baş edip, hayallerini gerçekleştirmiş bir sürü ANTİ Kahraman var ve onları tanımalısın.” diye başlayan önsözü bizi heyecanla kitabın sayfalarını açmaya davet ediyor.

Ben okurken Aziz Nesin ile ilgili neler öğrendim neler. Hem de çizer İpek Okyar’ın şahane çizimleri eşliğinde.

Mesela Aziz Nesin’in gerçek isminin “Mehmet Nusret” olduğunu bilmiyordum. Babası Aziz Bey ve annesi Hanife Hanım ile büyüyen Mehmet Nusret, soyadı kanunu çıktığında babasının isteği üzerine nüfus müdürlüğüne gidip, orada kendilerine soy isim almaya gelen tanıdıklarını görmüş. Tuhaf bir şey fark etmiş onlara bakarken. Büyüdüğünde o günü şöyle anlatıyor.

“Herkes kendi soyadını seçtiği için insanların bütün utandığı duyguları ortaya çıktı. Dünya’nın en cimrileri “Eli açık,” Dünya’nın en korkakları “Yürekli,” Dünya’nın en tembelleri “Çalışkan,” soyadlarını aldılar. Kendime “Nesin” soyadını aldım. Herkes NE-SİN diye çağırdıkça, ne olduğumu düşünüp, kendime geleyim istedim.”

Böylece Mehmet Nusret Nesin olan değerli yazarımız ileride adını da kendisi seçecek ve Aziz Nesin olacaktı. Ailesinin isteğiyle önce askeri okulda, sonra kendi tercihi ile Güzel Sanatlar Akademisi’nde, “Geleneksel El Sanatları” bölümünde okudu. Sonrasında uzun bir süre askerlik yapan Aziz Nesin, bu işin kendisine uygun olmadığını anlayınca askeriyeden ayrıldı.

Evlendi Aziz Nesin. İlk eşinden Oya ve Ateş, ikinci eşinden ise, Ali ve Ahmet isminde çocukları oldu. Yaşamı boyunca pek çok eser ortaya çıkaran Aziz Nesin, askeriyeden ayrıldıktan sonra tüm zamanını yazmaya adamıştı. Yazılarını rahatça yazabileceği için artık çok daha özgür hissediyordu. Yazdığı hikâyeleri senaryolaştı, çizgi roman olarak yazıldı, çizildi, okundu, oynandı. En bilindik, kulaklarımıza pelesenk öyküsü “Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz” ın ismini ararken bir gecekondu mahallesinde, soğuk havada çamurda çıplak ayak futbol oynayan bir çocuk gördü Nesin. Çocuğa adını sordu. “Yaşar” diye cevap verdi çocuk. O anda kitabının adını bulmuştu.

“Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz.”

Aziz, çocukları çok seviyor ve çocuklar için bir şeyler yapmak istiyordu. Düşündü, düşündü ve en sonunda buldu. Elindeki bütün birikimle bir vakıf kurmaya karar verdi. Bir arazi satın alıp, çocukların hem oyun oynayacağı, hem de eğitim alacakları bir çiftlik evi yaptırdı. Nesin Vakfı’nın temelleri burada atıldı.

Nesin Vakfı’nın amacı; eğitim olanaklarından yoksun çocukların, tükettiğinden çok üreten, toplumsal sorumluluğu olan, özgüvenli ve özverili, kendini sürekli geliştiren, kendine ve dünyaya eleştirel gözle bakan, topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır.

Aziz Nesin’in çocuklarından Ali, matematik profesörü olduktan sonra çocukların bu konuda daha yeterli olmaları için çabaladı ve İzmir’in Şirince İlçesi yakınlarında Matematik Köyü’nü kurdu.

Aziz Nesin’in adı, hayalleri, fikirleri Nesin Vakfı’nda olduğu gibi, Matematik Köyü’nde de yaşamaya devam ediyor.

Aziz Nesin 6 Temmuz 1995’de aramızdan ayrıldığında seksen yaşındaydı. Dini cenaze törenleri istemeyen Aziz Nesin, kurmuş olduğu vakfın bahçesinde yatıyor. Yattığı yeri kimse bilmiyor. Şimdi o bahçede çiçekler açıyor. Çocuklar koşuşturarak, neşeli oyunlar oynuyor.

Aziz Nesin’in ışın kılıcı, pelerini ya da koruyucu maskesi yoktu. Yalnızca doğru bildiğini şakacı bir dille yazan kalemi vardı. Çocukları çok ama çok sevdi. Yazdı, yazdı, yazdı…

 

Yazar: Irmak Bahçeci, Çizer: İpek Okyar, Notabene Yayınları, Anti Kahraman Serisi.

 

Melek K. Turgay – Özyaşam Öyküsü
1983 yılının ilk günü dünyaya geldi. 90’lı yıllarda çocuk olabilmenin keyfini sürdü. Sonra büyüdü, okumayı öğrendi, harfleri çözdü. Okumayı sevince, yazmaya tutkuyla bağlanmak kendiliğinden geldi.
Öğrenim hayatı rakamlarla dolu olsa da, kelimeler her zaman daha değerli oldu. Bir süre dublaj yaptı, yerel radyolarda neşeli programlar sundu. TEGV de çocuklara masallar okudu. Uzun yıllardır büyük bir yayınevinde keyifle çalışıyor. Büyüklerin dünyasında yorulduğunda ise arka bahçesine geçip, çocuk kitapları okuyarak dinleniyor. Karnellayı Çağıran Ses isimli çocuk kitabı Pötikare Yayıncılık tarafından 2017’de yayımlandı.