Dişlerimizin arasına alıp

Acımıza iyi gelmesini umarak ısırdık,

Tatlılarımızın içine gizli bir tarif olarak ekledik,

Nane ve limonun şifasına ortak ettik.

Sanki o bizdendi, biz ondan.

Şiirimize de hemen hemen her şairin elinden girmiştir

Bazen sevmenin

Bazen ayrılığın karanfili.

Bazen de

Nazım’ın Bursa cezaevinde

“Saksılarda hâlâ tek tük karanfil bulunursa da 

ovada güz nadasları yapıldı çoktan, 

tohum saçılıyor”  diye

 dışarıya olan özlemini kokusunda taşıyor karanfil

 

Belki bir vapur seferinde yazmıştır Kaptan bu şiiri, kim bilir

“Gözlerin kaç gece eder 

Dudakların kaç karanfil 

Gülünce sehpalar devriliyor 

Kızgınlığın kaç yanardağı

“Atilla İlhan”

“Gözlerinde yıldızlar gezdirdiğin zamanlardı 

gövdenden gövdeme akan bir karanfil gecesi 

denizine geldiydim senin 

kendimi seninle değişmek için

”Birhan Keskin”

 

Cevaptır Bazen Karanfil

Yarin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil,
Gönlüm acısından bunu bildi!”
diyen

Ahmet Haşim’e

O kızıl bir deniz bense tenhayım

Onda umut, bende yalnızlık büyür..

Ne dünya sonsuzluk, ne ben dehayım,

İçimde sadece şairler uyur..

Bütün şiirleri söyleyen benim

Bütün çiçeklerin adı Karanfil

Her akşam bir yaprak olur kefenim Haşim,

bu bir alev damlası değil. “ diyerek cevap vermektedir

Nurullah Genç

 

Yeri bulunmayan bir yere de konulamayan Karanfil

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi …

Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

Yerçekimli Karanfil / Edip Cansever

 

Karanfil özlem ve özlemi duyulan her şey oluveriyor ‘Usta’ eller karşısında

Karanfil kokuyor cıgaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…”

Ahmed Arif

 

“Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil

Onda seni kokladığımdan bunca güzel.“

Aziz Nesin

 

“Konuşuyorsun, kanatlı bir karanfil dudakların. 

Gözlerin iki dağ suyu güldükçe köpüklenen 

İndiriyorsun kirpiğini upuzun bir güz. 

Bir kapı önündeyim, girsem suç, gitsem ayaz.”
Şükrü Erbaş

 

“Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları 
Atlanın gidiyoruz.
Buğulu bir şafak vakti yeniden düşüyoruz yollara
Eski zamanlarda olduğu gibi
Dersimiz tarih.

Unutmayın kaldığımız yeri 
yenilmedik daha”

Murathan Mungan

 

Paylaş
Önceki İçerikİzmir Öykü Günleri 16 Şubat’ta Başlıyor. Onur Konuğu Cemil Kavukçu.
Sonraki İçerikEdebiyatta Yaratıcılığın Öyküsü
Avatar
24 Aralık 1988’de İstanbul’da doğan Emrullah Alp Mardinlidir. İlkokul ve lise yılları İstanbul’un Avcılar semtinde geçti. Konya Selçuk Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünden 2008 yılında mezun oldu, daha sonra Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdi. Birçok dergide şiirleri yayımlanan Emrullah Alp’in ilk şiir kitabı "İçimden Hiçime" 2013 yılında, "Kekeme Kırıntı" ise 2017 yılında okurla buluştu.