Arzu Eylem

7 Haziran 2018

 

Teknolojinin hayatımızı çevrelediği, sanal oyunların, sosyal medyanın ve televizyonun zamanımızı kapladığı bu dönemde çoğu insanın en çok önemsediği şey uyum. Hayata, topluma, çağa uyum sağlayamamak olumsuz bir durummuş gibi gösteriliyor. Ne kadar uyarsak o kadar iyi, deniyor. Uyum sağlamaya çalışırken ruhumuzdan, düşüncelerimizden, istediklerimizden ve hayallerimizden ne çok vazgeçiyoruz. Düşünme şeklimiz uyum üzerine kurgulandığından gerçekten düşünüp düşünmediğimizi bile bilmiyoruz.

Bu yüzden gün geçtikçe sosyal bilimlere ilgi azalıyor. Disiplinler içinde en büyük incinmeyi felsefe yaşıyor. Felsefi düşünme küçümseniyor, bilgi çağında anlamsızlaştırılıyor. İnsanlar felsefenin gerçekten ne anlama geldiğini de unutuyor.

Bilseydik, sahiden düşünseydik evren bize küsmezdi sanırım. Düşünme öğrenilen bir şey öyleyse. Çocuklukla başlayan bir süreç. Son yıllarda Türkiye’de de sıkça duymaya başladık: “Çocuklar İçin Felsefe” seminerlerini. Çocuklar için felsefe, Amerika’da 1970’li yıllarda Matthew Lipman öncülüğünde başlamış. Öncesinde felsefe akademik bir disiplin sayıldığından çocuklara öğretilemeyeceği düşünülüyormuş. Kabul görmesi epey zaman almış. Çocuklarla felsefede pratikteki en temel sorun yetişkin eğiticinin rolü olmuş. “Felsefi düşünme herhangi bir düşünceyi benimsetme çabasına girmeden, çocuğu özgür düşünmeye çağırarak nasıl gerçekleştirilir?” sorusu temel alınmış.

Çocuklara yazılan felsefe kitaplarının sayısı da artmaya başladı. Ya filozofları tanıtan kitaplar bunlar ya da düşündürücü hikâyeler. Yakın zamanda bir yöntem kitabı da yayımlandı. Thomas E. Wartenberg’in Küçük Çocuklar İçin Büyük Fikirler’i. Senem Kurtar ve Kadir Gülen’in çevirisiyle Türkçeye kazandırılan kitap çocuk edebiyatıyla felsefe öğrenimini öneriyor. Wartenberg’in kitabı konu üzerine düşünmekle yetinmiyor. Felsefeci yazar, kendi oğlunun sorduğu sorulardan yola çıkarak deneyimlerini paylaşıyor. Sorulara cevap veren yetişkinlerin düşebileceği tuzaklara dikkat çekerek, öyküler yoluyla çocuklara düşünmeyi nasıl öğretebileceğimize ilişkin öneriler sunuyor.

Kitap öncelikle çocukluğun ne olduğu üstünde duruyor. Çocuk nedir? Kime çocuk denir? Çocukluk biyolojik bir evre mi yoksa bir ruh hali mi? Wartenberg’e göre çocuk,  kendisini çocuk diye nitelemez. Çocukluğun en önemli belirtisi yaşamın her anını önemsemesi, zaman algısının bütünsel olması. Bunun yanı sıra giriş bölümünde Senem Kurtar, “Çocuklar, soruları, kaygıları, arzuları, korkuları olan varlıklardır (s.11)” diyor.

Thomas Wartenberg’e göreyse, “filozoflar dünyaya dair sorular sorarken çocukluk tavırlarını korurlar.”

Bu yüzden felsefeye başlamak için en iyi zamanın çocukluk olduğuna inanıyor Wartenberg. Çocukları sıkmamak, dikkatlerini bir noktada toplamak için onlara öykü anlatmayı seçmiş. Bu yöntemin çocukların ilgisini artırdığını söylüyor. Üstelik kendisini öğretmen değil, “yürütücü” diye tanıtıyor. Eğitimine “öğrenci-merkezli öğretim” adını veriyor.

“…tek amacımız çocuklara, birbirleriyle verimli tartışma yapabilmeleri için yardımcı olmaktır. Küçük çocuklar doğuştan filozof olsalar bile, meselelerin akranlarıyla tartışılmasına hazır olarak doğmazlar (s.37).”

Çocukların sorularını dinlemek, onları ciddiye almak en önemlisi Wartenberg’e göre. Her şeyden önce onlardan öğreneceğimiz çok şey olduğunun bilinciyle yaşamamız gerekiyor . Kendimizi öğretici, eğitici konumuna yerleştirip çocukların sorularını geçiştirmekse genelde yaptığımız yanlışlardan biri yazara göre. Çocuğa keskin tutumlu cevaplar vermek yerine öykü anlatmak, aklındaki soruya dair düşünmesini sağlamak, kısacası “gerçek bir tartışma başlatmak” kitabın önerdiği yöntem. Wartenberg yöntemini anlamamız için felsefenin neliğinden bahsetmek zorunda hissediyor.

“…felsefi soruları tartışmanın amacı, doğru yanıtı öğrenmek değildir; (…) yaptığınız şeyi düşünmek için sağlam nedenler ortaya koyarak düşüncelerinizi savunmaktır.(s.44)”

Kitaptaki en yararlı bölüm Felsefe  “Oyun”u. Tartışmaya yön verecek “oyun”un kurallarını anlatıyor yazar. Alıştığımız eğitim şeklinin dışında, zor bir yere bırakıyor bizi. Çocukların kendi fikirlerine yoğunlaşıp tartıştıkları bir yere.

Felsefenin, ne düşündüğümüz değil neden öyle düşündüğümüz hakkında konuşmak olduğunu hatırlatan Thomas E. Wartenberg, çocuklara zihin felsefesi, etik, estetik ve çevre felsefesi gibi felsefenin alt başlıklarını tanıtacak bir giriş dersi verilmesinden yana. Her felsefe içinse bir öykü belirlemiş.

“Öyküler” bölümünde, etik öğretimine Ejderhalar ve Devler’i,  toplumsal ve politik felsefe öğretimi için Frederick’i, metafizik öğretime Önemli Kitap’ı, zihin Felsefesine Oz Büyücüsü’nü, çevre felsefesine Cömert Ağaç’ı, epistemolojiye Geyik Morris’i, dil felsefesine Tavşan Knuffle’ı, estetik içinse Emiliy’nin Sanatı’nı yöntemleştirir.

Bu yüzden kitap küçük çocukları dolaylı, yetişkin çocuklarıysa doğrudan ilgilendiriyor.

Öyleyse oyuna biz de katılalım. Hiç kış için renk ve kelime topladınız mı? Sizce bir toplumun şaire ihtiyacı var mı? Varsa şiir ne işe yarar? Elma yuvarlak olmak zorunda mı? Gökyüzü neden mavi? Yaşam nasıl başladı? Bir ağacı neden severiz? Yaptığınızda cesur olduğunuzu düşündüğünüz şey nedir? Birini gerçekten sevip sevmediğinize nasıl karar verirsiniz?

Büyük fikirler sadece küçük çocuklar için değil, hepimiz için bir düşünme yolculuğu. Wartenberg, Sokrates’in insanların doğuştan her şeyi bildiği inancına eş olarak, çocukların doğuştan filozof sayılacağını söylüyor. Bu görüşü iddialı bulabilirsiniz ama kitap çocukluğumuza ve çocuklarımıza başka türlü bakış deneyimi.

Ne de olsa hissetmek için bir kalbe, düşünmek içinse bir beyne ihtiyacımız var.

 

Küçük Çocuklar İçin Büyük Fikirler, Thomas E. Wartenberg, Sentez Yayıncılık, 2018, Çev. Senem Kurtar & Kadir Gülen

 

Arzu Eylem – Özyaşam Öyküsü
1980’de Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 2002 yılında mezun oldu. Eleştiri yazıları ve öyküleri pek çok dergi ve kitap ekinde yayımlandı. Sabır Ağacı ve İpek Gönül adlarında iki öykü kitabı bulunmaktadır.