Kanadalı feminist yazar Margaret Atwood’un kaleme aldığı Damızlık Kızın Öyküsü, çok sıra dışı bir roman. O kopkoyu karanlığıyla faşizmin, ne menem bir şey olduğunu anlamak istiyorsanız, bu üstopik başyapıtı mutlaka okumalısınız.

Kanımca kitabın uzunca alkışı hak eden en vurucu kısmı, faşizmin tüm çirkinliklerinin ustalıklı bir anlatımla ortaya konulması! Yazar, Gilead’a sinsice örtülen, kara faşizm pelerininin altına okuyucusunu hızla çekip, canını bir hayli yakıyor doğrusu. Atwood, totalitarizme doğru koşarak yol alan insanlığı uyarmak için, “Damızlık kızın öyküsü” kitabıyla, adeta haykırıyor. Üstelik koşuşun bütün nedenlerini, kitabında açık ve seçik göstererek. Analizlerine çok değer verdiğim psikanalist ve filozof, S. Zizek, Roma filmini değerlendirdiği yazısında özetle, “Roma filminin sıkı bir alkışı hak ettiğini ama tamamen yanlış gerekçelerle alkış tutulduğu fikrinden bir türlü kurtulamadığını” belirtiyor. Yazısını, T.S. Eliot’ın Katedral’de Cinayet’te söylediği üzere, “En büyük günah yanlış bir gerekçeyle doğru şeyi yapmaktır,” diye bitiriyor.* Ben de Damızlık Kızın Öyküsü için çok benzer düşünüyorum doğrusu. İşte bu yüzden kitap övgüyü feminizmden ziyade, tek tip kıyafetleri, militarizmi, bağnazlığı, dini törenleri, özellikle ikna okulları ve iknacı teyzeleriyle faşizmi görünür kıldığı için daha çok hak ediyor bence.

Şayet okuyucu bu noktayı gözden kaçırırsa, kitabı okurken hiç de istemediği bir alana savrularak, çok çekiç yemiş keskin bıçak gibi bileylenip kutuplaşabiliyor. Kurguda oluşturulan distopya, o kadar ağır ve katlanılmaz ki, bu durum bazen okurun kendiyle yüzleşmesine bile engel olabiliyor. Eğer okur kolaya kaçıp kendiyle yüzleşemezse, ezilmişliğin nedenlerini hemen başkalarına yüklemeye çalışıveriyor. Kitabı okumak için doğru kapıdan girmezsek, (özellikle kadın okuyucu) karşı cinsle kıyasıya bir hesaplaşma kaçınılmaz. Tabii ki, kitap hesaplaşmayı da kapsıyor ama bu bir sonuç, neden değil. Buradan yola çıkarak, tüm dünyada insan hakları ve özellikle kadın haklarındaki hızla geriye gidişin kitabın esin kaynağı, daha doğrusu yazılma nedeni olduğunu söyleyebilirim.

Yazar, Damızlık Kızın Öyküsü’nü, üstopya (yazar üstopyanın isim annesi) tarzında yazdığını belirtiyor ve ardından tanımlıyor. “Ütopya ve distopyanın birlikte yer aldığı ama özellikle kurmacalarda oluşturulan distopyaların, gerçek hayatta da yaşanır olması” diyor. Kurgu üstopya olarak incelendiğinde, M. Atwood’un gizemli ama dört dörtlük bir anlatımla Mormonlar’ı, Gilead halkı olarak kurguya yerleştirdiğini görüyoruz. Yazarın bu benzetmesine hayran olmamak elde değil. Bu arada Kuzey İsrail’de halen Gilead adında bir bölgenin var olduğunu, İbranice bir erkek ismi olduğunu da bilgilerimizin arasına eklemek gerek.

Mormonlar, Atwood’un kitapta da vurguladığı üzere, A.B.D.’nin Utah eyaletinde yaşayan, poligaminin (bolca üremek ve dünyadaki Mormon sayısını artırmak hedefiyle) serbest olduğu, genellikle tek tip giyinen, misyoner rahiplerinin ve rahibelerin kadınları poligamiye ikna ettikleri, alkol, tütün ve kola gibi vücuda zararlı olduğunu düşündükleri maddelerin tüketiminin yasak olduğu büyükçe bir topluluk.**

Yazar Gilead’ta, muhtemel bir nükleer savaş ve çevre felaketi sonrası, yiyecek kıtlığının olduğu ve insanların da kısırlaşmaya başladığı bir ülkeyi tasvir ediyor. Bu nükleer savaşın, yazarın çevre duyarlılığı ile birlikte, “Armagedon Savaşı”na da ironik bir atıf olarak yorumlanması yanlış olmayacaktır kanımca. Din eliyle Gilead’a hakim olan faşizm aslına bakarsınız, yalnızca kadınları değil erkekleri de, yani iki cinsi de mağdur ediyor. Kitabın anlamlı ve güzel kurgusunun tam da bu nedenle çokça takdiri hak ettiği düşüncesindeyim.

Yazar, Gilead’ta insanların ve kadınların isimsiz, benliksiz birer robota dönüşmesini adeta kamera arkasından seyrettiriyor bizlere. Okurken filme çekileceğine dair bir fikriniz oluşuyor zaten. Çoğumuzun da bildiği gibi kitabın, bol ödül almış bir dizi filmi de yapıldı.

Romanın ilk yayını 1985 yılında yapılmış. Yaklaşık otuz beş yıl sonra, 2019’un Eylül ayında “The Testaments” adıyla devam kitabının da okuyucuyla buluşacağını duyurdu M. Atwood.

Damızlık Kızın Öyküsü’nün epey sert bir kitap olması, freni boşalmış bir otomobille yokuş aşağıya inerken, görünmez koca bir duvara hızla çarpmış hissini uyandırıyor okuyucuda. Bu çarpışma, içinizdeki sessiz yaraların, naralar atmasına ete, kemiğe bürünerek dillenmesine neden oluyor. Hissettiğiniz acıyla kitabı elinizden fırlatmayı bile aklınızdan geçirebiliyorsunuz.

Kitapta bazı cümleler sizi rahatsız edebiliyor, şüpheye düşüyorsunuz bu yazarın fikri mi acaba diye? Sonra Offred’in “Güvenilmez anlatıcı” olduğunu hatırlıyorsunuz. Aynı zamanda, kitabın protogonisti Offred. İsimler üzerinden bir irdeleme yaparsak, Offred, Fredinki anlamına geliyor. Damızlık kızların isimleri zaten yok! Komutanlarının isimleriyle anılıyorlar. Fredinki, Gleninki gibi. Offred’in bir diğer anlamı da “Kurban.” Yazar karakterlerin isimleriyle, vermek istediğini ustalıklı ve çarpıcı bir şekilde veriyor diğer eserlerinde de olduğu gibi. Komutan Fred’in eşi, Serena Joy isimli bir televizyon yıldızı. Serena, neşeli ve parlayan anlamına gelen bir isim. Joy’da sevinç ve neşe kaynağı demek. Doğrusu bir yıldıza yakışacak en güzel isim ve soyadı. Gilead hızla faşizme giderken, Serena Joy’un, televizyondan kadınlara defalarca çağrı yaparak çalışmamaları, evde oturmaları ve çocuk doğurmaları gerektiğini söylemesi, hatta ikna etmek için çaba göstermesi, kitabın kurgusunun doruğa ulaştı noktadır kanımca. İçimizi sızlatan bir ironiyle! Serena Joy’un bu çağrıyı, sonucun ne olacağını öngörmeden yaptığını düşünmeyi, şiddetle istiyorsunuz o satırları okurken.

Kitapta, Orwell’ın 1984’ünden, Ursula K. Le Guin’in Karanlığın Sol Eli’nden ve R. Bradbury’nin Fahrenheit 451’inden kapalı montaj tekniğiyle yerleştirmeler belirgin. Özellikle yazarın, Fahrenheit 451’in hayatında “Okuduğu en iyi bilim kurgu” olduğunu söylemesi ve kitabı yazarken esin kaynağı olduğunu belirmesi de bu tekniği kullandığını doğruluyor.

Damızlık Kızın Öyküsü, yazarın bizlere distopyaların da gerçekleşebileceğini, berrakça duyurduğu acı bir çığlık. Duyun bu çığlığı.

 

*  www.diken.com.tr

** https://dergipark.org.tr

 

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood, Çev: Sevinç AltınçekiçÖzcan Kabakçıoğlu, Doğan Kitap, 2017.