Nemrut aynı zamanda tek dile son veren

ve bütün farklılıkların yeşermesine neden olan kişidir.

Antoni Casas Ros

Aslı Tohumcu’nun Durmadan Leyla adlı eseri bu ay okuyucusuyla buluştu. Metin, başından sonuna dek iki mekân içinde, tek anlatıcıyla yazılmıştır. Yazarın kurmaca bir metin oluşturduğunu ilk sayfalardan itibaren görmek mümkün. Teknolojinin ilerlemesiyle günlük hayatın içerisine internet, facebook, cep telefonu, sosyal ağlar gibi sözcükler ve birtakım oluşumlar girmiş, bu sözcükleri metinlerinde kullanmaya çalışan yazarların ikilemde kalarak  edebiyata yerleştirememeleri metnin başarılı olmasının önüne geçmiştir. Fakat Tohumcu bu eseriyle, günümüzü, sorunumuzla yüzleştirerek netlik olgusu içerisinde aktarmayı başarmıştır.

Tohumcu, toplumdaki cinsiyetçiliğe kurmaca edebiyatla başkaldırarak mizahi bir söylemde bulunmuştur. Kadının ataerkil toplumda nasıl algılandığını, kadına yapılanların yazıya dönüştürüldüğünde ne tür tepkiler verildiğini dile getiren Tohumcu’nun bu eseri, nesneleşen kadını özneleştirme mücadelesinin açık bir metnidir.

Eser; Eros-Haberci, Dişi-Evren-Başak, diyaloglarıyla farklı iki mekân içinde anlatılmıştır. Bu mekânlar “gerçeklik-rüya” veyahut “içsel yaşam isteği-dışsal yaşam zorunluluğu” olarak da nitelendirilebilir. Mitologlardan Eros’un da metin içinde karakterize edilmesi elbette ki bilinçli bir şekilde oluşturulmuştur. Eros, Ali Canip Olgunlu’nun “Mitostan Logosa” adlı eserinde şöyle ifade edilir: “Eros, cinsel tutkunun soyutlanması olarak gösterilir. Çünkü eski Yunanlılar onu kontrol altına alınmayan cinsel arzuların, düzenli bir topluma zarar getirmesinden korktukları için onu elinde okla dolaşan kanatlı bir bela olarak betimlemişlerdir.” (2012, s.70). Öte yandan, güçlü cinsel isteğin Eros’un kontrolünde olmasıyla ensest ilişkiye bile göz yumması söz konusudur. Bu durumu Tohumcu da metnin sonlarına doğru şöyle belirtir: “İster tek gecelik, ister ömürlük yaşarım aşkımı. On sekizimde de, kırkımda da. Kadınla da erkekle de. İstersem aynı anda bir-ikisiyle, hatta üçüyle. Kime ne!” (2018, s.181). Bu ifade; Antoni Casas Ros’un “Enigma” adlı eserindeki Joaquim, Naoki, Ricardo, Zoê adlı karakterlerin bir arada yaşadığı cinselliği de hatırlatmıştır.

Metin, topluma yerleşen kadına dair kalıcı söylemlerin yıkıma uğraması gerektiğine fazlasıyla değinmektedir. Cüretkâr bir tavır sergileyen Tohumcu’nun kadınla ilgili düşünülen ve fiile dönüşen eylemlere değil de apaçık yazılan yazılara tepki gösterilmesini de yer yer eleştirmiştir. Merkezinde kadınlık kavramı üzerinde durulan metin, toplumun birtakım sorunlarına da yer vermiştir. Siyasi birkaç göndermeye sahip olan metinde bazı sözcüklerin hâlâ rahatlıkla kullanılmadığı da yine gerçekçi bir tavırla ortaya koyulmuştur. Günümüz edebiyat düşüşünü de işleyen Tohumcu, sadece satır aralarında kalan “okudum” sözcüğüne de atıfta bulunarak okuyucuya kızgınlığını karakter ağzıyla aktarmıştır. Dergiciliğin ve yayıncılığın artık samanlıkta iğne aramak gibi olmadığının altını çizen yazar, meselesi olmayan ve bazı yerlere tabii olan, işlevini yitirmiş sektörlere de lafını esirgemez.

Durmadan Leyla, eserindeki karakter adının “Dişi” olması da toplumdaki kadın değer yargılarının ironik sorgulanması gerektiğini söyler. Özgün kaleme sahip olan Tohumcu bu ironik yaklaşımıyla direniş gösterir. Yüzleşmek durumunda olduğu dayatmalara başkaldırır.

Tohumcu, eserini aynı zamanda varoluşçuluktan da faydalanarak Sartre’ın “insan özünü kendisi yaratır” sözüne dayandırır. Bunu yaparken de metni, popüler imgelerden yararlanıp iç çatışmalarla, anlamsızlık ve cinsellik üzerine kurar. Kurgusunu da kadının kendini özgürce ifade etmesiyle açıklığa kavuşturur.

Tarihten günümüze pek çok toplumda, cinsellik erkek egemenliği üzerine kurulmuştur. Kadını bir eşya olarak gören toplumlarda, kadının cinsellikle ilgili herhangi bir hatası ölümüne yol açmıştır. Dolayısıyla da eril geleneğe bağlı olan kadınların bu bağlılıktan kurtulabilmesi için kendini algılama biçimini değiştirmesini bu eserle bağdaştırabiliriz. Tohumcu, bu eserinde bir nevi farkındalık yaratarak bağlı olunan eril geleneği yıkmak istemiştir.

Tarih öncesinden bugüne bütün medeniyetlerde, kadının cinsel obje olarak kullanıldığı, haz özgürlüğünü yaşayacak hiçbir hakka sahip olmadığını Eric Berkowıtz “Sex ve Ceza” adlı eserinde yaptığı araştırmalarıyla ifade etmiştir. Erkeğin, kadına yapmış olduğu herhangi bir cinsel suçtan ötürü, erkeğe verilecek olan cezanın aslında kadın için değil, başka bir erkek için verildiği birçok örneklerde görülmüştür. Bunlardan biri “Ur-Nammu döneminde nişanlı bir bakireye tecavüz etmiş bir adam ölümle cezalandırıldı. Bu ceza, kıza karşı işlenen suçtan ziyade müstakbel damadın kıza sahip olacak ilk kişi olma hakkının elinden alınmasına işaret etmektedir.” (Berkowıtz, Sex ve Ceza, 2017, s.35). Tohumcu, bu eserinde “Dişi” karakterini birçok erkekle cinsel ilişkiye sokup, erkeklerin farklı ve bencil biçimde “Dişi”yi kullandıklarını göstere göstere belirtir. “Dişi” çareyi hemcinslerinde arar ancak orada da bulamaz. Burada da kadının, kadını anlamasına bir gönderme yapılarak varoluşun tekrardan gözden geçirilip sorgulanmasını sağlar.

Durmadan Leyla eserinde, günlük birçok soruna ironik bir biçimde yaklaşılmıştır. Yazar, bunu güncel dille bütünleştirerek özgün bir kurmacayla farklılığını ortaya koymuştur. Ön planda kadın karakterin tanrı tarafından yönlendirilmeyle birçok erkekle beraber olması anlatılsa da arka planda politika, cinsiyetçilik, feminizm, kadınlık, özgürleşme gibi birçok soruna değinmiştir. Dili de eril dilden sıyırmaya çalışarak feminizmin eski feminizm olmadığını, değiştiğini, daha da güçlenerek ön plana çıkan kişilerin söylemlerinin de eskide kaldığını ve ilerlediğini ifade etmiştir.

Son olarak Durmadan Leyla eserinin her sayfasında sorgulanması ve anlaşılması gereken yerlere rastlamak mümkündür. Eserin finali kurgunun en zayıf yönünü oluştursa da bütün olarak başarılı olduğu ortadadır. Kadınların kuşaklar boyu süren değişmez çizgisinin değişebileceğini, yazar bu eseriyle ortaya koymuştur.

 

KAYNAKÇA

BERKOWITZ, Erıc (2017), Sex ve Ceza, İstanbul, Kolektif Kitap Yayınları.

OLGUNLU, Ali Canip (2014), Mitos’tan Logos’a, İstanbul, Hükümdar Yayınları.

ROS, Antoni Casas Ros (2016), Eniqma, İstanbul, Sel Yayınları.

SARTRE, Jean-Paul (2016), Varlık ve Hiçlik, İstanbul, İthaki Yayınları.

TOHUMCU, Aslı (2018), Durmadan Leyla, İstanbul, İletişim Yayınları.

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/206815