“Bir fare yarasa gördüğünde bağırır: Aa! Bir melek!”

Michel Tournier, yaşamının bir kesitini ortak kullanıma açıyor Dışsal Günlük’te. Fotografik bir hafıza ile gazeteciliğin kayıt altına alma becerisini felsefeye taşıyan ve bilgiye dönüştüren bir günlük Dışsal Günlük. Gündeliğin sıradan karşılaşmaları içinde, zihnimizde sabitlenmiş kavramların deneyimle sınanması, ürettiğimiz mitlerin mizahla tersine çevrilmesi, aleni gelenin bilinmezlikleri ve muğlaklıkları, bilinmez ve muğlak bulunanın basitliği, nesneler, insanlar, tanıdıklar, yabancılar üzerine keyifli bir yıl dökümü. “Yeter ki neş’eniz ve hayata kabulünüz açık olsun” der gibi, gülümsemeyle, dışın ve dışarının karşılaşmalarına davet ediyor okuyucuyu.

Aynı zamanda çağrışımları davet eden ancak ortak bilgi sepetine de çalışan bir döküm. “Hayatının son 20 yılında afaziye maruz kalmış Valery Larbaud’un üç kelimesi” Dışsal Günlük için de kurulabilir: “Merhaba hayatın şeyleri!” Ancak Tournier’in yazarlık dehası “hayatın şeyleri”ni selamlarken yer yer ters köşeye yatıracak denli perspektifi tersine çeviriyor. Düşünmek dışarlıklı bir faaliyettir. En çok bunu hatırlıyoruz.

Bir yılın dökümü, ayların takvimden; kronolojik zamandan taşırılarak her birimizin öznel zamanına hediye edildiği bir başucu takvimi gibi. Günlük tutan tutmayan herkes için kitabın başlığı bir uyarı niteliğinde. Tournier dışsal olanın aracılığı ya da dolayımı ile izlenim, duygulanım, dışavurum kaynağı olarak günlüğün perspektifini bozuyor ve karşılaşmalarını, kendi çağırdığından çok, çağrıldığı yaşamı-nesnel dünyanın karşılaşmalarına ve bu karşılaşmalarla oluşan bilginin değerine taşıyor. Kışkırtmayı seven üslubu ile zekamızı felsefeye davet eden ve dışarlıklı nezaketini bizden esirgemeyen bir yazar var karşımızda.

“Başarılı bir yazar, metninin geride bıraktığı yazardır” nitelemesini en çok kendisi hak ediyor. Roman yazma nedenini “popüler ve sembolik bir form aracılığıyla felsefenin büyük derslerini erişilebilir hale getirmek” şeklinde tanımlayan, kurumsal-akademik felsefe tarafından kabul görüp diplomalandırılmasa da felsefe ile kendi yolundan yürümeye devam eden Tournier’in diğer kitaplarını da okumak ödül gibi gelecektir inanın.

Keskin mizahının ve humorunun dayandığı analitik zekayı, fotoğraf sevgisi ve gazetecilikten gelen görme biçimi ile buluşturmasıdır belki de güler yüzlü yazarlığının nedeni. Severek kabul ettiği yanı kırılganlığı: “Her insan sınavlardan geçiyor ve deneyimleriyle yara almaz hale geliyor bence. Ama genellikle onu tüketen bir Wunde Stelle’si, alkol, uyuşturucu, para, seks gibi zayıf noktası kalıyor. Politika bize her yıl örneklerini veriyor bu durumun. Gazeteci soruyor: ‘Peki Mösyö Tournier, ya sizin Wunde Stelle’niz nedir?’ Ejderha kanında yüzmediğimi, vücudumun her noktasının yaralanabilir olduğunu, baştan aşağıya Wunde Stelle olduğumu söylüyorum”(2017, 108). Açıklık yara almayı göze almaktır çünkü.

Dışsal Günlük, kavramlar, kalıplar ve ön kabullerin, çalımcı bir zekanın eleğinden geçtiği aforizma ve fragmanlardan oluşan, kolay okunabilen ancak aynı kolaylıkla tüketilmeye izin vermeyen bir kitap. Bir tersine çevirme ustası Tournier. Koşullanmayı ve alışkanlığı mizahı ve insan sevgisiyle ve nezaketiyle kırıyor.

“Tevazu zekanın işlediği formdur” cümlesini kurmama vesile olan isimdir aynı zamanda.

Edebiyat, politika, histerik adamlar, baca temizleyicileri, açlık-susuzluk karşıtlığının maneviyatlaştırıldığı kilise ritüelleri, zamana ve inceliklere dair tespitler, Rororo mucizesi, SS Nasıl Yapılır? Merak etmekten pişman olmayacağınız konuları sıralamakla yetinelim. Ya da evliliklerde kadın ve erkeğin statüsünden doğan tercihlerin istatistiksel sonuçlarında açığa çıkan mizahi tespitle partner seçimlerimize yeniden bakma ihtiyacı duyabiliriz. Ama Tournier’in en sevilesi günlük kaydının, postacısı Ghislaine’in jesti olduğunu söyleyelim ve gerisini kitaba bırakalım.

“(A)leni şeylerin keşfi deha gerektiriyor ama sonsuza kadar parlıyorlar!” diyen Torunier’in Dışsal Günlük’ünde, hayatın içinde ve ortasındaki karşılaşmalarla derinleşen bakışı tanıma fırsatı buluyoruz. İçe çekme değil dışa açılma diyebiliriz. Örneğin ağaçlar üzerine romantik fikirlerimize çizik atan bir tespitle: “Ağaçların birbirlerinden nefret ettikleri(ni), alanın ve ışığın tamamını kendilerine istedikleri(ni)” öğreniyoruz.

Son günlerde kaybettirilmeye çalışılan yaşam sevincini ve yaşama dair sevgiyi hatırlamak isteyenlere… Kitap kapağında sağ eli kalbinin üzerinde, gülümseyen bir bilge göreceksiniz.

“Adem sürülmemiş topraklarda büyüyen deli çiçeklere isim verme zahmetine girmemiş” diyen Tournier, en çok da o çiçeklere açıyor bakışımızı, tüm insancıllığı ile…

Dışsal Günlük, Michel Tournier, Çev: Simla Ongan, YKY Yapı Kredi Yayınları, 2017.