Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin, Sibirya’da sürgün günlerinde yazdığı, 1859’da yayınlanan Stepançikovo Köyü adındaki eserinde ince bir mizah anlayışıyla, insan karakterleri arasında kendiliğinden ortaya çıkan denge ve aşk anlatılmış. Başkarakter Foma Fomiç, yazarın Ecinniler adlı eserindeki kadar kötücül olmasa da oradaki Pyotr Stepanoviç Verhovenskiy’e karşılık gelir. İki karakter de şaşkınlık ve öfke yaratır okurda. Ama Pyotr, yalancı, hileci ve gözünü kırpmadan cana kıyabilen biridir. Foma ise uygun ortamı sezer sezmez hükümranlığını kuruveren bir şarlatan olabilir ancak. Tıpkı deha gibi aptallık da insanoğlunun yazgısı üzerinde aynı yararlı etkiye sahiptir diyen, insanlığa birbirinden güzel, türlü karakter çözümlemeleriyle dolu eserler bırakan ustanın, Dostoyevski’nin ruhu şad olsun.

Sergey Aleksandroviç, alaylı bir dille, roman boyunca General karısı diye andığı büyükannesinin, maiyetiyle birlikte dayısı Albay Yegor İlyiç Rostanev’in evine yerleşerek ona nasıl hükmetmeye başladıklarını anlatır.

Büyükanne, sürekli bencil, nankör ve saygısız diye hor gördüğü asteğmen oğlunun evlenme isteğine, konforunu kaybedeceği endişesiyle (cins köpekleri, dalkavukları vardır ve oğlunun o sıralar mülkü azdır.) karşı çıkmış ve kırk iki yaşındayken Genaral Krahotkin’le ikinci evliliğini yapmıştır.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Huysuz bir adam olan ve her fırsatta karısıyla acımasız biçimde alay eden general, uygunsuz bir durumla emekli olunca, maaş hakkını kaybeder. Üstelik son on yılını da kötürüm olarak geçirir. Her türlü giderlerini amcasından miras olarak Stepançikovo Köyü’nü devralan albay karşılamaktadır. General ölür. General karısı oğlunu görmektense ölmeyi tercih ettiğini söylemesine rağmen albaya haber verilir. Albay bütün harcamaları yaparak cenazeyi kaldırır. General karısı, Stepançikovo’ya oğlunun ekmeğini yemeye gitmektense kapı kapı dilenmeyi tercih edeceğini ve yapmayacağı daha pek çok şeyi söylese de binbir nazla niyazla oğlunu affeder, dalkavuklarıyla, köpekleriyle birlikte albayın evine, söylediğine göre oğlunu şöyle bir denemek niyetiyle taşınır.

Romanın odak karakteri, General karısının maiyetinde yer alan Foma Fomiç Opiskin’dir. Bu adam generalin yanına okuyucu olarak girmiş ve onun meddahlığını yapmış, geçmişte alay konusu olan romanlar yazmıştır. Kimsesizdir ve yaşamı acılar içinde geçmiştir. Boğaz tokluğuna genaralin türlü huysuzluklarına katlanmıştır. Bütün dostlarının kötü tabiatı yüzünden terk ettiği generali öldükten sonra şişire şişire anlatmış, mezar taşını süslü ifadelerle donatmış, onun can dostu ve arkadaşı olduğunu iddia etmiştir. Ancak general öldükten sonra General karısı, Foma Fomiç’e kimselerin anlam veremediği mistik bir şekilde bağlanmıştır.

Bize bu bilgileri veren Petersburg’da eğitim gören Sergey Aleksandroviç, on yaşından beri dayısının himayesindedir. Onun ne derece saf, temiz yürekli bir insan olduğunu bilmekte ve ona büyük sevgi duymaktadır. Sergey, dayısının yanından gelen birinden Stepançikovo’da tuhaf şeyler olduğunu duyar. Dayısına yazdığı mektupların cevapları da kapalı ve gariptir. Son gelen mektupta albay, Sergey’e, çok yoksul bir kız olan, albayın ölen karısının himaye edip okuttuğu, şimdi de albayın oğluna mürebbiyelik yapan güzel Nastenka ile evlenmesini önermektedir. Sergey, biraz merakından biraz da evlenme hevesiyle yollara düşer. Köye yaklaştığında albayı, ziyaretten dönen Bahçeyev’le karşılaşır. Bahçeyev’e göre albay, Foma Fomiç’ten, sakınması gerekirken karşışında susta durmaktadır. Albayın evi reçel kavanozuna üşüşen sinekler misali insan doludur. Albay, Foma’dan korktuğu için evlenememektedir. Zira albay Foma’yı dinlemezse General karısının ortalığı ayağıya kaldıracağı bellidir.

Sergey, kafası karışmış hâlde eve gider. Albayın onu ev halkına takdim etmek konusunda vakit kazanmak istemesi Sergey’in gözünden kaçmaz. Çay salonu oldukça kalabalıktır: General karısının hırçın bir kız kurusu olan ahretliği Matmazel Perepelitsina, Foma Fomiç, Sergey’in silik teyzesi, bir yıldan beri evde misafir olan uzak bir akraba İvan İvanoviç Mizinçikov, Pavel Semyoniç Obnoskin ve annesi, General karısının şakşakcısı iki yaşlı kadın ve akıl sağlığı yerinde olmayan ancak büyük bir miras sahibi olmuş, bu yüzden servet avcılarının takibe aldığı, generalin uzaktan akrabası Tatyana İvanovna. Albay, birkaç defa yeğenini Foma Fomiç’e takdim etme girişiminde bulunsa da Foma oralı olmaz. Üstelik General karısı Foma’yı kızdırmamak için torununa aşağılayıcı şeyler söyler. Olan şudur: Bir zamanların aşağılanmış, ezilmiş, acı çekmiş Foma Fomiç’i, uygun zemini bulmuş, türlü kaprislerle evde hüküm sürmektedir. Evin en iyi döşenmiş odaları ona ayrılmıştır. Her fırsatta, ev halkının önünde, biraz da baskın basanındır tarzında bir yaklaşımla lafını albayın ağzına tıkayarak, kaba ve bilgisiz olduğunu söylemektedir. Ama uşaklara hatta köylülere kaba davranma hakkını kendinde görecek kadar yüksek seviyede bilgilerle donanmış olduğuna açık açık belirtmekte ve her fırsatta övünmektedir. O mükemmeldir, bütün bunları albayı daha yüksek bir düşünce ve bilgi düzeyine çekmek, ruh asaleti kazandırmak için yapmaktadır. General karısı da zaten her şeyi Foma’nın gözleriyle görüp onun kulakları ile duymakta ve onun çekip gitmesinden ölesiye korkmaktadır. Foma, uşaklara tuhaf kıyafetler giydirmekte, onlara zulüm gibi gelen Fransızca öğretmeye çalışmaktadır. Öğrenme zorluğu çekenleri aşağılamaktadır. Ayrıca, albayın eve davet ettiği eğitimli kişileri de aşırı derecede kıskanmaktadır Foma Fomiç. Bir keresinde albaya bana bir gün boyunca “ekselansları” diyeceksiniz diye tutturacak kadar çılgındır. Bunu albayın kibrini kırmak için istemektedir. Foma Fomiç ve General karısı Tatyana İvanovna’yı albayla evlendirmek, böylece, yerlerini sağlama almak için getirmişlerdir. Oysa albay ve Nastenka birbirlerini sevmektedirler. Bunun farkında olan üçlü, kızı evden uzaklaştırmak istedikleri için albay, çareyi Nastenka ile Sergey’i evlendirmekte bulmuştur. Kendisi de sırf her şey yoluna girsin, ev huzur bulsun diye, ne yaptığını ne konuştuğunu bilmeyen Tatyana İvanovna ile evlenmeye razı olacak kadar bezmiştir hayatından. Ancak bazı gelişmeler olur. Servet avcısı Pavel Semyoniç bir gece Tatyana İvanovna’yı kaçırır. Sürekli albayı takip edem Foma da onu bahçede Nastenka’yla öpüşürken görür. O sabah ev halkının önünde Nastenka’nın iffetini karalamaya kalkınca albayın gözü döner, ondan hiç umulmayan bir şey yapar: Foma’yı merdivenlerden dışarıya fırlatır. Foma doruğa çıkan bu çatışmayı kendi lehine çeviriverir. Öyle bir karar alır ki ev ve köy halkının gönlünü kazanır, herkes mutlu olur.

Roman boyunca Foma’nın, okuru hayrete düşüren kaprislerine, annesi yüzünden boyun eğen albayın iyi niyetli, saf karakteri kolayca anlaşılır. Zor olan Foma’yla albayın annesi arasında romanda söylendiği şekliyle mistik bağın nedenini anlamaktır. Bence romandaki kusur tam da buradadır. Foma’nın, General’in ve Generalin karısının birbirleriyle olan ilişkileri özet mahiyetinde verilerek kısa tutulmuş. -Dostoyevski’nin sipariş aldığı romanları yetiştirmek için nasıl yoğun çalıştığını biliyoruz neyse ki– Bu üçlü arasındaki ilişki daha detaylı verilseydi eminin kitap daha da keyifli olurdu. Yine de ikili arasındaki marazi bağın aslında birbirlerine çok benzemelerinden ileri geldiği dikkatli bir okumayla anlaşılmaktadır. Yaşını almış bu ikili, bencillik diyebileceğimiz sürekli pohpohlanarak el üstünde tutulmayı isteme, sürekli övünme ve övülmek isteme, kendini ağırdan satma, nazlanma, hatta kıskançlık gibi konularda tıpatıp benzerdirler. Birbirlerine bu denli benzemeleri Foma’nın kendisini General karısında, General karısının da Foma’da bulması anlamına gelir. Bu sebepten her biri kendini diğerini yüceltmeye adamıştır. Zaten aşk bir başkasında kendini görmek değil midir?

Güçlü belagatiyle baskın ve kurnaz bir kişilik olan, kendini yüceltmeyi General’in karısına ‘velinimetim’ diyerek yaşam biçimi haline getirmiş, albayın sözlerinde ve evine davet ettiği misafirlerde bile kendisine yöneltilmiş sığıntı olduğu imasının gizli olduğunu iddia eden, bu yüzden albayı ev halkının önünde azarlayan, her haysiyetli ve izzetinefisli insanın yapacağı gibi çekip gitmekten söz eden, ama her defasında General karısının bayılmalı feryatlarıyla yerini biraz daha sağlamlaştıran Foma Fomiç’in, albayı bir insan olarak yükseltmek isteğinde az da olsa samimi olabileceğini, hırpalanarak kovulduğu eve geri gelmesinden anlayabiliriz miyiz? Foma sadece bir şarlatan mı, albayı terbiye etmeye çalışarak, çektiği çilelerin acısını ötekilerden çıkarmaya çalışan bir zavallı mı? Albay’ın onu çok yüksek bir amaç için hırpaladığını düşünürsek Foma, karşısında her zaman geri adım atan albayın, ancak, iffetli bir kızın adını temize çıkarmak için pençelerini çıkardığını görmüştü. Bunun, kendisinin ona kazandırmaya çalıştığı ruh asaleti olduğunu düşünmüş, bu nedenle geri dönmüş olabilir mi? Ama belki de çatışmanın zirvesinde kurnazca bir manevradır Foma’nın, Albay Yegor’la Nastenka’yı birleştirerek ortaya koyduğu tavır…

Saflığı ve yürek temizliği kuşku götürmez bir adamdır albay. Ancak cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Kızı yaşındaki Nastenka’ya aşık olması ve korkaklığı yüzünden onu Sergey’le evlendirmeyi düşünmesi nereye kadar savunulabilir? Öte yandan Albay Yegor İlyiç Rostanev’in karakterini diyaloglardan rahatlıkla çıkarabiliriz: Özellikle de iplerin koptuğu gün, ev halkının Foma’nın doğum gününü kutlamak için onun odasında toplandığı gün; albayın, oğlunun, Foma onuruna okuduğu şiiri sık sık gereksiz konuşmalarıyla bölmesinden kolaylıkla anlaşılır bu. Heyecanlı bir adamdır, konuşmak için hep acelesi vardır ve üstelik kulaktan dolma bilgilerle, gerekiz ve boş konuşur. Albay, neticede emekli bir askerdir, zihinsel yetileri sınırlıdır. Çatışmaya girmekten korkar. Duygusal ve düşünsel bir ataleti vardır. Foma’nın karşısında hep geri adım atar, onun kendisi hakkında ettiği sözleri aynen onaylar. (Gerçi kırk defa söylenen gerçek olur diyen bir deyim de hatırlıyorum ama…) Albay, onun ekmeğini yiyen yine de sık sık ona akıl vermek cüretinde bulunan matmazelin ağzını kapatmayı da ancak aşkın verdiği güçle başarabilmiştir. Tabii Foma’nın yerini ölünceye kadar sağlamlaştıran da her iki anlamda da aşkın gücüdür.

 

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Stepançikovo Köyü, İş Bankası Kültür Yayınları, 2010.