Mesele şu ki, edebi metinlerin dillerine karşı bir miktar hassasiyet geliştirmeden,
bu metinler üzerine siyasi ya da kuramsal sorular soramayız.
Terry Eagleton

 

Terry Eagleton, Marksist eleştirinin en üretken isimlerinden biri ve sadece kitaplarından değil, Türkiye’ye yaptığı ziyaretlerden de tanıma olanağı bulduğumuz bir isim. Eleştirinin en muzip, sivri, keyifli hâllerini bizzat varlığıyla kanıtlayan bir Marksist Eleştiri ustası. Diyalektiğin, diğer yöntemler arasında bir yöntem değil ama sürekli bir eleştirel konumlanma stratejisi olduğunu kavramamızı sağlayan, bedenleşmiş hâli de diyebiliriz Eagleton için.

Eagleton gibi pek çok Marksist düşünür, eleştirmen ya da kuramcı (başta Marx) edebiyat ve estetik üzerine kapsamlı bir literatür üretmiştir. Marksizmin bir düşünce sistemi ya da geleneği olarak karakteristiği de burada açığa çıkar: diyalektiğin bütünleştirici bilgi inşası ile kapitalizmin ekonomi politiğince belirlenmiş nesnel gerçekliğin kilometre taşları ve bıraktığı izler, ‘lekeler’, yine kapitalizmin iş bölümü ve uzmanlaşma ile sınırlarını belirlediği tüm disiplinler arasında varolan ilişkiyi/bağlanımları ortaya koymak. Dolayısıyla edebiyatın ve estetiğin gerçeklikten kopuk bir boş zaman etkinliği olmadığını, tarihin çamaşır suyu ile yıkansa da ‘oradalığını’ silemediği tüm ‘leke-izleri’ açığa çıkartarak çözümleme işlevini hatırlatan da Marksist eleştiridir.

Edebiyat okumak aynı zamanda ekonomi-politik, sosyoloji, tarih, psikoloji, kültür alanlarında tarihsel bakışı da kapsayan bütüncül bir çözümleme formu olarak düşünülmelidir. Edebi türler ve formların tarihsel ve toplumsal bağlamından ayrı düşünülemeyecek ölçütleri olduğunu bilmeksizin edebi metni değerlendirmek mümkün değildir. Eagleton’ın kitabına neden “Metin Nasıl Okunur?” başlığı atmadığını da bu çerçevede düşünmek mümkün.

Michel Tournier, Dışsal Günlük’te profesyonel ve amatör okuma ayrımını şu şekilde ifade ediyor, “Edebiyat konusunda amatörle profesyonel ayrımı için kıstas şu olabilir: Kişisel olarak nefret edilen bir kitabın yüksek değerinin farkına varabilmek, profesyonelin ayrıcalığıdır. Amatör ise bir kitap eğer zevkine aykırıysa, iyi özellikleri ayan beyan ortadayken bile körleşir.”(2017: 35).

Eagleton’ın kitabı profesyonelleşmekten ziyade her okur için keyifli ve keyifli olduğu ölçüde de eleştirel bir çözümlemenin ölçütlerini sunuyor. Buna bir anlamda profesyonelliği demokratikleştirme girişimi de denilebilir. Ders kitabı sıradanlığına gönül indirmeyen ve bir ders kitabının sunduğundan çok daha fazla keyfi garantileyen kitap, her şeyden önce, edebi bir metnin asgari kriterlerini tanımayı sağlıyor. Eagleton, her bir başlık altında türü ve biçimi ne olursa olsun edebi metnin konvansiyonlarını oldukça sade bir dille anlatıyor. Edebi eserden anlaşılması gerekenin öz ve biçim bütünlüğünde aranması gereğini vurgulayan Eagleton’a göre, ‘edebi’ eser derken kastettiğimiz şey, kısmen, ne söylediği nasıl söylediğine dayanak alınması gereken eserdir. İçeriğin sunulduğu dilden ayrı düşünülemeyeceği yazı türüdür. Edebi eserlerde dil, gerçekliğin yahut deneyimin basit bir aracı değil, esasıdır.”(2016, 13)

“Açılışlar”, “Karakterler”, “Anlatı”, “Yorum” ve “Değer” başlıklarında, metnin hem kendi içinde, hem de anlatı düzeyinde ele alındığı kitapta, gerçekçilik, klasisizm, modernist ve postmodernist metinlerden örneklerle, eleştirinin teknik araçlarını kapsamlı ve sürekli genişleyen bir tartışma zemininde tanıtıyor Eagleton.

Okuma alışkanlıklarımızı belirleyen temel düzeyin anlama yönelmek olduğunu, oysa eleştirel bir bakış için metnin ne anlama geldiğinden ziyade, nasıl kurulduğunu, araçlarının neler olduğunu ve bu araçların nasıl bir forma hizmet ettiğini ayırt etmemizi sağlayan eleştirel bir okuma için işlevsel kılınacak bakış açısını sunuyor.

Klasik anlatı ile modern ve postmodern anlatı arasındaki tarihsel ayrımın dokusuna nüfuz eden tespitleri ile politik bir perspektif de sunan kitap, aynı zamanda hem edebiyat hem de teori alanında zengin bir okuma listesine işaret ediyor.

Sonuç olarak, tespit edildiği yerde sabitlenmiş ölçütlerden ziyade, sürekli bir biçimde ürettiği ve çoğalttığı sorularla madde madde sayılmaya gelmeyen ama bütünlüklü bir çerçeve kazanmamızı sağlayan bir kitap Edebiyat Nasıl Okunur? Bir metni anlamanın (Bu ne anlama geliyor?), metni ne anlattığından çok nasıl anlattığı (Nasıl Yapmış?) ile değerlendiren eleştirel okuma için bir tür kılavuz kitap niteliğinde.  

Metnin bilip bizim bilmediğimize, belirsizliğe, muğlaklığa, gerçeğin telafisi olarak ‘düzen yamayıcı’ klasik anlatıya, değerlendirme yapmanın ve anlamanın ihtiyaç duyduğu mesafeye, saptıran hikayeye ve saptırmanın değerine ilişkin ‘tarihsel’ bir okuma önerisi sunuyor.

Anlatıyı ayakta tutan şey çözümün yokluğudur! uyarısını sürekli akılda tutmakta fayda var.

Yazıyla derdi olanların okumasını öneririm.

 

Edebiyat Nasıl Okunur?, Terry Eagleton, Çev. Elif Ersavcı, İletişim Yayınları, 2016.