Yazar Deniz Faruk Zeren ile Hüseyin Bul Söyleşisi

22 Haziran Cuma

 

Özellikle sevdiğiniz bir kelime var mı?

Evet, galiba ben en çok toprak kelimesini seviyorum.

Sizi ne heyecanlandırır, en son ne zaman, ne için heyecanlandınız?

Çok uzun zaman görmediğim arkadaşlarımı görmek ya da iyi haberlerini almak heyecanlandırıcıdır benim için, en son tesadüfe yakın zamanda bir karşılaşma yaşadım.

İnsanın hangi hali sizi rahatsız eder?

Pişmemiş, çiğ hali desem meramımı anlatmış olurum sanırım.

Aidiyet duygunuz var mı?

Aidiyet duygum var, hem de köklü, derin, hatta biraz gizemli, görünmez, ince ve fantastik. Neye, neden, nasıl olduğu da gizlim olsun.

Edebiyat ne işe yarar?

Edebiyat bir “yarar”sa eğer benim için anlatmaya yarar. “Zarar”sa eğer yine anlatmaya yarar. “İş”se eğer, anlatmak, anlatabilmek önemli ve değerli bir iş. Nasıl ve nedeni hayli uzun mesel ama belli ki yararlı bir iş. Zararlı da. Daha afili bir cümle kurmam gerekmez umarım.

Türkiye’de edebiyat dergilerinin “vurucu” etkisi azaldı mı?

Eğer bir dergi çevresiyle dirsek temasın varsa o dergi dünyanın en vurucu, en iyi dergisidir. Yoksa hepsi aynıdır. Böyle bir ortamla karşı karşıyayız belki ama dergilerin etkisi ve “vurucu”lukları azalmadı, tam tersi arttı. Bunu bir elin parmak sayısı kadar sayılabilecek bazı dergiler için söylüyorum, yol açıyorlar, demek ki layığı ile yapılırsa oluyor.

Güldürü, komedi deyince aklınıza kim geliyor?

O kadar çok uzaklaşmışım ki sorduğun şeyden hiç kimse aklıma gelmiyor desem olur mu? Hadi Charlie Chaplin diyeyim.

Çalışmak gerçekten de kutsal mıdır?

Elbette kutsal değildir. Artı değer için yapılan, yaptırılan, yapılmak zorunda kalınan her iş insanlığın yüz karası icadıdır. Edebiyatta da böyle, “artı değer” ve rant oluşturacak “eserler” yaratmak için, oluşmamış eserler oldurmaya çalışmak yazarın yüz karasıdır. Çalışmak en kötü icat.

 

 

Deniz Faruk Zeren – Özyaşam Öyküsü
1977 yılında Siverek’te doğdu. Liseye kadar Siverek’te okudu. 1996 yılında Çukurova Üniversitesi’nde Radyoloji Bölümü’ne kayıt yaptırdı. Çeşitli öğrenci fanzinlerinde şiir, düz yazı ve öykü yazarak başladı. 2010 yılında “Dört Mevsim İlkbahar” adlı şiir kitabı yayınlandı. Kitap 1. Adnan Yücel Edebiyat ve Sanat Festivali’nde ödüle değer görüldü. Sanat ve Hayat, Güney Kültür Sanat Dergisi gibi çeşitli dergilerde, gazetelerde şiir ve öyküleri, çeşitli konularda düz yazıları yayınlandı.  “Yasak Kitap” adlı öyküsü 2009 yılında ATİK YDG’nin Yılmaz Güney’e atfen düzenlediği Kültür Sanat Festivali’nde ödül aldı. Yine “Önemli Misafir” adlı öyküsü 2010 yılında YXK tarafından düzenlenen Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği’nde ödüllendirildi. Ayrıca çeşitli şiirleri YÇKM tarafından düzenlenen 2. Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali’nde ödüllendirildi. Halen İzmir’de sağlık emekçisi olarak hayatını sürdürüyor.
Paylaş
Önceki İçerikItalo Calvino’nun Görünmez Kentler’i: Yaşanmaz Hale Gelen Kentlerin Kalbinden Doğan Bir Rüya
Sonraki İçerik“Seyahat, Edebiyatla da Müzikle de Çok Yakından Bağlantılı Bir Kavram.”
1971 yılında, sekiz çocuklu bir evde doğdu. Çocukluğundan itibaren çeşitli işlerde çalıştı ve eğitimini sürdürdü. Atatürk Üniversitesi’ni bitirdi. Edebiyatla tanışması Özgür Üniversite sayesindedir. Berfin Bahar, Güney, Mahsus Mahal, Damar, İnsancıl, Evrensel Kültür, Ekin Sanat, Bireylikler ve Yaba Öykü dergilerinde, Özgür Gündem ve Bianet gazetelerinde öykü, şiir ve makaleleri yayımlandı. 18. Hüseyin Çelebi Türkçe Öykü dalında ve 3. Kelenderis öykü yarışmasında ödül kazandı. DİSK’e bağlı Gıda-İş Sendikası’nın 2016 yılı Emek-Direniş Öykü Ödülünü aldı. Gölge (Başka Yerler, 2010) adında bir öykü kitabı bulunan ve ilk romanı Kar Suyu Ayrıntı Yayınları tarafından 2012’de yayımlanan Hüseyin Bul İzmir’de yaşıyor.