Hasan Ali Toptaş’ın, Gecenin Gecesi adlı öykü kitabı, “Yatak”, “Nihat”, “Fotoğraf”, “Veysel’in Kanatları”, “Şeytan Uçurtması” adlı beş öyküden oluşuyor. Öyküleri bir çırpıda değil de uzun bir zaman dilimi içerisinde yazdığını belirtiyor bir radyo söyleşisinde Hasan Ali Toptaş. Bu öykü kitabı, Hasan Ali Toptaş’ın romanından uyarlanan sinema filmi Gölgesizler‘in yönetmeni Ümit Ünal’ın kitaptaki öykülere denk düşen desenleriyle daha orijinal hale gelmiş.

Kitaptaki öyküler genel olarak Hasan Ali Toptaş’ın tarzını yansıtıyor. Hasan Ali Toptaş, romanlarında ve öykülerinde köy, kasaba ve şehir yaşamında bireyin olağanlık algısını ters yüz etmeye çalışarak alışılmışı ve sıradanı alışılmışın dışına taşıyıp olağanüstüleştiriyor. Bana göre pek çok yazarın farklı şekillerde eserlerine yansıttığı bireyin kendine, topluma ve sisteme yabancılaşması durumunu Hasan Ali Toptaş eserlerindeki olağanüstü olaylar ve durumlarla yansıtıyor okuyucuya. Hasan Ali Toptaş’ın öykülerinde ne zaman insana yakışmayan ya da insanı yıpratan, inciten bir olay gelişse Hasan Ali Toptaş gerçeğin sınırlarını zorlayarak eserlerinin kahramanlarını gerçek yaşamın olağan tekdüzeliğinden kurtarıp olmazı olur, olağanı olağanüstü, imkansızı imkânlı kılıyor.

Birinci öykü “Yatak”, sırtında yer yatağıyla kırsaldan kente yolculuk yapan bir kahramanın izlenimlerini aktarıyor bize. Sırtında kendisine varlıklı insanlarca verilmiş yer yatağıyla, kendisine yer yatağını verenlere karşı içinde durmadan artan minnet duygusuyla bir salyangoz gibi yol alan ve yol alırken köyden kente sırtında yer yatağıyla yaptığı yolculukta gördüklerini, yaşadıklarını, hissettiklerini, düşündüklerini; emekçi insanları, bu insanların yaşamlarını düşle gerçek arasında, gerçekten çok düşe yakın ve içtenlikle anlatıyor bize. Hikayesini, “Doğrusu neden yazdığımı ben de bilmiyorum. Demek yorganı omuzlarıma doğru çekip, bu yatak beni öldürecek dedikten sonra yazının içine uyuyakalmışım.” cümleleriyle bitiriyor Hasan Ali Toptaş, tam da öykücülüğüne yakışır şekilde.

Hasan Ali Toptaş’ın “Nihat” adli ikinci hikayesi, durmadan mahallelinin ev ve dükkanlarının camlarını kıran Nihat’ın ve Nihat’a engel olmaya çalışan annesinin neler yaşayıp bu duruma geldiklerini anlatıyor okuyucuya. Nihat özelinde yazar toplum yaşantısına ayna tutuyor ve toplumun insanların yaşadıkları mağduriyetler karşısındaki tavrını sorguluyor. Hasan Ali Toptaş, bu hikayesiyle yine belirsizliğin kıyısında, kesinle olası arasında gidip gelen sarkacında.

“Fotoğraf” adlı hikaye, adı belirtilmeyen kasabaya belgesel çekimine gelen ve belgesel için Fuat Yücesoy ‘un fotoğrafını arayan yönetmene yardımcı olan kahraman anlatıcının anlatımıyla şekilleniyor. Fuat Yücesoy ‘un, şehirden kitaplar getirip kasaba okulunun bahçesinde ya da çarşıda çocuklara sattığını ve Fuat Yücesoy’un oğlu Himmet Nadir Yücesoy’un kahraman anlatıcının resim öğretmeni olduğunu öğreniyoruz kahraman anlatıcıdan. Babası Fuat Yücesoy’un fotoğrafını istemek için Himmet Nadir Yücesoy’un evine birlikte giden kahraman anlatıcı ve belgesel çekecek olan yönetmen, Himmet Nadir Yücesoy’un evinde yine Hasan Ali Toptaş’ın hikayelerinin çoğunda olduğu gibi olağanüstü durumlarla karşılaşıyorlar. Fotoğraf öyküsü de çarpıcı ve okuyucuyu şaşırtan bir şekilde sonlanıyor.

“Veysel’in Kanatları” adlı öyküde, gözlemci anlatıcı bir kasaba kahvesinde gece yarısı kumar oynayan dayısı, Veysel, Bekir ve İbrahim’in başından geçen olayları Veysel özelinde anlatıyor ve normalde sıradan bir kumar masası hikayesini ilgi çekici ve çarpıcı kılabiliyor. Olağanın içindeki olağanüstüyü bulup anlatma konusunda çok başarılı olan Hasan Ali Toptaş bu öyküsünde de öyküdeki gerilimi düşürmeden, okuyucunun öyküye olan ilgisini azaltmadan “Veysel’in Kanatları’nı zevkle okumamızı sağlıyor. Hasan Ali Toptaş’ın bu öyküsünün sonunda da yazarın öykülerinden alışkın olduğumuz çarpıcı, özgün ve farklı bir son bizi bekliyor.

Hasan Ali Toptaş, Gecenin Gecesi adli hikaye kitabının son hikayesi “Şeytan Uçurtması”nda annesinden, anneannesinden, evinden ayrı düşmüş; babasıyla, üvey annesiyle, üvey annesinden olma kardeşiyle şehirde yaşayan bir çocuğun dünyasını, hayallerini, özlemlerini, korkularını, hezeyanlarını anlatıyor bizlere. Hikayeye adını veren “şeytan uçurtması” hikayemizin ismi belirtilmeyen kahraman anlatıcımızın üvey annesinden olma kardeşine verdiği isim. Hikayede bir çocuğun annesinden, evinden ayrı kalmasının çocukta yarattığı arada kalmışlık hissi, çok güzel ve etkileyici bir şekilde anlatılıyor ve hikaye yine Hasan Ali Toptaş’ın tarzına yakışır, ucu açık ve çarpıcı bir şekilde sonlandırılıyor.

Hasan Ali Toptaş’ın kitabındaki hikayelerde en çok dikkatimi çeken, yazarın dramatik olayların anlatıldığı hikayelerinde kahramanlarını umutsuz insanlar olarak çizmemesi, yazarın öykülerinde kahramanların yaşadıkları olumsuzluklardan olağanı aşarak kurtulabilmeleri ya da belirsizliklerin kahramanların yardımına koşmasıydı. Yazar bu hikayelerinde yaşamımızdaki incelikleri, insan duyarlılığını ve insani çelişkileri büyük bir duyarlılıkla, kimi zaman hayallere kimi zaman rüyalara yaslanarak, gerçeküstünün sınırlarında gezinerek başarılı bir şekilde anlatıyor. Hasan Ali Toptaş’ın Gecenin Gecesi adlı beş güzel ve etkileyici hikayeden oluşan kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Hasan Ali Toptaş, Gecenin Gecesi, Everest Yayınları, 2017.