Yazar Orhan Çelik ile Burhan İmren Söyleşisi

 

Orhan Çelik’in ilk öykü kitabı Organik Eylem geçen ay yayımlandı. Kitabı okuduğumda çok enteresan bulduğumu söyleyebilirim. Çünkü ben de kendisi sayesinde ilk defa minimal öyküler okudum. Okuru düşündüren öyküler bunlar. Kendisi aynı zamanda ressam. Şuan küratörlüğünü yaptığı karma sergisi Gama Gallery-Beyoğlu’nda izleyiciye açık. Gezmenizi öneririm. Tabii kitabını okumanızı da…

 

Diğer röportajlarınızı okuduğumda ve televizyonda izlediğimde kitabınızdan çokça bahsetmişsiniz ancak ben bir muhabir olarak değil de, bir okur olarak farklı bir soru ile başlamak istiyorum. Eylemin organiği olur mu?

Eğer vücudunuzdan bir sıvı çıkıyorsa en organiği olur. Ama elinize bir pankart alıp İstiklal’e nümayişe giderseniz o da organik eylem olur. Neden olmasın.

 

Kitabınızın bir de internette izlediğim ve metrodaki ekranlarda denk geldiğim teaser’ı var. Kitabınızı ve sanatınızı açıklayan güzel bir video olmuş. Biraz bundan bahsedebilir misiniz?

Bir tür video art oldu aslında. Yüzlerin görünmemesini istedim. Bir tür kamuflaj. Videoda bir kişi kağıdı elinde döndürüyor, kitaba gönderme yapıyor. İki kişi ağlıyor gri fonda. Kısa bir şey oldu ama zevk alarak çektiğim bir videoydu. Arkadaşım da kurgusunu yaptı.

 

Ben daha önce böyle bir kitap tanıtımına rastlamamıştım. Yaratıcı bulduğumu söylemeliyim.

Teşekkür ederim.

 

Kitabınızın yayımlanma sürecinde sizi yoran şeyler neler oldu mu?

Redaksiyon süreci yorucu geçti benim için. Özellikle gözlerim için. Ama düzenli ve disiplinli bir çalışma ve yayınevi ile hızlı yol aldık.

 

Nelerden ilham alıyorsunuz hem edebiyat hem de resim sanatınız için?

Gözlemlemek çok önemli. Gezdiğim, gördüğüm yerler besliyor. Çünkü gezip gördüğüm yerler içerisinde yazılacak bir sürü karakter ve hikaye mevcut. Görselleri beynime kaydediyorum.

 

Nasıl bir ortamda yazmayı tercih ediyorsunuz?

Yalnız olmalıyım. Hem yazarken hem de resim yaparken. Ve sessiz bir ortam olmalı. Bazen bu sessizliği müzik açarak bozarım

Ne tür müzikler dinliyorsunuz?

Değişiyor. Ben türler arası çok geçiş yaparım. Pop dinlerken, bir anda klasik müzik açabilirim. Tamamen ruh durumumla alakalı. O an canım ne istiyorsa. Ama genel olarak pop müzikten hoşlanıyorum.

 

Biyografinizde New York’ta bulunduğunuz yazıyor. New York size neler kattı?

Farklı farklı insanların farklı düşüncelerini dinledim. Muhtelif yemekler yedim. Melez bir yapının olduğu yer. Çok kültürlülüğü oluşturuyor. Bütün bunları beyninize çekiyorsunuz. Benim bir yanım sanırım New York’a ait.

 

Resimlerinizdeki figürleri çok beğeniyorum. Bu şapkalı figürleri nasıl keşfettiniz?

Genelde ‘neden ağlıyorlar?’ diye soruyorlar, sen figürü soruyorsun. (Orhan bey gülümsüyor.) Güzel soru. Sanırım o figürleri Atatürk’ün şapka devriminden etkilenip yapmış olabilirim. Bilincime işlenmiş olabilir. Bunun için net olarak bir şey söylemem imkansız. Ancak ben bir ağaca bakıyorsam sadece ağaca bakıyorum, eğer gölgesine bakıyorsam sadece gölgesine bakıyorum. Yani benim için önemli olan şeyin tek, yalnız olması. Ve onun için de resimlerimde ışık, gölge, vesaire yoktur. Figürlerim tektir. Kimisi ağlar, kimisi ağlamaz. Resmi kuralları ile yapmam.

 

Küratörlüğünü yaptığınız bir karma serginiz var şuan Gama Gallery’de. İsmi Tehlikeli Temayüller. Serginin ismi enteresan. Biraz bahsedebilir misiniz?

Gama’nın sahibi Şule Claire ile 8 ay önce başladığımız bir projeydi ve bu ayın sonuna kısmet oldu. Tomur Atagök’ün, Beyza Boynudelik’in ve benim çalışmalarım var sergide. Hepsi tuval resmi. Atagök ve Boynudelik beğendiğim sanatçılar. Üç farklı kuşağın çalışması, farklı kavramları bir araya getirip anlama dönüştürüyor. 4 Ocak 2020’ye kadar Gama Gallery’de izleyiciye açık olacak.

 

Serginizi çok beğendiğimi söylemeliyim. Çok teşekkür ediyorum bu röportaj için. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Sergimize, sanatseverleri ve Mevzu Edebiyat okurlarını bekliyorum. Atatürk’ün bir sözünü de eklemek istiyorum: “Fikirler ve Devrimler Sanatla Yayılır.”