Fotoğraf: Doğuberk Taşel

 

Üniversite öğrencilerinin edebiyat dünyasına bakışını güncel bir şekilde, onların ağzından aktaracağımız, Üniversite Öğrencileri Okuma Soruşturması’na Bilkent Üniversitesi ile başladık. Bilkent Edebiyat Topluluğu’nun katkısı ile hazırladığımız soruşturmanın ilk bölümü ile karşınızdayız.

 

1- Ne okuyorlar? (Kitap, dergi, yazılı basın; şiir, öykü, bilim kurgu vs.)

 

Mete Han Gencer: Alanım gereği en çok akademik felsefe kitaplarını okuyorum ama akademiyi tamamen çıkartırsak roman okuyorum genelde. Dünya klasikleri haricinde en çok fantastik edebiyat ve mitolojiden esinlenilmiş konuları olan romanlar okumuşumdur. Felsefi arka planı olan romanları da, çok sık bulamasam da denk geldiğimde okurum.

Berk Celayir: Genellikle bilim, felsefe, din ve tarih konularında kitap, makale ve akademik dergi okuyorum.

Şeyma Bağdat: Genellikle roman ve öykü kitaplarını tercih ediyorum. Özellikle okul dönemleri farklı tarzda kitaplar okumayı deniyorum. Böylece hem farklı türleri, yazarları keşfediyorum hem de beynimin farklı alanlara yönelerek rahatlamasını sağlamayı amaçlıyorum. Tatillerde ise klasik roman ve öykü veya bilimsel ve felsefi kitaplar okuyorum.

Muhammed Naci Dalkıran: Yazılı basın olarak şiir kitaplarını, gazeteleri ve bilim dergilerini tercih ediyorum. Ayrıca, dönemden döneme ilgi alanıma göre felsefi kitapları okuyorum. Özellikle son zamanlarda, yapay zekâ hakkında felsefi kitapları ve makaleleri okumaktan büyük bir keyif alıyorum. İnternet üzerinden ise takip ettiğim bilim dergileri var. E-kaynakları en çok bir araştırma yaparken kullanıyorum, özellikle okulun bize sunduğu e-kaynaklar.

Selman Canbol: Sanatsal metinleri ele alacak olursam; daha çok roman okuduğumu söyleyebilirim. Bunun dışında akademik hayatımın gerekliliği olarak makale ve dergi de okumaktayım. Aynı zamanda da sevdiğim düşünürlerin aforizmalarını okumaktan hoşlanırım.

Hafize Ürüşan: Yazılı basını takip ediyorum; şiir ve roman ön planda.

Gizem Ekinci: Bilim kurgu romanlar çocukluğumdan beri ilgimi çekiyor, mutlaka başucumda bir tane bulunduruyorum. Onun dışında şiir kitaplarını çok seviyorum. Mizah dergileri de, takip ettiğim yazılı basınlar içerisinde.

İclal Tosun: Kitap, dergi, şiir ve öyküler öncelikli okumalarım arasında.

 

2- En son okudukları kitap nedir?

 

Mete Han Gencer: En son okuduğum kitap Robert Audi’nin Practical Reasoning isimli akademik bir kitabı, aksiyon felsefesi üzerine. En son okuduğumuz edebi eseri söylememiz gerekiyorsa; Ursula Le Guin’in Yerdeniz serisini bitirdim en son. Ondan önce ters kronolojik olarak Amerikan Tanrıları’nı, Martin Eden’ı ve Dorian Gray’in Portresini okudum.

Berk Celayir: Isaiah Berlin’le Konuşmalar.

Şeyma Bağdat: Karanlığın Yüreği, Joseph Conrad’dan.

Muhammed Naci Dalkıran: Ahmet Telli, Kalbim Unut Bu Şiiri; Max Tegmark, Life 3.0; David Chalmers, The Conscious Mind; Burhan Sönmez, Labirent.

Selman Canbol: Stefan Zweig, Üç Büyük Usta.

Hafize Ürüşan: Hakan Günday, Daha.

Gizem Ekinci: Dan Brown, Origin.

İclal Tosun: Herman Hesse, Siddhartha; E. M. Remarque, Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok.

 

3- Yerli edebiyatın onları gördüğünü düşünüyorlar mı? 

 

Mete Han Gencer: Yerli edebiyatı takip etmiyorum. İlgimi çeken fantastik ve mitolojik roman türlerinde yerli edebiyatta bulabileceğim neler var emin değilim. Genelde Türk yazarların, kitaplarında ele aldıkları konular ilgimi çekmiyor gibi duruyor.

Berk Celayir: Yerli edebiyatla çok ilgilenmiyorum.

Şeyma Bağdat: Açıkçası yerli edebiyattan haberdar olduğumu söyleyemem. Güncel kitaplara karşı biraz ön yargıyla davranıyorum. Pek çok arkadaşımdan birçok yazar ve kitap tavsiyesi almama karşın, yine de dünya edebiyatı daha çok ilgimi çekiyor.

Muhammed Naci Dalkıran: Yerli edebiyattan çok az şey okuyorum aslında. En çok sevdiğim yerli edebiyat türü şiirlerdir. Şiirlerde ise 1980’lerden önceki şiirleri seviyorum. O şiirlerin kendi çağlarını çok güzel bir şekilde işlediklerini düşünüyorum. Hatta tarih tekerrürden ibaret olduğu için bence o şiirler şu an yaşadığımız zamanı da anlatıyor ve hatta geleceği de. Özellikle fütürizmin kendini hissettirdiği şiirlerde şu an insanlığın uğraştığı sorunları görüyorum. Toplumcu düşüncenin hâkim olduğu şiirlerde direkt olarak kişisel ve toplumsal sorunlarımıza ayna tutulduğunu düşünüyorum. Ancak kurmaca metinleri çok fazla okumadığım için ne yazık ki o konu hakkında bir şey söyleyemeyeceğim.

Selman Canbol: Şu anki yerli edebiyatı düşünecek olursak Ahmet Ümit veya Zülfü Livaneli gibi başarılı yazarların bizlere hitap ettiğini düşünüyorum. Bu gibi yazarların kitaplarının da genç nesil tarafından beğeniyle karşılandığını söylemek çok da zor gözükmüyor bana.

Hafize Ürüşan: Bence görüyorlar, ama sayıları az.

Gizem Ekinci: Yabancı eserler ne kadar etkileyici olursa olsun, kendi dilimde ifade edilmiş cümlelerin etkisini yaratmıyor çoğu zaman bende. Yani sorunun cevabı, evet.

İclal Tosun: Aslında yerli yabancı ayrımı olmadan her kitapta bir şekilde, bir yerlerde kendimizi görüyoruz bence.

 

4- Yazıyorlar mı, yazmaya yakın hissediyorlar mı?

 

Mete Han Gencer: Birçok şey hakkında yazmayı seviyorum ara ara. Bazen terapi gibi geliyor. Bazen aklımı toparlamama yardımcı oluyor. Ama düzenli olarak uğraştığım bir yazı projesi yok.

Berk Celayir: İlgilendiğim konulara uygun bir kitle bulduğumu düşündüğüm mecralarda (interaktif sözlükler gibi) yazıyorum.

Şeyma Bağdat: Yazma deneyimim oldu ve bunun için yaratıcı yazarlık derslerine gittim. Fakat yazmak çok pratik isteyen başlı başına bir iş. Bunun için zaman ayırmak, bıkmamak, pes etmemek gerek ve sanırım ben bu koşulları sağlayamadım ve yaklaşık üç yıldır hiç yazmadım.

Muhammed Naci Dalkıran: 8. sınıftan beri kendi başıma, amatör olarak bir şeyler karalıyorum. İlk başlarda Divan Edebiyatı ilgimi çok çektiği için onun üzerine yazmaya çalıştım, ancak liseye geçtiğimde daha çok serbest tarzda bir şeyler yazmaya başladım. Yazılarımı hep ders kitaplarımın ilk sayfalarına yazdım. Üniversiteye geçince yazmaya devam ettim, dergilere yazı gönderdim; bir veya iki tanesi kabul aldı, basıldı. Bu arada daha çok şiir yazıyorum. Ancak bazı zamanlar deneme yazdığım da olmuştu.

Selman Canbol: Edebi nitelikte bir yazı yazacak düzeyde bir dile sahip olduğumu düşünmememden dolayı kendimi yazmaya yakın hissetmiyorum. Diğer yandan düşüncelerimi kısa bir şekilde söze dökmeyi severim.

Hafize Ürüşan: Yazıyorum ama sadece kendim için.

Gizem Ekinci: Evet yazıyorum. Ufak şiir denemeleriyle birlikte içimi döktüğüm bir günlüğüm var. Sözlü iletişimdense yazı ile kendimi daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum.

İclal Tosun: Yazmayı seviyorum, yazmak anlamaya çalışmanın bir başka yolu bence.

 

5- Kitap alırken seçimlerini belirleyen etmenler neler?

 

Mete Han Gencer: En etkili olan şey kitabı ne kadar bildiğim sanırım. Sevdiğim bir yazarın veya fikirlerini önemsediğim herhangi birinin önerdiği kitaplara daha olumlu yaklaşıyorum. Tavsiyeler ve kendi araştırmam haricinde beni, konusuna uyumlu yaratıcı kapak tasarımları ve kitabın reklamının nasıl yapıldığı da etkiliyor. Kitabın tasarımı, sayfaların büyüklüğü vs. her şey önemli aslında ama bu faktörler biraz ikincil, ilk dediklerimle kıyaslarsak. 

Berk Celayir: Kitabın konusu ve yazarın uzmanlık derecesi benim için belirleyici.

Şeyma Bağdat: Sıralama yaparsam eğer şöyle olabilir; yazar, fiyat, kapak, arka kapak yazısı, konusu, yazarın ülkesi, internetteki yorumlar ve kalınlık.

Muhammed Naci Dalkıran: Kitap alırken ilk dikkat ettiğim şey kitabın konusudur. İkinci olarak da yazarına çok dikkat ederim. Kitabın kapağı, arka sözü ve şekli benim için önemli değildir. Ayrıca, kitabın kalınlığına da bakarım. Kalın kitaplardan uzak durmaya çalışıyorum, çocukluktan kalan bir fobi.

Selman Canbol: Genellikle bildiğim veya tavsiye edilen yazarların kitaplarını tercih ediyorum. Eğer hakkında hiçbir şey bilmediğim bir kitap alacaksam; birinci olarak kapak tasarımıyla beraber ilgi çekici bir başlığa, ikinci olarak da arka kapak yazılarına bakarak tercihimi yapıyorum.

Hafize Ürüşan: Kitabın konusu, üslubu, zevkine ve bilgisine güvendiğim insanların yorumları ve kendi araştırmalarım, kitap alırken seçimlerimi etkileyen etmenler oluyor.

Gizem Ekinci: Genelde sevdiğim yazarların kitaplarına elim gittiği için kapağı veya arka kapak yazısı önemli olmuyor kitap alırken. Ama hiç okumadığım bir yazar ise arka kapak yazısı benim için çok önemli.

İclal Tosun: Kitap incelemelerine bakıyorum. Zevkini beğendiğim insanların okumalarını takip ediyorum. Sabitfikir gibi dergilerin listelerini, okunması gereken 1001 kitabı ve Nobelli yazarların eserlerini inceliyorum. Bunun yanında yayınevi ve çevirmen gibi faktörlere de önem veririm.

 

6- Yeni çıkan kitapları mı tercih ediyorlar yoksa oturmuş/bilinen eserleri mi ediniyorlar?

 

Mete Han Gencer: Daha önceden bildiğim/duyduğum eserleri okumayı tercih ediyorum sıklıkla. İlk defa gördüğüm yeni kitaplara ve yeni yazarlara karşı negatif bir ön yargım da var.

Berk Celayir: Kitabın eski veya yeni olmasını çok önemsemiyorum.

Şeyma Bağdat: Aslında bu konuda genel bir tavrımın olmadığını düşünüyorum fakat bilinen eserleri daha çok tercih ettiğimi söyleyebilirim veya bilinen bir yazarın yeni kitabını edinebiliyorum. Fakat çok tanınmamış bir yazarın yeni bir kitabını almam için kitapla birkaç kez karşılaşmam ve kitabın farkına varmam gerekiyor.

Muhammed Naci Dalkıran: 3. soruda da belirttiğim gibi yeni çıkan kitaplar yerine artık kült olmuş, kendini kanıtlamış, oturmuş kitapları tercih ediyorum.

Selman Canbol: Yeni çıkan kitaplara ve özellikle popüler kültür etkisiyle çıkan kitaplara ön yargıyla yaklaşıyorum. Sanırım bu kitapların sanatsal açıdan gerçekten iyi olup olmadığından emin olamadığım için bu tarz kitaplar üstüne vakit harcamaktan çekiniyorum. Bu yüzden birçok kişi tarafından üzerine eleştirel metinler yazılan ve bir sanatsal değeri olduğunu düşündüğüm klasik türden kitaplara yönelmek, her zaman için bana daha emin bir yol olarak gelmiştir.

Hafize Ürüşan:: İkisi de. Eski yeni ayrımından ziyade, bir kitabı okumadan önce başka kıstaslara bakıp karar veriyorum.

Gizem Ekinci: Eserden esere farklılık gösteriyor bu, bir genelleme yapamam.

İclal Tosun: Genellikle oturmuş eserleri okumayı tercih ediyorum. Fakat takip ettiğimde ve incelediğimde güncel edebiyattan da çok güzel eserler keşfedebiliyorum. Bence ikisi de gerekli.

 

Katkılarından dolayı Aysu Arslantürk’e teşekkür ederiz.