Bahar Uysal

9 Kasım 2018

 

 

“Bize ışığı getireceğinize inandırmıştınız” demişti son kez birlikte olduğumuzda

“Oysa sizin niyetiniz bizi de kendi karanlığınıza çekmekti.”

 

Güney Pasifik’te değişik gelenekleri olan, bir yerleşim yeridir Samoa Adası. Samoa yerlileri, özel mülkiyetin olmadığı bir toplumsal yapılanış içinde büyük ruhtan çekinerek yaşarlar. Şefin ilk selam hitabı: “Benim olan senindir” sözleridir. “Çalmak” kavramı adalıların yabancısıdır. Çünkü her şey herkesindir, her şey Tanrınındır. Kabile reisi Tuiavli’nin konuşmasının aktarıldığı bir kitap, Göğü Delen Adam… Kırsaldan kente doğru yol alan bir adalının gördüklerini aktarmasını, kendi kabile kurallarıyla metropolde yaşayan insanın yaşam kurallarının mukayese edilmesini içeriyor… Yeşil klasikler arasına girmiş kitabın aralarına serpiştirilmiş konuyla ilgili illüstrasyonlar ve en son kısımda ise, kabile reisinin konuşma taslağını aktaran yazar Erich Scheurman’ın yorulmak bilmez yaşama cesaretinin görüldüğü biyografisi bulunmakta.

Peki kimdir bu Göğü Delen Adam? Papalagi denince; ‘beyazlar’ ya da ‘yabancılar’ anlaşılır. Sözcüğü sözcüğüne çevirisi yapılırsa, göğü delen adam anlamına gelir. Samoa’ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler. Beyaz adam göğü delip geçmişti… Bu noktada Hintli yönetmen Aamir Khan’ın PK (Peekay) adlı filminin giriş sahnesi belirdi zihnimde. Filmde uzak bir gezegenden, dünyamıza çıplak bir şekilde inen bir uzaylının dünyaya olan şaşkınlığı anlatılıyordu. Pk adlı kahraman gibi, doğanın bir parçası olmuş Samoa kabile reisi de Avrupa insanına afallayarak bakıyor, onların gidişatına anlam vermeye çalışıp kendince yorumlamaya çalışıyor… Bu şekilde farklı bakış açıları, düşünme yaklaşımları sunarak okuyucusunu zengin bir deneyimlemeye davet ediyor.

Göğe meydan okuyan Papalagi’nin; etini örtmesi, taştan adalarda sıkışıp kalması, yuvarlak metal ve ağır kağıda verdiği önem, sonu gelmeyen “şey”lere olan bağlılığı, zamanla sıkı yarışı, her şeyi makineleştirmesi, mesleğinin rutininde kaybolması, aşırı düşünmenin ölümcül hastalığına tutulmuş olması ve bu karanlığına dahil olmayanları da ısrarla içine çekmek istemesi yansıtılıyor…

‘Eğer insan çok fazla “şey”e gereksinim duyuyorsa bu büyük bir yoksulluğun göstergesidir’ diyor. Burada günümüz modern insanının, çok fazla eşyadan, yükten usanıp minimalizm felsefesine yakınlaşması, onu içselleştirmesi gerektiği çok daha evvel görülmüş. Sadeliğin; az yükünü, rahatlığını ve yavaşlığını hissetmesi…

Beyaz insanın paraya olan zaafı ve insanın salt ona hizmet etmesi gülünç geliyor Samoa yerlisine. İnsanın kendi yarattığı makinelere, paraya müptela olması, gücünü ona harcaması zayıflık olarak algılanıyor. Onlara göre insanın bir türlü yetişemediği zamanı nicelik olarak değil de, nitelik olarak duyumsaması; zaman korkusunu aşmanın bir yolu olabilir. Bunların hepsinden öte; Tanrı Papalagi’ye korkudan daha beter bir ceza vermiştir. Çok az “benim”i olanla ya da hiç olmayanlarla; bütün “benim”leri toplayanlar arasında sürüp giden bir savaş… Samoalı işte uygarlığımızın geldiği bu açmazları yüzüne vurmuştur beyaz insanın. Tükenmek bilmeyen “benim” kavgasından sıyrılmasını dilemektedir. Burada fazlaca duygusal bir yorumlamaya girmektedir. Fakat onlar kendi küçük adalarında bunun yolunu, olabilme ihtimalini gösterircesine yaşamlarını sürdürmektedirler… İnsan doğasına gaddar, bir benzerine hep düşman davranırken böyle bir hayat mümkün müdür?

Palmiyeler olgunlaşınca yapraklarını ve meyvelerini dökerler. Papalagi ise, meyvelerini dökmek istemeden palmiye gibi yaşamak ister. Çünkü o doymaz ve açgözlüdür. Bir palmiyeden bilgelik görmek istemez. Sonra o; yakınır, önlemler almaya çalışır ve büyük bir zıtlıklar bileşkesi olduğunu yeniden kanıtlar… Hepimizin yerinin, aynı güneşin altı olduğunu bilmekten de kaçınır…

 

Erich Scheurmann, Göğü Delen Adam, Çev: Levent Tayla, Ayrıntı Yayınları, Lacivert Kitaplar, 27. Baskı: 2018.

 

Bahar Uysal – Özyaşam Öyküsü

1984 yılında Adıyaman’da doğmuştur. Gaziantep Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde lisans eğitimini tamamlamıştır. Öğretmenliğe devam etmektedir.

Ayraç Kitap Tahlili ve Eleştiri Dergisi’nde kitap değerlendirmesi üzerine yazılar yazmaktadır. Öyküleri ve şiirleri: Acemi, Berhava, Nisyan ve Vagon gibi edebiyat dergilerinde; Kil-tablet Öykü Fanzini’nde yayımlanmıştır. En son öyküleri, Oggito edebiyat sitesinde ve Öykü Gazetesi’nde yayımlanmıştır. Bir öyküsü “Bir Kadın Öyküleri” adlı ortak kitap projesinde yer almıştır.

Yazarak, maviye iz sürmeye devam etmektedir.