Eyyüp Özdemir
25 Ekim 2018

 

Okura ulaşan sözcüklerin olgunluğa erişmesini beklemeden yazıyoruz artık biliyorum.

İnsan Kafka ve diğerleri üzerine yazmaya çalışınca tekrara düşmekten korkmuyor ama insanın yazdıklarıyla tekrara düşmediğini sanması korkulacak bir şey olmalı. Kundera’nın Kimlik romanındaki şu kısım bir Kafka romanının yorumlanmasının tekrarıdır mesela, “Nefret edilecek bir iktidarı, kendini onunla özdeşleştirmeksizin kullanan, kendini ondan bütünüyle ayrı tutmakla birlikte onun hesabına çalışan ve günün birinde, kendisini yargılayanların karşısında, savunma olarak, ikiyüzlü olduğunu ileri sürecek olan biri.”¹

 

Ayrıca Roman Sanatı kitabında Milan Kundera’nın Kafka için birçok tuhaf ve “yeni” şey söylediğini sanabiliriz, “Ezici dış belirleyicilerin, iç hareket ettiricileri ortadan kaldırdığı bir dünyada insanın elinde kalan olanaklar nedir?”²

 

Kafka için yeni şeyler söylediğimiz hatasına düşmek hoş değildir elbette ve farkında olmadan bu tonlara kaçmak daha da bir affedilemezdir biz okurlar için. Sırf iyilik yaptığına kendini inandırmış birinin yapmış olduğu iyiliğe benzetilebilir bu. Ama bu iyiliğin sonucu iyi olmayınca, ki hep öyledir aslında, savunmasında sadece iyilik yapmış olduğuna kendini inandırmış olması kabul edilemezdir. Karl, hiçbir şeyden haberi olmayan bu kötücül insanların ettikleri tek söze bile inanmıyordu.” Sırf kötülük yapmak için kötülük yapmış olduğunun farkında olmak bundan daha iyi görünüyor, gerçi sırf kötülük yapmak için kötülük yapmışlar yok denecek kadar azdır hatta hemen hemen yok gibidir. Tekrarımı da tekrar ettiğimin farkındayım artık ama yine de tekrarı lanetlemiyor belki az biraz yüceltiyorum. Biraz beklemiş olduğumdan artık Kafka ve romanları için tekrarlarıma geçebilirim.

 

İnsanın ağzında sanki bal, şeker varmış gibi ağzını şapırdatarak, üzerine konuştuğu yazarlar ve romanları vardır elbette, ama ne Kafka  ne de romanları böyledir. İnsan Kafka’yı okuyunca bu evrende yalnız olmadığına ve yalnızca o romanı okuyan okurun değil tüm insanların tek tek ayrı ayrı hakikatine/yanılsamalarına göre bir tür acının içinde debelendiğine dair bir düşünceye kapılıyor. Okuruna bunu düşündüren romanları insanın içini sinsi bir coşkuylakaplıyor, ama bu, coşku dolu bir boşluk hissine daha yakındır.

 

Kafkavari yazıyorsun ya da yazmıyorsun tespitleri arasında hiçbir farkın olmadığı tespitini yaparsak üçüncü bir tespitin de kapısını aralanmış olur ve bu tespit de Kafka’nın ne yazım ne de yaşam deneyimlerinin deneyimlenemeyeceği tespiti olur belki. İnsanın insan gibi koşup yol alması ile bir aracın bir araç gibi gidip yol alması… İnsanın, aracın bu deneyimini sanki bir araçmış gibi deneyimlemesi uğraşını insandan umabiliriz, ama aracın, insanın bu deneyimini bir insanmış gibi deneyimlemesini daha az umarız sanki. Kafka’nın romanlarını elime aldığımda bu iki uğraştan hangisinin içinde olduğumu bilmiyorum gerçekten.

 

Bir kere Kafka’nın, “Kendi refahını arayanın önüne çıkan hakikat değil yanılsamadır.”³ türünden bir yanılmanın içinde olmadığını biliyoruz. Herkesten önce bu tür bir yanılsamanın korkunçluğunu sezmiş ve bunu romanlarıyla daha bir hissedilebilir kılmıştır.

 

Romanın sayfalarındaki tüm cümleler durgun denizin yüzeyi gibidir Kafka’da. Duygu ve düşünceler bakımından aynı titreşim ve aynı seviyedeymiş gibi. Ama romanlarının cümleleri içimize yığıldıkça tıpkı durgun denizin pürüzsüz yüzeyinden denizin altına indikçe karşılaşacağımız oksijensizliğe, basınca ve karanlığa benzer bir duruma maruz kalırız. Amerika romanının Oklahoma Açıkhava Tiyatrosu bölümünde tüm bunlara birden maruz kaldığımı biliyorum ama burada bunun nedenini anlatmanın imkansızlığının çaresizliğini de ayrıca hissediyorum.

 

Kimse Kafka hakkında söyleyeceklerini tek bir yazıda söyleyememiştir ve tüm yazılanlar bile Kafka hakkında tümünü söylemeye yetmeyecektir. Kafka da kendi ve yazdıkları hakkında tümünü söylememiştir ama zaten, onu diğerlerinden ayıran da budur.

 

Kaynakça:

1- Kimlik, Milan Kundera, Çeviren, Aykut Derman, Can Yayınları 2011, 108. Sayfa

2- Roman Sanatı, Milan Kundera, Çeviren İsmail Yerguz, Afa Yayıncılık, 1989, 34. Sayfa

3- Allah Aşkı Üzerine Düzensiz Düşünceler, Simone Weil, Çeviren Orkun Elmacıgil, Ketebe Yayınları, 2018, 20. sayfa.

 

 

Eyyüp Özdemir – Özyaşam Öyküsü

Batman doğumlu. Öğretmen ve halen Batman’da görevine devam etmekte. I. Şerzan Kurt Öykü Ödülü Türkçe dalında iki öyküsü birinciliğe değer görülmüştür.