“..ne dayanılmaz bir şey olurdu gerçekten, bu sonsuz evrende bedava kebap, kavurma yemekten (toplumsal etoburluk) ve hiçbir zaman ve hiçbir şekilde mağlup olmamaktan başka bir şeyin olmadığına inanmak..”  ya da “.. içinde biraz kayıp olmazsa kazanımların tam tadına varılamaz ki..”

 

Dönüşüm kiminle ve neyle başladı ya da başlamıştı? İnsan dünyasında ilk dönüşümü yaşayan insan kim ya da bu dönüşümü yaşayan ilk canlı hangisidir acaba? Bu çok zor bir soru gerçekten. Ele alınan bir konunun en en başına, ta kökenine doğru gitmeye çalışmak bir tür hastalık, belki de Ralph Waldo Emerson’ın İnsanın Görkemi kitabında dediği gibi bir tür günahtır.

Aslında bu hayatta bir dönüşüm yaşamak insanda mutluluk duygusu uyandırır ve bir kez dönüşümü yaşadığımızda bunun bitmeyeceğini ve geriye dönüşün de söz konusu olmadığını sezeriz. (Dante’nin Yeni Hayat‘ta anlattığı dönüşüm.) Gregor Samsa böcek de olsa, böcek olmuş tek insandır yine de. Böceğe Dönüşüm’ü Samsa’ya bir mutluluk (?) vermese de insanın dünyasından emekli olmuştur artık. Gerçi bunu babalarımızın söylediği şekliyle söylersek sanki biraz daha efsunlu olacak: Samsa, bu dünyadan tekaüttür! Böylece görünürde insanın dünyası olan bu dünyadan bir böcek olarak çıkmayı başarmıştır. Bu başarıyı da ne birine karşı ne de bir hile ile almıştır, bir öfkeye kapılmaya da gerek yok hemen. Belki bu, Samsa’nın kendi insan oluşuna karşı bir galibiyeti! Böcek olarak insanlıktan çıkmıştır, evet belki bunu kabul edebiliriz. Kafka, bu öyküyle insanı tutacağına böceği tutmuştur deyip sinirlenmek ya da gerilmek yerine, Kafka Dönüşüm öyküsüyle insanın tarafının nasıl tutulması gerektiğini  ancak bu şekliyle bizlere, biz insanlara göstermiştir belki de.

Bu bir tekrardır biliyorum, ama okuru çaresiz bir dehşetin derinliğine sokan, düşüren belki de bu yoğunlukta boğan yazar da yine Kafka’dır; hatırlamamız gerekiyor. Bir gün uykudan bir böcek olarak uyanmak! Bunun hangi gün olduğunu hiçbir zaman hiçbirimiz öğrenemeyeceğiz bu arada. Uykudan böcek olarak uyanmak? Böcek olmak, böceğe dönüşmek ya da okur olarak en normal kabul edeceğimiz şey  kendini tam bir böcek gibi hissetmek ki artık böcek olmadığına kendi kendini inandırmamak da nedir? Kendimizi bir karınca gibi güçsüz hissediyoruz demeye ve belki bunu da kabul etmeye hazırız. Ama böcek olmak? Nabakov, Gregor Samsa gibi böcekler kanatlarının var olduğunu unutuyorlar, eğer Samsa böceğe dönüştüğü sabah kanatlarının olduğunu unutmasa, kanatlarını çırpıp camdan kaçabilir, gidebilirdi diyor. Peki, Samsa neyden kaçacaktı ki? Bir süper kahraman olan Süpermen’in düşmekte olan bir uçağı güvenli bir şekilde yere indirdiğini biliyoruz. Ama Süpermen’den neden felsefenin -o ne büyük tek tesellidir o- günlük hayatımıza girmediği sorununa bir çözüm getirmesini bekleyemeyiz. Bu ona, yani Süpermen’e aykırıdır. Samsa’da da kaçmak olmazdı bu da ona aykırıdır. Gregor Samsa’nın dönüşümü Örümcek Adam’ın dönüşümü gibi de değildir. Peter Parker’ı bir örümcek, Samsa’yı yavan bir gerçeklik ısırmıştır! Samsa tam da burada kaçacak gidecek bir yeri olmadığı için bir “yersizyurtsuzlaşma” formu yaşadığı için böceğe dönüşmüştür aslında. Ama her şey bir yana zaten Kafka’nın, kanatların var oluşunun bir çırpınma korkusundan geldiğini belirttiğini biliyoruz. Hem hayat, Kafka’yı Samsa’yı böceğe dönüştürdüğü sabah onun kaçması için  kanatlarını unutacak kadar korkutmuyordu. Hem neden unutsun ki Kafka bu kanatları? Gregor Samsa kanatlanıp uçsa hikâye biterdi, bu akla ilk gelendir elbette ve bu hikâyeyi erken bitirmemek için Kafka böyle bir hileye başvurmuşmuş, sanmıyorum!

Bir hayvan bile değildir Gregor Samsa aslında. Bunu dediğimiz zaman sanki hayvanlar hakkında bir yanılsama içine düşüyoruz biz insanlar. Ama bu yine de etoburluğumuzdan daha kabul edilebilir bir hatadır. Gregor bir böcektir, bir böceğe dönüşmüştür. “..aslan soylu bir yaratık olarak güçlü, buyurgan; tilki kurnaz, işini bilen, alaycı; kurt yırtıcı, sağtöresiz; köpek çamur atan, güvenilmez; fare çevik, açıkgöz; eşek aşağılanmış, eşek gibi çalışmak..” Böcek olan Samsa? “..kurbağaların yaygarası, aşağı katmandan insanları çağrıştırmaktadır. Geyik, güzelliği başına dert açan boş ve hoş bir yaratığı, öküz iriliği, keçi aptallığı, sinek kendini bilmezliği, karınca durup dinlenmeden çalışmayı, kartal özdeki gücü, çaylak yırtıcılığı somutlaştırmaktadır.” Peki ya Böcek? Hayvan masallarının yaratıcıları, güçlerinin yetmediği haksızlıkları belirtmek ve bunu yapanları yermek için fabl türünü yaratmışlardır denir. Kafka’nın Dönüşüm’ü bu türe girer mi acaba? Ya da sadece bu türün içinde yorumlayabilir miyiz bu uzun öyküyü? Kafka’nın gücü neye yetmedi de bir böcek yarattı! Aslında Kafka, Gregor Samsa’yı böceğe dönüştürerek insanın dünyasından çıkardığı, çıkarabildiği için mağluptur ama bu mağlupluk insanlık dışına çıktığı; insanlığın, insanın dışında olduğu için aslında bir galibiyettir; öyle bir galibiyettir ki bu, sanki sadece bu öykünün yazarı, kahramanı ve bir okur olarak yarım yamalak onu anlayan biliyor bunu sanki. Gösterişli bir galibiyet değildir ne de olsa. Kafka sadece kendine, kendisine karşı bir mağluptur ve bunun için onun elde ettiği büyük bir yarım galibiyettir. Kendine karşı galibiyeti sessiz sedasızdır. Gerçek hayatta yaşanmış bir gerçekliği billboardlarda kurgusal bir sinema gerçekliği gibi film afişlerine düşürmediği için yarım galibiyet demek geçiyor insanın içinden. Hiç acı çekmemiş olanlara Emil Michel Cioran yaratık diyor, masa başında bu tür gerçeklikler yaratmış olanlar da bunun içine girer mi acaba diye soruyor sonra da. Gösterişli galibiyetler galibiyet değil gibi, aslında tam bir galibiyet olmadıkları içindir belki de bunca gösterişler.

Tamam Kafka adlı bir yazarın yaratmış olduğu öyküde böceğe dönüşmüş bir kurgusal kahramandır  Gregor Samsa, ama ne zaman aklıma bu öykü düşse “.. onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka yenisiyle değiştiririz ki acıyı duysunlar..”[1] ayetindeki sonsuz kere sonsuz tekrar cezasından insan olmaktan bir böceğe dönüşerek kurtulmuş, bu tek kişi aklıma geliyor.

“… galiple duygudaşlık, daima hükmedenlerin işine yarıyor’sa” öyleyse bir okur için  yersizyurtsuzlaşmanın coşkun ana kaynağı da neden Kafka ve yapıtları olmasın ki?

Not: Belirtilen ve belirtilmeyen yazar ve alıntılar bulunduran bu metinler için: Yazar adları ve alıntılar metni desteklesin, büyütsün bir otorite sağlasın diye metne alınır. Hatta Benjamin’in kitapları ve fahişeleri karşılaştırdığı fragmanlarının birinde fahişelerin çoraplarına sokuşturdukları para neyse, yazarlar için de dipnot olarak gösterilen yazar ve alıntılar da odur diye yazmıştır. (Bu notların notunda bile Benjamin’in adını geçirerek aynı şeyi yaptığımın farkındayım çaresizce.) Ama bunu sadece zevkine yapanlar olabilir sanıyorum, bir çorap vardır ama çoraba sokuşturulması için alınan bir şey yoktur. Alıntılar ve yazar adlarının metin içindeki yerini bu toprak parçasındaki dokusuyla somutlaştırmak daha bir haz verecek gibi bizlere. Metin için iyi bir yazar ve alıntı bulmak  “bir dayın var” kadar etkilidir.

[1] https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nisâ-suresi/549/56-ayet-tefsiri

 

Kafka Üzerine Notlar – 1

Kafka Üzerine Notlar – 2

Kafka Üzerine Notlar – 3

Kafka Üzerine Notlar – 4