Esra Karadoğan

8 Ağustos 2018

 

Bir kitabın iyi bir kitap olduğunu nasıl anlarsınız? Benim bu konudaki düşüncemi genelde zaman belirliyor. Okumamın üzerinden zaman geçse de o kitap, karakterler, kurgu ve yazarın dili zihnimin içinde gezinebiliyorsa, kendine bir yer açmışsa, etkisi geçen süreye rağmen değişmemişse ve hatta sonradan okuduklarımla yerini pekiştiriyorsa, o kitabın iyi olduğuna kanaat getiriyorum. Bugün anlatacağım kitap Kar, Köpek, Ayak, bu kategoriye giriyor işte.

Yazarın yazdıklarıyla hayat verdiği karakter Adelmo Farandola inanılmaz yalnız bir adam. Bugüne kadar yalnızlıkla ilgili romanlarda gözüme çarpan bu durumdan şikâyetçi olma hali de yok üstelik. Bu yalnızlık onun hem tercih ettiği, hem de sevdiği bir şey gibi fakat yine de okura bu büyük yalnızlığın hüznü yansıyor. Yaşadığı yerin dağ başında ve karlar altında olması karakterin durumunu daha da çarpıcı hale getiriyor.  Yalnızlığı bir süre sonra onu delilik sınırına taşıyor. Hayal mi gerçek mi olduğu net olmayan durumlar ve kendisiyle mi yoksa bir başkasıyla mı konuştuğuna emin olamadığınız diyaloglarla bezeli bir kurguya sahip Kar, Köpek, Ayak. Farandola’nın kendisi de şaşırıyor durumuna, en son ne zaman köye indiğini, ne zaman alışveriş yaptığını bile karıştırıyor hatta. Bu gelgitler, bu zamandaki belirsizlik, yazarın dili ve özellikle sondaki, bu kitabın yazılmasına sebep olan ilham kaynağıyla kitap daha da etkileyici oluyor.

Kar, Köpek, Ayak, okurken insana, kimse bu kadar yalnız olmamalı dedirtse de Farandola kimseyi hayatına davet edecek durumda değil, bir köpeğe bile hayatında yer yok ama yine de o sevimli köpek bir şekilde onun hayatına da zihnine de sızmanın bir yolunu buluyor. Kitap boyunca Farandola’nın insanı şaşırtan düşünceleri ve yaşadığı coğrafyanın etkileyiciliği sarıp sarmalıyor okuru.

“Adam yalnız olduğunu fark edince, hayret, diyordu kendi kendine. Yalnızlığı seviyordu. Yalnızlığın onun için vazgeçilmez olduğunu söylemeye bile gerek yoktu. Yine de bu soysuz ite bağlanmıştı işte. O yanından uzaklaştığında içinde bir şeylerin öldüğünü hissediyordu. Zaman durma noktasına gelene kadar yayılıyor, bu dar vadi uçsuz bucaksız bir çöle dönüşene kadar genişliyor ve adamın bedeni bir karıncaya, bir solucana dönüşene dek küçülüyordu. Bir köpek onu bu kadar küçültmeye yetiyordu. Karşısındaki bir insan olsa, mesela bir kadın olsa kim bilir ne olurdu.”

Olay örgüsünü anlatmak istesem de bu kötülüğü okumak isteyenlere yapamam, fakat kitabın sonuna gelindiğinde kitabın üzerinizdeki etkisinin artacağı, sonra kitabın ismini aratarak yapacağınız küçük bir araştırma sonucunda yazarın oyuncu kişiliğinin yazdıklarına yansıması üzerine bir daha düşüneceğiniz, Adelmo Farandola’nın hayatına rağmen okumaktan keyif alacağınız bir roman bu. Onu büyüleyici kılan ve insanı satırlara hapseden faktörlerden biri de o yoğun kar tasvirleri, okurken deliliğin sınırlarını ve doğanın insanı hapsedebilme gücünü hissediyorsunuz. Yazar Claudio Morandini, Dino Buzzati’nin günümüzdeki temsilcisi olarak gösteriliyor. Kar, Köpek, Ayak hem hüzünlü hem de tüm gerçekliğiyle insanı etkileyen bir anlatı.

 

Claudio Morandini, Kar, Köpek, Ayak, Çev: Esma Fethiye Güçlü, Timaş Yayınları, 2018.

 

Esra Karadoğan – Özyaşam Öyküsü                    
Pertevniyal Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi mezunu. Çeşitli mecralarda öykü ve kitap tanıtım yazıları yazıyor.