Ali Smith. Fotoğraf: Antonio Olmos

Meltem Akpınar, Alison Flood’un 5 Nisan 2018’de The Guardian’da yayımlanan yazısını Mevzu Edebiyat için çevirdi.

 

Eleştirmenler, akademisyenler ve yazarlar ‘Yeni Elizabeth Akımı’nın yazarlarını bulmak ve eski yazarların kalıplaşmış bir edebi yapı olarak desteklenmesi eğilimini değiştirmek için oy verdiler.

Ali Smith, günümüzün en iyi İngiliz ve İrlandalı romancılarını bulmak için haftalık İngiliz edebiyat dergisi ‘Times Literary Supplement (TLS) tarafından yapılan ve yaklaşık iki yüz eleştirmen, akademisyen ve yazar tarafından doldurulan ankette en yüksek oyu aldı.

Derginin sıralamasında, ‘Yeni Elizabeth Akımı’nın yazarları olarak kabul edilen ilk beşin dördü kadın yazarlardan oluşuyor. Başı Smith’in çektiği listede kendisini, Hilary Mantel, Zadie Smith, Kazuo Ishiguro ve Eimear McBride izliyor. Derginin editörü Stig Abell, projenin, yirmi ila otuz yıl önce üne kavuşmuş olan Ian McEwan, Julian Barnes, Salman Rushdie ve Martin Amis gibi yazarlardan oluşan bir grup yazara olan eğilimi ortadan kaldırmak için gerçekleştirildiğini belirtti. Nitekim, bu isimlerin hiçbiri listeye giremedi. Edebiyat dergisi, anketin muzip bir ruh haliyle gerçekleştirildiğini belirtti.

Ali Smith’in ‘Autumn’ (Sonbahar) adlı kitabının eleştirisi: Güzel, gelip geçici bir senfoni

TLS’de yazan eleştirmen Alex Clark, Ali Smith’in son çıkan kitabından övgüyle söz etti; “planlanmış dört kitaptan oluşan ve ‘Man Booker Edebiyat Ödülü’nün kısa listesindeki  ‘Autumn’la başlayan ve ulus devleti konu alan bir roman serisi.” Clark şöyle devam etti: “Burada konu Smith’in sadece zamana karşı yazması değil; aynı zamanda sürekli gündeme getirdiği konuları – gözlem, güç, sanat ve yanılsama – hem doğal hem de insan yapımı değişim ve yenilenme döngülerinin üzerinden ortaya koyması.”

Ankete katılanlardan, son kitapları kendilerini en çok etkileyen kitaplar arasında olan ve gelecek çalışmalarını merakla bekleyecekleri on yazarın adlarını vermeleri istendi. İlk ondaki diğer yazarlar şunlardı: Colm Tóibín, Nicola Barker, Alan Hollinghurst, Anne Enright, Sebastian Barry ve Jon McGregor. Sebastian Barry ve Jon McGregor onunculuğu paylaştılar.

Clark, ilk onda yer almanın, duyulmuş olmanın biraz ötesinde bir anlam taşıdığını kabul ettiğini belirtti. Ancak sıralamada bir sürpriz olmamasına rağmen, hem herhangi bir yazarın listeden çıkarılmasını tartışmak zor görünüyor, ki belki de esas konu budur, hem de listede bir biçemsel çeşitlilik eksikliği görünmüyor.

Sally Rooney. Fotoğraf: Richard Saker

David Szalay ankette onbirinci sırada yer aldı. Onu Kevin Barry, Deborah Levy, Tom McCarthy, Sally Rooney, Kamila Shamsie, Rachel Cusk, Gwendoline Riley, Sarah Waters ve Claire-Louise Bennett takip etti. Hem Rooney hem de Bennett sadece birer kitap yazdılar: Bennett’ın kısa hikayelerinden oluşan ‘Pond’ (Göl) ve Rooney’nin romanı ‘Conversations With Friends’ (Arkadaşlarla Sohbetler).

Clark, editörler ve yayıncılardan akademisyenler ve yazarlara, geniş bir yelpazedeki anket katılımcılarının çoğunun, bir başka günde sorulsa başka on yazar adı verebileceklerini TLS’ye söylediklerini ve bazılarının ‘bildik’ yazarların dışında birini tavsiye edemediklerinden dertlendiklerini yazdı. Adını vermeyen bir anket katılımcısı, en sevdikleri yazarları sıralamaya kendi çocuklarını sıralayacaklarmış gibi hazır olduklarını, ancak yaşça kendilerine yakın olan bir editör jenerasyonu tarafından değerleri belirlenen bu yazarların öne çıktığını düşündüklerinde daha kararlı davrandıklarını belirtti.

Clark, roman türünün günümüzde yüzleştiği zorlukları kabul etti; yeni bir ‘Arts Council England’ raporunda vurgulanan ‘kurmaca türünün yüksek getiri sağlama becerisinin çöküşü’nden, yazar Will Self’in ‘The Observer’daki, ‘roman türünün, şövale ve klasik senfoni gibi marjinal bir kültürel form olmaya mahkum olduğu’ uyarısına kadar.

Clark, “Basit söyleyecek olursak, eğer roman bir tür olarak berbat ise, roman yazmada kimin iyi olduğu fark eder mi?” diye sordu. “Yazar ya da okur olarak, romanla niye canımızı sıkıyoruz? Cevap basit: Böyle yapmamak çok sıkıcı olurdu.”