“Bir yalan dünyasında yalan kendi zıddıyla bile ortadan kaldırılamaz, onu ancak bir hakikat dünyası yok edebilir” Kafka

Entellektüel görev hakikat için dövüşmektir” M. Löwy

 

Kafka’yı her zamankinden daha çok ve yalın bir biçimde kavramaya yakınız bu günlerde… Özellikle Ceza Sömürgesinde-Dava-Şato-Dönüşüm’ü yeniden okumalıyız belki de… Kafkaesk kavramını hayatımızın genel atmosferini anlatan en güçlü kavram olarak yeniden düşünmeli ve hakikat için cesaret kazanmayı ummalıyız. Çünkü uzunca bir süredir Kafka Momenti diyebileceğimiz bir atmosferi soluyoruz hep birlikte.

Michael Löwy’nin, Kafka-Boyun Eğmeyen Hayalperest’i tam da Kafka Momenti’ne denk düşen bir zamanlamayla Türkiye’li okuruyla buluştu. Ayrıntı Yayınları Sanat ve Kuram Dizisi’nden, Işık Ergüden çevirisi ile yayınlanan kitap, Kafka okuru için diyalektik bir okuma önerisi sunuyor. Kitabın bir diğer önemli işlevi ise diyalektiğe aşina olmayan okur için diyalektik okuma stratejisinin nasıl gerçekleştiğine ilişkin öğretici ve rahat okunabilen bir başvuru kaynağı olması.

Löwy, Marksist eleştiri ve sosyoloji alanında yaptığı çalışmalarla Türkiye’de hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip. Romantizm, Yahudi Mesiyanizmi, din sosyolojisi ve sürekli devrim teorisi konularında yaptığı çalışmalar Löwy’i Marksist teori içinde ayrıcalıklı bir konuma taşımıştır. İsyan Ve Melankoli/Medeniyete Karşı Modernizm (M.Löwy&R. Sayre, Alfa Yayınları), Sürekli Devrim Teorisi/Eşitsiz ve Bileşik Gelişim Siyaseti ve Walter Benjamin: Yangın Alarmı “Tarih Kavramı Üzerine” Tezlerin Bir Okuması kitapları son bir iki yıl içinde Löwy külliyatı takipçileri için önemli başvuru kitapları oldu.

Kafka okumasını, yaygın Kafka imgesinden kurtarmayı hedefleyen bir dolayımlar zinciri ile inşa eden Löwy, Kafka için yeni bir şey söylenebileceği iddiasını diyalektik okuma stratejisinde temellendiriyor. Hareket noktası, Walter Benjamin’in Kafka okumalarına ilişkin uyarısıdır: “Walter Benjamin, Kafka’yı kaçınılmaz olarak ıskalamanın iki biçimi olduğunu saptar: Doğal yaklaşım ve doğaüstü yaklaşım. Başka deyişle, psikanalitik okumalar ile teolojik yorumlar” (2018, 13).

Kafka yorumlarının bir başka biçimini “edebi okumalar” olarak kaydeden Löwy, bu tür okumaların temel zaafının, Kafka için edebiyatı, bir hayatta kalma-var olma sorunu ya da kendini gerçekleştirici bir edim olarak değil, doğrudan yazın konusuna indirgemek olduğunu ileri sürüyor.

Löwy’nin Benjamin’den mülhem, Kafka okumasının ayırt edici karakteristiği de burada belirir: Kafka’da radikal özgürlük fikrinin izini sürmek için, Kafka okumalarında ihmal edilenin, Kafka’da tamamlanmamış olanın ve yaygın olarak bilinmeyenin tanıklığının peşine düşen bir okumadır bu. Kendi ifadesiyle; “bugüne dek Babil kulesi oluşturacak denli çoğalan” Kafka okumalarının handikaplarını ortaya koymaktır. Edebiyat eleştirisinde bir Kafka kanonundan söz edilebilirse, Löwy’nin Kafka okumasının bu kanona bütünlüklü bir müdahale olduğu ileri sürülebilir.

Kendi çalışmasının, Walter Benjamin’in “1934 tarihli Kafka denemesi ve 1940 tarihli Tarih Kavramı Üzerine tezlerinin izini güçlü bir biçimde taşıdığını” vurgular Löwy… Amacını da “Her dönemde geleneği ele geçirmeye çalışan konformizmden bu geleneği ayırmaya çabalamak gerekir” diyen Benjamin buyruğu ile belirlemektedir. (2018, 159)

O halde Kafka metninin yeniden kazanılması ya da geri alınması söz konusudur diyebiliriz. Löwy, kendi çalışmasını ikincil literatür içinde konumlandırarak sosyo-politik çözümlemeye dayalı bir okuma stratejisi oluşturmaktadır. Aufgehoben[i] bu stratejinin merkezi kavramıdır ve bakışımızı, Kafka’nın yaşam öyküsü, onu kuşatan nesnel tarihsel koşullar ve eserinin bütünlüğünde yeniden örgütler. Baba figürü, Yahudi köken ve Prag’la simgeleşen bürokratik otorite, Löwy tarafından bir aracı kavram olarak “otorite karşıtlığı” ile dolayımlanır:

“Benim katkım daha ziyade “sosyo-politik” akım içinde yer alır, ama babaya karşı isyanı, (heterodoks Yahudi esinli) özgürlük dinini ve bürokratik aygıtların ölümcül iktidarına (liberter esinli) karşı çıkışı birbirine bağlamayı sağlayan bir ipucu sayesinde –anti-otoritarizm- diğer yüzeyleri de birbirine eklemlemeye çalışıyorum” (14).

Löwy’e göre, Kafka’da dinsellik ya da Kafka teolojisi, kavramın belirgin anlamıyla negative’dir: “Kafka’nın yazıları saçmalığa, toriter adaletsizliğe ve yalana teslim edimiş bir dünyayı, mesihçi kefaretin ancak negatif olarak, radikal yoklukla kendini gösterdiği özgürlüksüz bir dünyayı tasvir etmektedir” (2018, 91). Tanrının olmadığı, şeyleşmiş bir dünyada kefaret yoluyla kurtulmak imkansızdır.

Löwy için Kafkaesk labirentte yol almamızı sağlayacak olan Ariadne ipi, “özgürlük arzusu”dur. Bu arzunun izini Kafka’nın biyografik olarak ihmal edilen Prag anarşistleri ile ilişkilerinde, tamamlanmamış üç büyük romanında ve en önemli öykülerinden birkaçının analizinde aramaktadır. Ve tüm bu düzeylerin “otorite karşıtlığı” ile dolayımlanarak oluşturduğu yeni aşamayı; Kafka’nın asıl olarak ilgilendiği, modern devletin despotik temelleri olarak haritalandırmaktadır. Löwy’e göre Kafka, “geleneksel ve kişisel otorite figürü”nden ziyade tıpkı anarşistler gibi “bürokratik, hiyerarşik ve kişisiz, otoriter ve yabancılaşmış aygıtıyla birlikte, modern devletin despotik temelleri”ne yöneltmiştir ilgisini (111).

Kafka’nın ilgi nesnesi, gayrışahsi modern despotik devletin temelleri olarak ortaya konduğunda, daha önceki tüm okumaların sınırlılıkları da belirginleşmektedir. Metinden yansıyanla yetinen ya da metnin temsil ettiği ile ilgilenen okuma stratejilerini, Kafka metninin hedeflerinin üstünü örten yorumlar olarak eleştiren Löwy, kendi yaklaşımını, Kafka’nın “son derece eleştirel ve yıkıcı boyutunu ortaya koyma yönünde bir deneme, bir teşebbüs” olarak nitelemektedir (15).

Kitap, Kafka’nın “İşkence çeken insanlığın zincirleri, bakanlık kağıtlarından” sözüne ithafen, “Büro Kağıtlarından Zincirler” başlıklı sunuş yazısıyla başlıyor. İzleyen altı bölüm boyunca, Kafka’nın içsel yönelimlerinden, onu kuşatan nesnel tarihsel ortam-olay ve ilişkilere; Günlük, Babama Mektup, Dava, Şato, Amerika, Ceza Sömürgesinde metinlerinin çözümlemesi eşliğinde ilerliyor ve 7. bölümde “Kafkaesk Durum”un yeniden tanımlandığı son söze doğru, diyalektik yeniden inşa karakteri taşıyan bir seküler okumanın gerçekleşmesine tanık oluyoruz.

“Kavram sonradan gelir” mottosuna uygun olarak, Kafka’da liberter etosla başlayan diyalektik bir okuma inşa eden Löwy, finalde, Kafkaesk Durumu aynı zamanda Kafka’nın Dilemması olarak nitelenebilecek ve Kafka’nın muğlaklıklarını tarihsel olarak yeni sorulara taşıyan bir olanağın kapısını açıyor.

Löwy’nin dünyevi ve diyalektik eleştirisini temel aldığımızda, Kafka’nın Dilemması; “Mutlak özgürlük düşü” ile “korkunç kölelik bilgisi”nin birliğinde aranabilir (Heller’dan Akt. Löwy, 2018, 108). Kafka’nın romanlarının tamamlanmamışlığının, çözümsüz çelişkisinden kaynaklanan bir, “tamamlanmaya direnme” şeklinde yorumlanması mümkün görünmektedir

“Toplumsal ilişkilerde tahakkümün her yerde varlığını ortaya çıkaran Kafka’dır” (Löwy, 2018, 54).

Rasyonelliğin tersine döndüğü yeri tanır Kafka en çok. Yazıyı, devlet otoritesinin elinden geri almak, özgürleştirmek Kafka’nın Kanzleipapier‘le[ii] davası olarak tespit edilir. Avusturyalı yazar Thomas Bernhard’ın Leitz Dosyaları’nın da, bürokratik devlet ve Nasyonal Sosyalizmin otoriter kabusunun simgesi olması gibi… Ve her iki yazar için de yazmak, dirimsel-varoluşsal bir zorunluluktur.

Tarihin boyun eğenleri olarak görülenlerin, asla boyun eğmediklerini hatırlamak için, Löwy’nin Kafka’sını okumanızı öneririm. Cehennemin ortasında bize bakışı hediye edendir Kafka;

Kafkaesk lekeden tanıyoruz devleti ne de olsa…

 

Michael Löwy, Kafka-Boyun Eğmeyen Hayalperest, Ayrıntı Yayınları, Sanat ve Kuram Dizisi, Çev.: Işık Ergüden, 137 sayfa, 2018

 

[i]Aufgehoben; Hegelci diyalektiğin karakteristik kavramlarından biridir. İptal ederek aşma ya da kapsayarak aşma anlamında kullanılır. Negatif yani yadsıma, çelişkiyi iptal ederek kapsar ve yeni bir düzeye yükseltir. Aşma, aşkın diyalektikten tümüyle farklı olarak tarihsellik koşulunu ön gerektirir.

[ii] Devlet bürokrasisinin kayıt tutma, fişleme, iş yapma prosedürü için zorunlu kıldığı her türlü yazı-yazışma-kağıt biriktirmesine gönderme.