Kopuşu Örgütlemek…

1942 New York doğumlu, İrlanda kökenli Emmett Grogan, 1960’lı yıllarda yeraltı kültürünü dönüştürme ülküsü taşıyan Kazmacılar’ın(Diggers) lideridir. 1972 yılında kaleme aldığı Ölüm Kalım Oyunu’nunu (Ringolevio), 60’ların karşı kültür atmosferine içeriden bir bakış olarak nitelendirmek mümkün. Grogan, yaşadığı dönemin belirsizliklerine ve muğlaklığına sahip bir dönem “ikon”u olarak anılabilir rahatlıkla. Kenny Wisdom’dan Emmett Grogan’a dönüşümünü belirleyen sistemin dışına çıkma arzusu, karakterinin muğlaklığını olumlu bir potansiyele taşırken, politik eylemin sınırlarına çarpan bir karakteristik olarak da nitelenebilir.

Ölüm Kalım Oyunu’nun biyografik yönünden ziyade, Grogan kültü üzerinden döneme bakmak daha tercih edilebilir bir okuma önerisi olabilir. Kapitalizmin girdiği yeni güzergahta, 1960’ların karşı kültürel atmosferinin zaafları ve başardıkları üzerine yeniden düşünmek ve bugüne ilişkin soruları çoğaltmak ve çeşitlendirmek açısından keyifli bir okuma vaad ediyor kitap.

New York’tan, San Francisco Height-Ashbruy Mahallesi’ne uzanan yolculukta, sokağın kalbinden gelişen bir politikleşme sürecine tanık oluyoruz Grogan’ın hikayesinde. Sokağın- yeraltının dili ve hikayesi, giderek politik bir dile ve 17. Yüzyıl’dan[i] miras alınan bir ortaklaşmacı söyleme dönüşüyor.

Ölüm Kalım Oyunu, Kenny Wisdom ve yaşdaşlarının, sistemle baş etme oyunudur bir anlamda. New York’un gettolaşmış çeperinde, oyunun kuralını sokağın kanunu belirlese de, kurallar büyük oyunu taklit eder. Kenny Wisdom da Aslar ve Rahipler arasında tekrarlanan ölüm kalım oyununda hazırlanır hayata… Oyun dışına itilenlerin kendi oyununu kurgaladığı, “Tırmananların” büyük oyunundan düşenlerindir Ölüm Kalım Oyunu tarafları. Ancak büyük oyuna göre gözettiği bir ilke vardır: Güçlü ve kıvrak olan, stratejisini sağlam kuran ve rakibini tanıyan kazanır. Hile ve torpilden ziyade zekanın çalımıdır sonuca götüren. Rakip takımlar büyük oyunda aynı tarafta olduklarını ve yenikliklerini bilir. Kenny daha sonra bu düşüşü bir tercihe dönüştürecek ve tırmananların “zor” hayatına karşı, düşenlerin özgür yaşamı için mücadele edecektir.

Sistemin derin mantığını kavrayanlar, sistemin rolünü çalmaya karar verirse…

 Gettolaşmış New York, Amerika’nın kurgusal ve heybetli rüyasının kalbidir. Büyük Amerikan Rüyası, namı diğer sıçan yarışı; toplumsal hedefin başarı olarak belirlendiği ve rekabetin belirlediği araçlarla kendini yeniden üreten bir “tırmanma” oyunudur. Toplumsal hedef başarı olduğunda, bu hedefe ulaşmak için hareket edilmesi gereken alan da piyasa olacaktır. Rekabetin, hesaplanabilirlik, ölçülebilirlik ve standartlara bağlandığı sözleşme hukukunda gözlerden kaçırılan, amaca ulaşmak için kabul edilen ve meşru görülen araçların ulaşılabilirliği konusudur. Liberal hukuk, sokağı kapsamı dışına iterek salt polis gücüne teslim eder ve fırsat eşitliği olarak tanımladığı prosedürel adaleti sopa zoruyla sağlamaya bakar. Bazıları yurttaş olamayacaktır…

“Oyun teorisi”nin risk ve belirsizliğe yaptığı güzelleme de rekabetin nimetleri kadar ve ondan daha çok cefasına ikna eden bir söylemdir. Sıfır toplamlı oyundan, kazan-kazan’a geçiş, oyunun mantığını çok da etkilemez. Kazanmak içindir her şey son tahlilde: Kazanan hepsini alır (sıfır toplam), hepsini almadığı yerde de (kazan-kazan) kimin ne kalacağına ve oyunun nasıl oynanması gerektiğine karar veren de odur.

Kazmacılar’ın (Diggers) kurucularından Kenny Wisdom (Emmett Grogan), New York sokaklarındaki yaşamı şu cümleyle özetler:

“Büyümek, yavaş yavaş her yılın tadını ayrı ayrı çıkararak büyümek olanağı yoktur ki! En üst basamağa çıkabilmek için her birinin ayrı ayrı bir yol bulması, yoksulluk burgacından kurtulup önceleri dümen suyuna sonra da dümenin başına geçmesi gerekir. Başarıya ulaşmaktır önemli olan. Kaç yılda tırmanmışın merdiveni? Kaç kişiyi tekmelemişin? Önemli değildir. Yeter ki tepeye çıkabilesin…”(26)

 

Kenny Wisdom, rüyanın kabusa dönüştüğü gerçekliğin içinden bir tutum geliştirmektedir, Ölüm Kalım Oyunu aracılığı ile: Hayatta kalmak! Sistemin bahşettiği de budur: Sistem dışıysan nefes alıp vermen umrunda değildir. Ancak Wisdom salt hayatta kalmanın değil, yaşamanın yollarını inşa etmekten yanadır. Yetinmeye karşı çıkar. Öfkelidir ve intikam almak ister. Adalet özlemini adaletin yokluğundan biçimlendirir.

“Keny Winsdom adaletten yanaydı mutlak. Ne var ki, çarkların kendinden yana işlemediğini biliyordu. O dişliler salt Kenny’i ezmek, un gibi ufalamak için yapılmışlardı sanki. Garibanlar dayak yiyor, zavallılar ölüyor, torpilsizler aç kalıyordu. Buna kızmıyordu da Kenny. Yalnız öç almak istiyordu. Bunu yapmak için de adaletin yollarını seçmek işine gelmiyordu”(203).

 

Bireysel hikayenin arka fonunda, Soğuk Savaş dengelerinde şekillenen global oyun devam etmektedir bir yandan. Fidel Kastro’nun Batista karşısında zaferi, Cezayir bağımsızlık savaşı, İtalyan Komünistleri-Sicilya- İtalya’nın zencilerinin mücadelesi, Amerika’da Sivil Haklar Hareketi, dengeyi sarsan müdahalelerdir. Vietnam, protest kültürün yükselişinde önemli bir eşiği temsil ederken, Çin’de tabandan yükselen kültür devrimi sosyalist hareket içinde yeni tartışma ve stratejik ayrılıkların zeminini inşa etmektedir. Uluslararası konjonktür ulusal politik hareketleri tetiklemiştir. Sürecin ABD için en önemli uzantısı, Sivil Haklar Hareketi olmuştur.

60’lar, Che’nin, Castro’nun, Fanon’un, kent gerillasının momentidir…

1960’lı yılların radikal politik karakteri, kültür alanında belirginlik kazanır. Modernitenin sonuçları ile yüzleşmek, ilerleme masalının dünyanın modernleştirlmesi gereken uluslarına çıkardığı fatura ile yüzleşmek ve özgürlük algısıdır dönemin karakteristiğini belirleyen. Yeni Sol, savaş sonrası dönemde uluslararası alanın oldukça kompleks gelişim dinamiklerine göre şekillenmiştir ve bu yönüyle ABD’ de gelişen süreçleri de kapsayan genel bir profil oluşturmaktadır. Yeni Sol’un uluslararası alana yayılan ve özellikle savaş karşıtı ve anti-nükleer mücadele biçimleri, yaygın ancak birleşik bir yapı sergilemeyen bir görünümdedir. Bu esnek yapı, sınıf ve parti kavramlarının, zamanını doldurmuş olan ‘eski bir modele’ dayandığı görüşünü içermektedir.

Grogan’ın anlatımında,yeraltı kültür devrimini Yeni Sol’dan ayıran unsur, hakkı olanı talep etmeksizin el koymasıdır. Protestliği aşan bir müdahale formunu savunur Kazmacılar. Grogan, çok etnisiteli yoksul getto insanını, spekülatif sermayenin sopasıyla kovalayan sistemin kazıcısı olmayı seçerken, siyasal parti, sendika ve esnek Yeni Sol oluşumun ötesinde bir kendiliği savunmaktadır. Hukuk ve sistem içi temsil işlevsizdir. Billy’nin ifadesiyle: “İnsan hakları önce hakları bitirdi şimdi insanı tüketiyor.”

Yeraltı kültürünü dönüştürmek, sosyalist bir toplum için kültürü dönüştürmek, Kazmacılar’ı 60’lı yılların alt üst oluşunun, Yeni Sol-Hippi tarzlarından ayıran radikal bir çizgiye işaret eder görünse de, ortak bir zeminde hareket etmektedirler.

Emmett Grogan’ın ifadesiyle: “Siyaseti destekleyen kültür tükendikçe siyasi de tabutuna konulup denizlerin ortasına gömülecek. Bizim davamız çok büyüktür, etkisi de anlaşılamayacak denli geniştir…”(482)

Düşüşü ve düşmeyi kabul etmek devrimci bir perspektiftir Grogan için. Uzun erimli bir hareket ve bir “Kurtuluş Ordusu” tahayyülü ile “Yeni Sol’un tatlı su solculuğuna” da öfkeyle bakan Grogan, kopuş (de-linking) idealine bağlı görünmektedir.

“Kazmacılar’ın operasyonlarının ya da motivasyonlarının gerçek özü yüksek bir farkındalığa ve sorgulamaya dayanmıyordu. Gerilla tiyatrosunun elemanlarının etkinlikleri ve sokak olayları ise halkın BEDAVA EKMEĞE, bedava dükkanlara, bedava ürünlere ve bedava hizmetlere erişimini sağlamaya yönelik suç ortaklıklarından ibaretti yalnızca. San Fransisco Kazmacıları devlete ya da onun gıda sistemine dayanmak zorunda olmayan, aksine halkın alternatif iktidarına yaslanan ve halka yeterli kaynakları sağlayacak sağlam, kolektif ve uygun bir aygıt örgütlemeye teşebbüs etmişlerdi. Amerika Birleşik Devletleri’nin çeşitli etnik kökenlerden, alt ekonomik gruplardan ve baskı altındaki azınlıklarından oluşan halk, devlete bağlı olmaktan ziyade, sistemin dışına çıkıp da bizatihi kendi iktidar yapıları içinde bağımsız oldukları vakit, birbirlerine karşı besledikleri yığınla önyargıyı bertaraf etme şansına sahip olacak, eşitlik için savaşan tek bir sınıf olarak birleşecek ve nihayet sosyalist devrimi vücuda getirecek uzun erimli bir dizi isyan aracılığıyla bütün sınıfları ortadan kaldıracak olan birleşik bir cepheyi şekillendirebileceklerdi”(391).

Grogan’ın devrim anlayışı “halk demokrasisi içinde toplumun temelli olarak yeniden inşa edileceği aşamadan önce, uzun erimli ve kararlı eylemlerle gerçekleşecek” bir sürekli devrim idealine yakındır. Bu nedenle ifşa olmamalıdır ve sistemin hedefi olmadan kopuşu örgütlemelidir. Yeni Sol- Hippi ve Kazmacılar’ın ortak zemini, özerk eylemliliktir. Ancak her türlü örgütlenme formuna karşı çıkan bu yaklaşım, geleceğe dair bir strateji sunmaktan kaçındığı ölçüde kendi sınırlarına kapanır. Kazmacılar’ın ikibuçuk yıl süren, yoksullara yemek dağıtımı projesi de sınırlarına ulaşır.

Kazmacılar’ın Emmett Grogan’da simgeleşen karakteristiği anonimleşmek-yeraltına inmek-hesap vermemek ve en önemlisi kopuş (de-linking) olarak tanımlanabilir.

“Unutmayın! Her şey sizindir, her şey bedavadır!” sözünün taşıdığı anlam bu türden bir kopuşa işaret etmektedir.

Öç almak isteyen Kenny Wisdom’dan, öfkesini somut- pozitif bir eylemliliğe dönüştüren Emmett Grogan’a, Ringolevio’dan Gerilla Tiyatrosu’na ulaşan çizgide politikleşen hedef, Özgür Kent’i yaratmaktır.

Emmett Grogan’ı kopuş önerisi çerçevesinde, gerçeklikle kurgunun belirsiz sınırlarında gezinen anlatımı içinde okumak, 1960’ların kültürel kırılma olarak nitelenen karakteri üzerine yeniden düşünmeyi sağlıyor. Dönemin kültürel-politik jargonunun ruhunu yakalayan Aziz Üstel çevirisi, Grogan’ın akıcı ve kıvrak anlatımını yansıtmakta oldukça başarılı. Yeraltı zekasını yansıtan sokak argosunun ve söz oyunlarının ruhuna sadık bir titizlik gözleniyor çeviride. Bazı kelime ve deyimlerin çevirisinde tercihler farklılaşabilir, ancak kendi ritminden ve kültürel içerimlerinden doğan argoyu çevirmenin de oldukça meşakkatli bir iş olduğu teslim edilmeli. Örneğin çeviride Kazmacılar tercih edilmiş ancak Kazıcılar’ın meale daha uygun olduğu düşünülebilir. Nesneyi değil, nesneleşmeye karşı itirazı olan faili vurguladığı için…

50’lerin Beat kuşağının maço karakterini Kazmacılar’da da izlemek mümkün. Yer yer direnç yaratan bu karakteristik yön, Grogan’ın kişisel hikayesinde de varlığını koruyan bir unsur. 1960’ların mücadele alanını yönlendiren kadın hareketi kitaba yansımıyor.

Sonuç olarak, Kazmacılar’ın giriştikleri işin politik ve kültürel değeri yadsınamaz olsa da, geç 60’ların karşı kültür ve protest kimliğinin yönlendirdiği baş kaldırının, 70’lerin krizle şekillenen ekonomik momenti ve bunu 80’lerin otoriter-güvenlikçi devlet algısını yeniden organize eden sermayenin küreselleşme eğilimleri karşısında, neden sınırlı bir girişim olduğu rahatlıkla gözlenebilir. Halkın söylemsel düzlemde kaldığı ortaklaşmacılık Sivil Haklar hareketi dışında metropollerde kendi sınırlarına kapanmak zorunda kalmıştır.

Tüm çalkantısı içinde, döneme yeniden bakmak isteyenler için güzel bir fırsat Ölüm Kalım Oyunu

 

[i]İngiltere’de iç savaş sonrası açlık ve işsizliğin pençesinden kurtulmak için mülkiyet rejimine baş kaldıran ve kendilerine  ‘Gerçek Eşitlikçiler’ (True Levellers) diyen Kazıcılar (Diggers), kendilerine ait olanı geri almak için ortaklaşmacı bir yaşam manifestosu ile sınıf mücadelesinin erken örneklerinden birini oluşturmaktadır.

 

Emmett Grogan Ölüm Kalım Oyunu, Çev. Aziz Üstel, Ayrıntı Yayınları, 2018, 571 sayfa