Çevirmen İlknur Özdemir ile Arzu Bahar Söyleşisi

16 Aralık 2018

 

İlknur Hanım merhaba, sorularıma Virginia Woolf çevirileri ile başlamak istiyorum. Bir yazarı bu kadar iyi tanımak ve Türk okuru ile buluşturmak çok önemli. Bu konuda ve Virginia Woolf hakkında ne söylemek istersiniz?

Virginia Woolf’un yapıtlarını benden önce de, benden sonra da çeşitli çevirmenler Türk okuru ile buluşturdu. Yan yana koyarsanız, her çeviride olduğu gibi onlarda da birbirinden epeyce farklı yorumlarla karşılaşırsınız. Ben çok zorunlu kalmadıkça yazara sadık kalmayı yeğliyorum, yani güzel olsun, ya da Türkçede böylesi daha iyi durur diye metni değiştirmek istemem.Bu tercihin, özellikle Virginia Woolf gibi yazarlarda önemli olduğunu düşünüyorum. Woolf hiç kolay bir yazar değil. Bilinç akışı tekniğiyle yazdığı romanlar ya da öykülerde çevirmen özellikle kendi yorumunu katmaktan kaçınmalı bence. Woolf, İngiltere’de kadın haklarının, eğitiminin, toplumdaki yerinin bugünün gerisinde olduğu bir dönemde alışılmadık tekniği ve fikirleriyle yol göstermiş bir yazardı. Woolf’un kitaplarını çevirmeden önce, yazarı her yönüyle tanımaya çalıştım. Günlüklerini, denemelerini, yaşam öyküsünü gözden geçirdim. Yaşadığı döneme ait ayrıntıları, tanıdığı, birlikte çalıştığı edebiyatçıları araştırdım, böylece Woolf’u yakından tanımaya çalıştım ki yazdıklarını daha iyi hissedebileyim. Evet yazarı, onun sesini, iç dünyasını hissetmek önemli. Bazı yazarları tanımadan yazdıklarını çevirebilirsiniz, ama bence Woolf’u değil.

Çevirmenliğe başlama hikâyenizi okudum. Müthiş bir özgüven. Çok alakasız bir sektördeyken üstelik iki dilde birden çeviri yapmak için önemli yayınevlerinden birinin kapısını çalmanıza bayıldım. Hayatınızı her konuda bu kadar radikal kararlarla değiştirebilen biri misiniz?

Sanırım biraz öyle. Ama biraz da burcuma yüklüyorum bu halimi. İkizler burcunun tipik bir örneğiyim. Bazen pişmanlıklar getirse de çoğunlukla radikal kararlarım, sezgilerim doğru çıkıyor. Yol açıyor. İnandığımı yapmak isteyen, yapan biriyim.

Genel yayın yönetmenliği, editörlük, çevirmenlik… Gözü kapalı girdiğiniz bu sektörde pek çok görev alıp, hepsini de layıkıyla yerine getirmişsiniz. En severek yaptığınız hangisi?

Hepsini severek yaptım. Giriştiğim işte başarılı olmayı kafama koyarım. Kolay kolay pes etmem. Bir şeyi yapacaksam en iyi şekilde yapmalıyım ve arkadaşlarıma da yaptırmalıyım diye düşünürüm. Ayrıntılara önem veririm. Yaptığım işin hakkın vermeye çalışırım, diyelim.

Çevirmeyi en çok sevdiğiniz yazar kim diye sorsam?

Almancadan Max Frisch, İngilizceden Michael Ondaatje, JM Coetzee, Paul Auster.

Nasıl bir dosyayı çevirmek istemezsiniz?

Sevemediğim hiçbir şeyi çeviremem. 70-80 sayfa çevirip bıraktığım kitap oldu.

Edebiyatla bu kadar haşır neşir olan biri olarak, kendi kitabınızı yazma hayaliniz var mı?

Bir öykü kitabım var, 2004 yılında Can Yayınları’ndan çıkmıştı. Senin Öykün Hangisi. Bu aralar çocuk kitabı yazma projem de var.

Çevirirken çok zorlandığınız ya da çevirip sonrasında pişman olduğunuz bir kitap var mı?

Virginia Woolf’un Dalgalar’ı epey zorlu bir çeviriydi.

Çocuk kitabı çevirmek mi yetişkin edebiyatı çevirmek mi? Hangisi daha zor ya da keyifli size göre?

İkisini de severek yapıyorum. Çocuk kitabı çevirirken daha hassas davranmak gerektiğini unutmamak gerekiyor.

Türkçeden İngilizce ya da Almancaya mutlaka çevrilmesi gerekir dediğiniz ya da çevirmeyi istediğiniz bir yazar var mı?

Yazarlarımızın çoğunun kitapları zaten başka dillere çevriliyor. Çevirmek de isterim, birkaç yıl önce böyle bir çalışmam olmuştu, ancak devam etmedim.

Artık kitabın çevirmenine göre seçici davranan bir okur kitlesi var ki bu çok güzel bence, eskiden buna pek bakılmazdı. Bu çevirmen üzerinde baskıya yol açıyor mu? Aynı eserin diğer çevirileri ile sizin çevirinizin kıyaslanması tedirgin edici bir durum mu?

Evet, bazen tanık oluyorum, çevirmenin adına bakıp, bunu güvenerek okurum diyen okurlar var. Ya da bu çevirmenin çevirdiği kitabı asla okumam diyenler de var. Hiç tanımadığım, karşılaşmadığım insanlar bir şekilde beni bulup bir çevirimle ilgili güzel şeyler yazıyorlar, çok mutlu oluyorum. Baskı değil tam tersine itici güç oluyor bu tür olumlu yaklaşımlar. Çevirimin başka çevirilerle (kuşkusuz telif dışı yapıtlardan söz ediyoruz) kıyaslanmasından asla tedirgin olmadım. Tam tersine, kıyaslama yapılan örneklerde olumlu görüşler aldım. Ama bu tür kıyaslamalar yapılmasını çok doğru bulmuyorum.

Çeviri yaparken olmazsa olmazınız, bir ritüeliniz var mı?

Genelde çevireceğim kitabın başlarına göz gezdiririm, ama tamamını okumadan çeviriye başlarım. Programlı çalışırım, bir çeviriyi ne zaman bitireceğimi bilirim. Ve her çevirimi, teslim etmeden önce 3-4 kez elden geçiririm. Ana metindeki tarihleri, isimleri, yer adlarını vs. kontrol ederim.

Son olarak mesleğe yeni başlayan çevirmenlere ne yapmamalarını, nelerden uzak durmalarını önerirsiniz?

Sözlükleri hepimiz kullanırız, ama sözlükteki ilk anlamı kullanmadan önce diğerlerini de değerlendirmelerini öneririm. Bir tek sözlükle yetinmeden bulabildikleri birkaç sözlüğü taramaları doğru olur. Bazen 15. sırada verilen bir anlam, uygun anlam oluyor. Çevirileri çeviri kokmamalı, Türkçede garip kaçan, yerleşmemiş ifadelerden kaçınmalılar. Sürekli aynı sözcükleri kullanmak yerine çevirilerinde sözcük zenginliği olmasına dikkat etmeliler. Televizyon dilinden uzak durmalılar. Mümkünse çevirisini yaptıkları kitabın yazarını ve diğer yapıtlarını tanısınlar. Ustaların çevirilerini okusunlar. Ve: Sevemedikleri kitabı asla çevirmesinler, sonuç başarısız olur.

 

 

 

Paylaş
Önceki İçerikPlaton’un Mağarası
Sonraki İçerikMevzu Edebiyat Yazar Söyleşileri Arzu Eylem’le Devam Ediyor.
Avatar
1972 yılında doğdu. İstanbul’da yaşıyor. Marmara Üniversitesi Diş Protez Bölümü’nü ve ardından Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nü bitirdi. Mayıs 2019'da Kayıp, Ocak 2017'de Kovulmadım, Ben Ayrıldım isimli öykü kitapları Alakarga Yayınları’ndan çıktı. 2019 yılında Ankara Üniversitesi Öykü Ödülü'nü almaya hak kazandı. Öykü ve yazıları Öykü Gazetesi, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü Dergisi, Notos, Öykülem, Lacivert, Roman Kahramanları, Edebiyatist, Edebiyat Nöbeti gibi dergilerde ve çeşitli fanzinlerde yayımlandı. Evli, iki kızı, Pati adında bir kedisi, Tekila adında bir köpeği var. Şu anda Alakarga Yayınları Genel Koordinatörü ve Türkçe Editörü olarak çalışmakta.