Oscar ödüllü oyuncu Sean Penn’in Amerika’yı sarsan romanı Türlü İşlerin Adamı Bob Honey; İlya Denizeli çevirisi ve Alakarga Yayıncılık etiketiyle kitapçıların raflarına yerleşti. Oyunculuk ya da şarkıcılık mesleğinde kendine yer edindikten sonra eline kalem alıp kendi hayatını anlatan sanatçılara aşina olan okur; bu kez bir otobiyografiyle değil kurmacayla karşı karşıya. Karakol zabıt defterindeki telefon kayıtlarıyla açılan roman, komşuların Bob Honey’den şüphelenip, onun tuhaf davranışlarını polise rapor etmesiyle başlıyor. Romanın başlarını okurken aklıma gelen ilk şey Rod Sterling’in ünlü dizisi “Alacakaranlık Kuşağı” oldu. Bir takım tuhaf olaylar etrafında gelişen gerilimli hikâyelerin anlatıldığı bu diziyle yetişen Amerikan kuşağından gelen ve bu grotesk anlatılardan etkilenmiş bir kalem vardı karşımda. Oyuncu kimliğini tamamen bir kenara bırakmış ve modern Amerika’yı anlatıyordu.

Kitap ilerledikçe, yaşlıları çekiçle öldüren bir katil olduğu ortaya çıkan Bob Honey’nin garip davranışları karşısında okur da gerildikçe geriliyor. Çocukların ilgisini çekmek üzere süslenip püslenmiş ve müzik çalan bir dondurma kamyonunu bile korku öğesine çevirebilen bir metinle karşı karşıya kalıyor. Yalnız, yapayalnız bir adam olan Bob Honey; Sean Penn’in Amerika hakkında eleştirmek istediği ne varsa eleştirdiği bir araca dönüşüyor. Modern zamanların absürtlüğüne vurgu yapan yazar, Amerika’nın iç karışıklığına sebep olan ne varsa fütursuzca eleştiriyor. Bir okula ya da üniversite kampüsüne dalıp onlarca kişiyi katleden psikopatların Amerika’nın uğraştığı büyük sorunlardan biri olduğunu biliyoruz. Sivil silahlanmanın karşısında duran sorumlu bir birey olarak Sean Penn en büyük eleştirisini buna getiriyor. Kadına tacizin, tecavüzün arttığı bir dönemde feministler tarafından başlatılan bir hareket olan MeToo (Ben de) hareketine de bu romanıyla destek çıkan Penn; içinde bulunduğu Hollywood’u ve hatta tüm sektörü de eleştirmeyi ihmal etmiyor. Haksızlığı, zorbalığı, adaletsizliği, kadının sesini duyuruyor. Amerikan Başkanı Trump’a karşı da kalemiyle sesini yükseltmeyi ihmal etmeyen Sean Penn; bu karşı duruşunu, kiralık katili anlattığı bir kurmacanın içine başarıyla serpiştirmiş.

Sean Penn’in romanını edebiyat mı değil mi diye değerlendirmek yerine bir manifesto gibi de okunabilir zira modern zamanlarımızın anlamsızlığını iyi bir şekilde vurguladığını düşünüyorum. Yer yer tutuculuğa kaçsa da liberal bir bakış açısıyla yazılmış olan bu romanda sadece bir kiralık katilin hikâyesini değil aynı zamanda devasa bir modern zaman eleştirisi okumaya hazır olun. Absürt bir kiralık katil karakterinin yüksek sesli anlatısına şahit olacaksınız.

“Kan akarken koyulaşır,

Annie’nin gözleri önüne dökülür.

Şimdi dehşetle çığlık atıyor olsa da

Ortak değil mi suça?

Biraz da benziyor bize,

Aşkta ve cinayette…

Suç ortağı değil miyiz

Hepimiz!

Ya Bob Honey?

Markalaşmamış

Yularsız

Ve hür.” (sf:192)

 

Sean Penn, Türlü İşlerin Adamı Bob Honey, Çev: İlya Denizeli, Alakarga Yayıncılık, 2019.

Paylaş
Önceki İçerikHarun Candan: “Okurken Sıkılmayacağım Şekilde Yazmaya Çalışıyorum.”
Sonraki İçerikŞimdiki Zamanın Tarihsiz Şiirleri
İrem Uzunhasanoğlu
1983 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi okudu, Cambridge Universitesi’nde Uluslararası Öğretmenlik eğitimi aldı, daha sonra da New York Üniversitesi’nde Yüksek Lisans’ını tamamladı. İlk romanı Gitme, Gül Yanakların Solar’da (2015) Türkiye Yunanistan nüfus mübadelesini ve göçü anlattı. Yaratıcı yazıyı ve eleştirel düşünceyi destekleyen "365, Her Güne Bir Yazı" (2016) isimli bir kitap hazırladı. Spencer Holst’un öykülerini "Büyücünün Kızı" isimli çeviri kitabıyla dilimize kazandırdı. En son kitabı "Ufkun Öte Yanı" İthaki Yayınevi’nden çıktı. İstanbul’da yaşayan yazar roman yazmanın yanı sıra İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Doktorasına devam etmektedir.