Header Reklam
Ana Sayfa Öne Çıkan Yazılar Selim Temo Şiirinde Ölümün Gölgesindeki Birey

Selim Temo Şiirinde Ölümün Gölgesindeki Birey

  

Cellat uyandı yatağında bir gece
“Tanrım” dedi “Bu ne zor bilmece:
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe…

Ataol Behramoğlu (Dörtlükler,1983)

 

1980’lerden sonra siyasal ve sosyal olayların çok farklı boyutlar kazandığı bir dönemde Modern Türkçe Şiirin zirve yapan İkinci Yeni sanatçıları etkisi altında gelişen şairler ortaya çıktı. Bu şairler, gerek imgelem gerekse gönderme yoluyla, toplumsal eğilimleri ironik bir özellikle şiirlere kattılar. Bu özellikleri 1990’lı yıllar genç şairlerden Selim Temo (27 Nisan 1972- ) şiirde imgelem ve ironik özellikleri başarılı bir şekilde uygulamıştır. Türkçe yazdığı 4 şiir kitabı yayınlanmıştır: Ah! Tamara (1995), Kırgın Nehirler Meselesi (1997), Uğultular (2000), Jübile (2011). Ana dili Kürtçe olup Türkçeyi hem çok iyi bilip hem de sıra dışı kullanan Temo, Uğultular kitabı ile bunu gözler önüne sermiştir. İlk şiir kitabı olan Ah! Tamara’yla da Kürt halkının yaşam mücadelesi ve tutsaklıktan kurtulma umudunu ironik ifadelerle sağlamasının yanı sıra yöresel ağızlarla bazı gerçek olayları açık bir şekilde ifade ettiği dizeler de kaleme almıştır. Siyasal baskı ve şiddetin çok karmaşık olduğu bir dönemde geçen çocukluğu, yaşanan olayları gözlemleriyle çarpıcı ve etkili şekilde şiire yansımıştır. Temo, Kürt halkının yaşadığı olayları, keyfi ve zaruri olarak adlandırılan öldürmeleri ve de şiddetli baskıları şiirine lirik bir dille yerleştirmeyi başarmıştır. Ayrıca farklı dilde şiir yazmanın vermiş olduğu ruh parçalanmışlığı da şiirlerinde görülür. Bunun yanı sıra şiirlerinde lirizm özelliği göze çarpmakta ve lirizm özelliğini ölüm teması ile bütünleştirmektedir. Bu yazı Selim Temo şiirinde bulunan bir kısım imge ve çağrışımlar üzerinde durulmuştur. Ölüm kavramını kendi diliyle söyleyememenin burukluğunu yaşayan Temo, daha önce ve sonradan yazdığı şiirlerinden oluşan Jübile eserinin “Bis” bölümünde Türkçe şiire veda etmiştir:

 

dürüst olmalıyım ey Türk şiiri

ne ben sarıldım sana ne sen sevdin beni

hükmetmek için senin gemsiz atına

rüzgârla anılmış olmalıyım

yoksa bilinir senin sözlüğündeki adım

ortaşarkta bir topluluk ve ondan olana kimsedir (Selim Temo, “Jübile” 255)

 

1.Selim Temo Şiirinde Ölümün Lirikleştirilmesi

Şiirlerine bir halkın kimlik arayışını işlerken ölümle sonuçlandığını gözler önüne seren Temo, gerçekçi gözlemlerini yaptığı çağrışımlarla dile getirildiğini belirtmiştik. Ölüm temasını bazı dizelerinde imge kullanmadan gösteren Temo, “Ah! Tamara” şiirinde ölümleri yöresel kavramlarla bütünleştirerek şiire tane tane işlemiştir. Örneğin, “Edip vurulmuş./Edip vurulmuş../Edip vurulmuş…hawaaar!..”(Selim Temo, “Ah Tamara” 11) dizelerinde görüldüğü gibi ölümü üst üste tekrarlayarak dize sonuna Türkçe karşılığı ağıt olan, Kürtçe “hawar” sözcüğünü de ekleyerek acısını ana diliyle belirtmiştir.

Selim Temo’nun “Tanıklığım Utancımdır” adlı şiirinde ise Kürt halkının ölümünü terfi alması ile bağdaştırmıştır: 

 

ne kadar da olağan sûretâ

nicesini soluksuz bırakan ölet

pervasız bir çalığın omzuna işleniyor

kanayan yıldız tozları

ki yağıyor ışıtarak dünyayı (Selim Temo, “Ah Tamara” 18)

 

Ölüm ile bağdaştırılan ve siyasal olayların etkisi ile şiir yazan Temo, “Dirim Orucu” şiirinde sözcük seçiminin yanı sıra şiir biçimiyle de ölüme ironik yaklaşmıştır. Şiirin yazıldığı yıl ile cezaevinde tek tip kılık kıyafet uygulamasına tepki olarak Diyarbakır’da başlatılan ölüm orucu tarihi paralellik gösterir. “Dirim Orucu” şiiri yirmi iki dizeden oluşması ile ölüm orucunda ölen yirmi iki kişiye bir gönderme yapıldığı sonucunu vermektedir. Şiirin dizelerine “eri/yo/ru/m.” (Temo, 2011, s.105) ile başlayıp sözcükleri hece ve seslere bölerek, dize haline getirerek anlamlı bir bütün içinde ölüm orucunda ölen kişilere atıfta bulunmuştur.

Selim Temo “Ah! Tamara” adlı şiir kitabında pek çok dizede ölüme vurgu yapmıştır. Kürt halkının yaşadığı faili meçhul cinayetleri kavramsal olarak değiştirmeden “On Bir Meridyende Sürgün, Keder ve İbrişim” şiirine almış ve lirik dille bunu belirtmiştir. Bu faili meçhul cinayetlerin, tarihi tozlu sayfalarında hala tartışılan konular arasında olduğu bilinmektedir. Temo, doğup yaşadığı Batman ilinde yaşanan öldürme olaylarını şiirinde faili meçhul kavramıyla, toplumsal gerçekçi yaklaşımıyla gözler önüne sermiştir. Ayrıca Tevfik Fikret’in istibdat döneminde İstanbul için yazdığı “Sis” şiirinde, Temo’nun faili meçhul cinayetlerin yaşandığı Batman ile özdeşleştiği dizelerini görmekteyiz.

 

[…]

belki de Batman

yarına yetişecekmiş telaşıyla sisli

bir kontranın elinde yeni kırılmış bir dal

ve baygın petrol kokusu her akşam

bıttım kavuran çarşılar

ve faili meçhuller, evladiyelik! (Temo, 2011, s.25)

 

Selim Temo, ölüm sözcüğünün çokça yer aldığı şiirlerinde bazı kavramları ölümle bütünleştirmiştir. Bu kavramlardan biri, Kürt halkının kendini ortaya koyma mücadelesinde yaşadığı sürgünlerdir. Kendi topraklarından sürgün edilen insanların başka topraklarda ölmekten korktuklarını ve öleceklerse kendi topraklarında ölmenin gerekliliğini şiirlerinde belirten Temo, kendi toprağın yer bulduktan sonra ölmeye hazır olunduğunu “Ayna ve Ben Neb Ev Anya” şiirinin son iki dizesinde ortaya koymuştur:

[…]

kalbim, dedim,

yurdumun yaslı sunağı..

-peki, dedi

ve

gömülecek bir yer bulunca

ölmeye karar verdi! (Temo, 2011, s.108)

 

Ölüm temasını kimi şiirlerinde gerçekçi bir yaklaşımla ele alırken kimi şiirlerinde bunu mecazi bir söyleyişle yaşanılan olumsuz olayların insanı aslında yaşarken öldürdüğünü ve gerçek ölüme kadar olan süreçte daima bir iz olarak kaldığını “Mes’ut Bir Tesadüf’e Altıncı ve Son Mektup” şiirinde dile getirir.

babam romantik bir aşiret savaşçısıydı.çapraz fişeklik

duyardım yüzümde ona sarıldığım zaman, sonrası

jandarmalardı. ağıt kadınlardı. mezarlardı. o gün

bugündür sayrıyım. çünkü insan öldüğü yaşta kalır. (Temo, 2011, s.96)

Selim Temo, bu örnek şiirlerinin dışında da ölüm konusunu işlediği pek çok şiir yazmıştır. Uğultular kitabında bulunan Annemin Uğultusu, Batman’ın Uğultusu, Musa Anter’in Uğultusu, Kendi Uğultum gibi başlıca şiirlerinde ölüm kendini yine göstermiştir.

 

2.Selim Temo Şiirinde Bir Kısım Çağrışımlar

Selim Temo, şiirinde dediğimiz gibi birçok gönderme yapmıştır. Bu göndermelerden anlaşılacağı üzere bilgi birikiminin çok fazla olduğu ortaya çıkmaktadır. Şiirleşen anını özdeşleştirecek güçlü dizeler oluşturan Temo “Peygamber Devesi” şiirinde yunan mitolojisinde dokuz ilham perisinden biri olan Erato’ya gönderme yapmıştır. Erato, yunan mitolojisinde lirik ve aşk şiirlerinin ilham perisidir. Selim Temo, kendisine Erato’nun verdiği ilhamdan bıktığını ve şiddetli dile yönelmek istediğini burada dile getirmektedir.

erato! lanetli şey!

şu alçak kutsamadan bıktım

tenimin altında bir sinir ve alerji cereyanı

bileklerimden başladım kendimi doğramaya

yeter; âh, zavallı beynim! (Temo, 2011, s.118)

Farklı göndermelerden biri de Roadhouse’un Uğultusu şiirinde göze çarpar. Başlıktan itibaren göndermelere başlayan Temo, 1989 yapımı “Bar Fedaisi” adlı filme gönderme yapar. Roadhouse’un Uğultusu şiirinde esas göndermeyi son dizelerde ABD’nin California eyaletinin Los Angeles şehrinde Lars Ulrich, James Hetfield tarafından kurulmuş Metallica grubunun “Wherever I May Roam” şarkısına yapar.

Wherever I may roam! hadi, bir şişeyi

açalım dibinden. dökmeden yıldız tozlarını (Temo, 1999, s.14)

Selim Temo, bir çok sanat dalından etkilenerek araştırmacı kişiliğinden dolayı mitolojiden sinemaya, öyküden tiyatroya pek çok alanla ilgilenmiştir. Uğultular kitabının “Yeni Bir Şehrin Uğultusu” şiirinde Albert Camus’nün “Büyüyen Taş” öyküsüne gönderme yapmıştır. Öyküde taş dağa götürülüp getiriliyor ve taş büyümeye başlıyor. Temo, dizelerinde taşıyamayacağı yükten bahsederek gönderme yapar. Bu yük yine halkının ve kendisinin yaşadığı acılardan sonra ortaya çıkan bir bireyle yoğrulmaktadır.

Büyüyen Taş’ı sırtlayamam, yer açmasın

kimse: ne talihsiz bir nitem! yanlış (Temo, 1999, s.16)

 

Kendi anını değerlendirirken okuduğu, gördüğü bütün eserlerden yararlanan Temo, “Yalnızlığın Uğultusu” şiirinde William Shakespeare’in ünlü “Hamlet” eserinde Hamlet’in ölen babasının hayalet olarak geri dönmesini kendi yalnızlığına gönderme yaparak belirtmiştir.

gece kalbimi dövüyor gümüş bir haçla

yine Hamlet okudum hayalet oldum (Temo, 1999, s.22)

 

Türkçe şiir yazmanın nasıl olması gerektiğini belirten “Uğultular Uğultusu” şiirinde kakofoni, sihr-i helal, enjambement sözcükleriyle dile getirmiştir. Ses, biçim ve özlü anlatımın şiirinde nasıl olduğunu şiirin ilk dizelerinde dile getirir.(Akalın, 2009)

[…]

sihr-i helal, artlama, pekiyi enjambement!

ikinci el acılarınızı berhava bir göğe. ah neden

baştan başa bir yazıklanmayım. bekledi hem

ağlak bir komedyen. bittiydi replik: kokofoni! (Temo ,1999, s.52)

 

Sonuç

Selim Temo şiirlerine genel bir bakışla ele alınan bu çalışmada ölüm ve çağrışımlar olarak iki konu üzerinde duruldu. İki farklı konu olarak görülse de esas itibariyle Kürt halkının yaşamış olduğu baskı ve şiddetin, bireyin yaşamına etkileri söz konusudur. Bundan dolayıdır ki Selim Temo, yaşadığı olayların etrafında şekillenen karmaşık birey özelliğini şiirlerine yansıtmıştır. Bu çalışmada ölüm ve çağrışımların ele alınması şaşırtıcı olsa da Kürt’lerin yaşamış olduğu siyasi, sosyal ve psikolojik buhranların etkisiyle ortaya çıkan bir bireyi bizlere göstermiştir. Çünkü Kürt halkı, Kürt olarak doğup Türk olarak yaşamaya mecbur bırakılmıştır. İşte söz konusu bu özelliklerin şair üzerinde etkileri görülmektedir. Ölüm ile başlayan toplumsal gerçekçilik, çağrışımlarla birey özelliklerine dönüşmüştür. Bu iki konunun çok fazla işlendiği şiirlerinde, toplumsal ve bireysel yaşayışın hummalı çekişmeleri göze çarpmaktadır. Siyasi ve sosyal olayları şiirlerinde çokça işlemesinin yanı sıra Kürt halkının yaşadığı ve hâlâ yaşamakta olduğu ölüm ve baskıları lirikleştirerek ironik bir yaklaşımla ele almıştır. Şiirlerinin söz diziminde ve sözcük seçiminde karışıklığın olduğu, ana dili dışında şiir yazmanın kolay bir iş olmadığı görülmektedir. Kürtçe düşünüp Türkçe yazmada, “işte böyle yazılır” cümlesi ile Selim Temo’ yu özdeşleştirmek yararlı olacaktır. Selim Temo şiirlerine bakıldığı zaman üç önemli özellik göze çarpmaktadır. Bunlar; dil meselesi, kimlik arayışı ve bireysel an’lardır. Bu üç özellik ile genel çerçevedeki gerçekçi olayları, yaşadığı izlenimlerden yola çıkarak bütünleştirmiştir. Temo ile ilgili söylenecek çok sözün, yazılacak çok metnin olduğu apaçık ortadadır. Sadece şiirleriyle değil yaptığı araştırmalarıyla da ön plana çıkan Temo’nun, günümüzde yaşayan en önemli aydınlardan biri olduğu görülür. Bu çalışmada şiirlerinin sadece birkaç bölümü üzerinde durulmuştur. Geniş çerçevede Temo poetikası üzerine kapsamlı bir çalışma yapılabilir.

 

Kaynakça

Behramoğlu, Ataol (1986). Dörtlükler. İstanbul. Varlık.

Halûk Akalın, Ş. (2009). Türkçe Sözlük. Ankara. Türk Dil Kurumu.

Temo, S. (1995). Ah! Tamara. Ankara. Suteni.

Temo, S. (1999). Uğultular. İstanbul. Avesta.

Temo, S. (2011). Jübile(Toplu Şiirler). İstanbul. Agora.