“Ama olsun, yine de toplanalım. Konuşalım. Bir dönemdir bu; numara ya da büyük adlar verilmesi gerekmeyen bir dönem. İlle de belli bir noktadan başlamayan, her zaman bir yerlerde gizlice süren bir dönem. Derin ya da sığ izler bırakacak bir zaman dilimi. Konuşmayız -ya da konuşamayız- belki; olsun, suskunlukta yoğunlaşan anlamı hepimiz öğrendik artık. Ben yine Shirley Bassey’nin kasetini çalarım. Susarız.”

Türk öykücülüğünün değerli kalemlerinden olan Cemil Kavukçu’nun ilk romanı olma özelliği taşıyan “Dönüş”, bir yüzleşme romanı. Kahramanımızın kendisi ve geçmişi ile yüzleşmesi, 12 Eylül dönemi etkileri ile şekilleniyor. Döneme dair olaylara değinmeden ama dönemin insanlar üzerinde bıraktığı etkileri kahramanımız Vedat’ın iç dünyası üzerinden okuyucuya aktarıyor. Bu nedenle, her şeyin detayıyla anlatıldığı roman yapısından çok, dile getirilmeyenlerin ‘sezdirildiği’ öykü tekniğine yakın duruyor.

Dönüş kitabını bu yönü ile Julio Cortazar’ın Mırıldandığım öyküler kitabında yer alan Graffiti öyküsüne de benzetebiliriz. Tomris Uyar’ın dilimize çevirdiği kitapta yer alan öyküde yazar; aşka dair bir yorum yapmadan, kişileri uzun uzun anlatmadan; hiç yüz yüze gelmeyen iki kişinin aşkını, kişilere ait detay da vermeden, içimize işleterek hissettirir.

Kavukçu da, işkence sahnesi yazmadan, kahramanlarını işkence hakkında konuşturmadan, işkencenin insan ruhunda oluşturabileceği derin izlerin farkına varmamızı sağlıyor.

Öykülerinde yer verdiği taşra insanlarını, hayatın kıyısında kalmış, tutunamayan, yalnız ve alkol bağımlısı karakterleri ile tanıdığımız yazar, ilk romanında da bu alışkanlığından vazgeçmiyor. 1980 sonrası hapishanede geçirdiği yedi yıldan sonra yeni bir başlangıç yapmak üzere doğduğu kasabaya, eve dönen kahramanımız Vedat’ın iç yolculuğu ve geçmişi ile yüzleşmesi anlatılıyor.

Ana rahmine sığınma güdüsünün sembolik anlatımı olan, doğduğu kasabaya, doğduğu eve gelme, kapanma, dış dünyadan kopuş sahnelerinde Vedat’ın yaşadığı travmaları sezeriz. Bu anlatım tarzıyla da Kavukçu’nun Dönüş romanı, 12 Eylül izleğiyle anlatılan romanlar arasında farklı bir yer edinir.

Yapayalnızdır Vedat. Her şeyini kaybetmiştir. Sevdiği kadın Neslihan başkası ile evlenmiş, arkadaşlarının izini kaybetmiş, babasının ve annesinin ölümünden sonra ağabeyi İsviçre’ye yerleşmiştir. İnandığı değerleri ve benliğini kaybetmiş bir adam olarak her şeyin başladığı yere dönmüş ve geçmişi ile yüzleşmeye karar vermiştir. Doğduğu, büyüdüğü ama uzun zaman sonra döndüğünde, kendisi gibi tamamen değişmiş ve yıkıma uğramış kasabası ile karşılaşır.  Geçmişin yasını tutmaya kendisi ile baş başa kalmayı seçmiştir. İç dünyasında sürekli Neslihan ile konuşur, kader arkadaşları Mesut ve Mustafa ile yaşadıklarını düşünür. Çocukluğu, gençliği ile yüzleşir. Ailesinden anılar ile dolu evde yalnızlığı seçer. Her anında başını alıp uzaklara gitme düşüncesi içindedir fakat bir türlü cesaret edemez. Günün birinde alacağı mektuba kadar kasaba hayatına alışmaya, sıradan insanlar gibi yaşamaya çalışır. Aldığı mektup ise Vedat için daha güzel bir geleceğin anahtarıdır.

Yazar bir röportajında kitabının sonunun aslında bu şekilde olmadığını, daha karamsar bir son olduğunu, eleştirmen Fethi Naci’nin kitabı okuyarak son kısmını değiştirdiğini ve kendisinin de bunu kabul etmesine rağmen kitap yayımlandıktan sonra bu değişikliğe izin verdiği için pişman olduğunu belirtiyor.

12 Eylül döneminin insanlar üzerinde bıraktığı etkileri, dönemin şartları karşısında yenilgiye uğrayan insanların uğradıkları yıkımları ele alması yönünden son derece etkili ve düşündürücü olan kitap, sade ve akıcı dili sayesinde dikkat çekiyor, okuyucuyu etkisi altına alıyor.

 

Paylaş
Önceki İçerikBir Nerval Okuması
Sonraki İçerikLeyla Erbil Dizisi – Birinci Bölüm
Avatar
1984 yılında Ardahan’da dünyaya geldi. İlk, orta, lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Kırıkkale Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Şu an Eskişehir Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve aynı zamanda Altınbaş Üniversitesi MBA programı yüksek lisans öğrencisi. Çeşitli edebiyat siteleri ve dergiler için kitap eleştirileri yazan bir edebiyat sever.