Tanrıların her şeyi bileceğine kuşkuyla bakan Tantalos’un, tanrıların bilgisini sınamak için kendi öz oğlunu kesip tanrılara yemek olarak sunmasıyla başlayan bir azabı çekmeye gönderildik sanki bu dünyaya. Bu küstahlığını ağır ödeyen Tantalos’un sulara uzandığında suların, dallara uzandığında meyvelerin ondan geriye çekilmesi gibi bugün barışa, güzelliğe elimizi uzattığımızda İngilizce’de bu mitostan mülhem “çok isteyip elde edememe” durumunu anlatan “tantalise” fiilini döngüsel bir şekilde yaşıyoruz.

Gökten üç elma düşmese de başımıza, inanmak isteriz masallara; çünkü her sabah, bir ümidin aşkıyla yeniden uyanır dünya. 2018 yılında Dil Derneği Beşir Göğüş Türk Dilini ve Çocuk Edebiyatını Geliştirme Ödülü’nü alan Tombik Balık – Denizler Hepimizin ile serinin birinci kitabı Tombik Balık Mutluluk Peşinde, okuru umutla yoğrulmuş bir maceraya davet eden Habib Bektaş’ın içimizde şenlik ateşi yaktıran iki kitabı. Çizimleriyle kendinizi, zaman ve mekânın içinde hissettiğiniz bir şölene dönüşen kitabı Mert TUGEN resimlemiş.

İki kitap da halk yazınında halk hikâyeleri anlatılırken kullanılan peşrevle başlıyor. Deyimler yönünden oldukça zengin bir dilin sunulduğu kitap yıkanmayı ve suyu sevmeyen Tombik adlı oyuncu ve sanatçı bir balığın suyun dışına sıçrayıp Güneşkız’ı görmesi ve karada yaşamak istemesiyle şaşırtıcı bir yerden tavlıyor okuru. Tombik İzmirli, meraklı bir balık. Annesine sorular sorarak suyun dışına sıçradığı zamanlarda gördükleri hakkında merakını gidermek istiyor. Annesinin cevaplayamadığı sorularda denizlerin beyni olarak bilinen, bilinçsiz avlanma sebebiyle bir kolunu kaybeden Bilge Ahtapot’a koşuyor Tombik. Bu sohbette Tombik’e bir ödev veriyor ahtapot: Akdeniz’i dolaşıp mutluluğu aramak.

Tombik’in annesinden ayrılıp mutluluğu aramaya çıkması, çocuklara ve ailelere, yeri geldiğinde çocukların tek başlarına yapmaları gereken işler olabileceğini gösterip bunu yapabilmeleri için yüreklendirmesi yönünden önemli bir noktaya temas etmiş. “Ama Tombik hep annesinin yüzgeçleri arasında yaşarsa bir şey öğrenemez ki!”

Tombik’in kız olduğunu öğreninceye kadar onu erkek olarak düşünmüştüm. Habib Bektaş kitabın pek çok yerinde güçlü bir kadın tipi çizmiş. Bu yönüyle yazarın Dede Korkut’taki kadın telakkisine yakın bir portre çizdiği söylenebilir.

Mutluluğu aramaya koyulan Tombik bir balinanın karnından kurtulmayı başarıyor ama yaşadığı bu tehlike onu yıldırmıyor. Mutluluk arayışında yoluna teknede eğlenen insanlar ve tabii ona iki kitapta da eşlik edecek olan dinamitle, kanunsuz avlanan insanlar sebebiyle kuyruğundan yaralandığı için bu adı alan Benli çıkıyor. Benli’yi gördüğü ilk anlarda Tombik’in duygu hali ile ilgili olarak Sennur Sezer’in “Beri gel adını bilmediğim göğerti / Göğüs kafesimin üstünde boylan.” dizeleri çok uygun düşüyor.

İki kitapta da yazar çocukların sualtı dünyasında olanları daha somut şekilde anlamaları için zaman ve uzunluk ölçülerini “balık yılı, balık karışı” gibi tabirlerle vermiş. Böylece küçük yaş grubunun zihninde soyut sayılabilecek dünyanın yerine oturtulması sağlanmış. “Suya düzülmek (yola düzülmek), bir diş neye yarar, iki diş işe yarar” gibi kitabın konusuna uygun atasözleri ve deyimler üreten Habib Bektaş kitaba öyle olaylar ekliyor ki, anlamak için acele etmemek gerekiyor. Biraz olsun ona güvenmek gerektiğini ilerleyen sayfalarda anlıyorsunuz. Benli’nin nasıl olup da Tombik gibi zıplayabildiğini düşünürken bu kadar da olmaz canım diyebilirsiniz, fakat yazar size sonradan hikâyenin içinde kısa bir gezinti yaptırdıktan sonra sorunun cevabını verdiğini çaktırmadan kulağınıza fısıldayıveriyor. Bu fısıldamanın balık desibeliyle nasıl ifade edileceğini çocukların sınırsız hayal gücüne bırakalım.

İki arkadaşın balıkçıların ağından kurtulmasından sonra sevgiye dair ilk itiraf Tombik’ten geliyor. Utanması öğütlenen kızlara içinden geçen sevgiyi cesaretle söyleme gücü veren bu kitap, sevgiyi anlatma yönünden de hitap ettiği yaş grubu göz önüne alındığında hayli titiz ve özgün sayılır.

Bilge Ahtapot’un yaşadığı Akdeniz’den Ege kıyılarına giderken de İzmir Körfezi’nden Sakız adasına giderken de Tombik ve Benli’nin yoluna muhafız balıklar çıkıyor. Muhafız balıklar iki kıyıda da sınırı birlikte geçmelerine izin vermiyor. Neden mi? Yüzyıllar boyu insanlığın yaşadığı acıları düşünmek, bu konuda okura fikir verecektir.

Kitabın sonunda iki balığın gönlünde can bulan bir istek var: Sınırları olmayan sularda yaşama isteği.

Kısa yollar uzun yolların provasıdır. Orada iyi yol arkadaşı olursanız karşınızdakine uzun yolculuklara çıkma cesareti verirsiniz.

Ne diyor Fazıl Hüsnü Dağlarca:

Düş’le gerçek birbirine yakındır
Bilmez misin?
Düşler,
Güçlü düşler
Gerçek olur er geç!

 

 

Habib Bektaş, Tombik Balık Mutluluk Peşinde, Çizer: Mert Tugen, Tudem Yayınları, 2016.