Elif Türkölmez Anne Kız, Harikasın adlı basılı ilk kitabının ardından Ormanın İçinden, Denizin Kıyısından adlı e-kitabını çıkarmıştı. Şimdi ise toplamda üçüncü, basılı olarak ikinci kitabı Her Şey Geçer’i okuyucularla paylaştı.

Çoğu kişi onu Instagram’daki Sefertasımoda adlı hesaptan tanıyor. E-kitabında, sosyal medyadaki yazılarını derlemişti ve ayrıca kendisinin çektiği bir sürü doğa fotoğrafına yer vermişti. Böylece sosyal medya kullanmayan fakat kitap dünyasını takip eden birçok insan, kendisiyle tanışma şansı bulmuştu. Her Şey Geçer de e-kitabında olduğu gibi sosyal medyada paylaştığı yazılarından meydana gelmiş bir kitap.

‘Elif Türkölmez’in sosyal medyada yazdığı yazılar’ söylemine bir açıklık getirmekte fayda var. Öncelikle Instagram dünyasında alışık olunmayan şekilde “uzun” yazılar yazıyor; her biri kısa birer deneme aslında yazdıklarının. Yazılarının üzerinde bulunan fotoğraflar ise genelde bulutlar, ağaçlar, birlikte yaşadığı ve bir nevî arkadaşı olan köpeği Ginger ve her türlü diğer doğa nimetleri… Bazen bir taş parçası, bazen bir dal, kuru bir yaprak ya da dalgalar…

Sıra Her Şey Geçer‘e seçilen yazılarında nelere değindiğine geldiğinde, okuyucuyu dinginlik, sakinlik, yavaşlayıp içimize bakma gibi günlük hayatta pek konuşulmayan kavramların karşıladığı görülmekte. Bazen sokakta karşılaştığı insanları, bazen küçüklüğünden anılarını, bazen yeni keşfettiği bitki ve çiçekleri anlatırken; bir yandan da “durduğumuz anlar”a, “açık havada yemek ve neşeli şeyler”e, “yavaşlama niyeti”ne, “güzel yorgunluklar”a dair ruhumuzu ve zihnimizi sadeleştirecek şeyler anlatıyor. Bir de kitapta bolca “sevdiğim şeyler” listesi var ki içinde yok yok: çam sakızı kokusu, örgü sepetler, kendi halinde insanlar, zeytinyağına ekmek banmak, zile isim yazmak, kabak çekirdeği, ahşap panjurlar…

Her alanda sadeleşmeyi ve en başta da ruhu sadeleştirmeyi temele yerleştiren Elif Türkölmez’in küçüklüğünden beri vejetaryen, daha sonra da vegan olduğunu anlattığı anılarına da rastlıyor okuyucu bu yazılarda. Hayvan haklarını korumanın,ekolojinin dengesini sağlamanın önemine dair minik notlar düşmeyi atlamamış kitabına. Ayrıca yazdığı yazılar boyunca Kınalıada’dan İstanbul’a, oradan da İzmir’e göçmüş yazar ve gittiği her yerde kendini var etmeyi başarmış: “Adadayken ekmek bulamıyorum” dememiş, ekmeğini yapmış. “Şehirdeyken doğadaki nimetleri bulamıyorum.” dememiş, doğala, öze ulaşmak için çabalamış. Yürümüş, yürümüş, yürümüş… Gittiği her yere sadece madden Elif’i değil manen de Elif’i götürmüş. Kendin gibi olmanın asıl mutluluk olduğunu anlatmış.

Kitaba adını veren “Her Şey Geçer” ise Elif Türkölmez’in dünyaya, insana bakışının mottosu gibi. Mutluluğun da acının da geçtiğini, hiçbir şeyin aynı kalmadığını, acıların tak diye bittiğini, mutluluklarınsa buzdolabının arkasında kalmış maydanozlar gibi unutulduğunu söylüyor. Denizlerin soğukluğunun, ağaçların gövdelerinin, bulutların şeklinin, kabakların içinin… Bir şeylere fazla tutunma, sahiplenme, diyor yazar okuyuculara deyim yerindeyse; çünkü her neyse o mutlaka değişecek! Bunu kitapta en iyi anlatan cümlelerden biri belki de şu olabilir:”Halbuki geçmişte kaldıkları halde zorla tutunduklarımızı salmadıkça bugün asla güzelleşmiyor.”

 

Elif Türkölmez, Her Şey Geçer, Çınar Yayınları, 2019.