Yeraltının adamı kimdi? Bir isimden, meslekten veya bir gruptan biri miydi? Yoksa herkesin biraz içerisinde hissettiği dışlanmışlığa mı sesleniyordu? Dostoyevski Yeraltından Notlar ile bizleri yeraltına çekilmiş bireyin zihin dünyasına davet eder. Çok katmanlı bir şekilde oluşturulmuş anlatının temel odağı, dışlanmış adama öte taraftan değil tam da içerisinden yaklaşmaktır. Bu adamın zihin dünyası parçalı ve dağınıktır. Kurduğu benlik doğrultusunda onu entelektüel birikime sahip, toplumsal düzenden sıyrılarak özerklik ilan etmiş, belki kibirli belki de biraz cüretkâr birey olarak tanımlarız.

Peki, yeraltı adamı kendisini nasıl mı tanımlar? Benliğini nasıl kurar? “Ben hasta bir adamım… Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben (…) Fena bir memurdum. Kabaydım; kaba olmaktan zevk alırdım (…) Masama gelen iş sahipleriyle dişlerimi gıcırdatarak konuşur, içlerinden birinin canını sıktım mı, dehşetli zevk duyardım” (s.3) diyerek devam eder benliğin kuruluşu. Ne olduğu hakkında kesin bir sonuca varamadığımız yeraltı adamının her bir benlik kuruluşu sonrası kendisini yıktığını görürüz (Örneğin, “Demin sert bir memurum demiştim ya, hırsımdan yalan söyledim” gibi kendini yıkan söylemleri vardır). Böylece okuyucuya örülen duvar, onun hayatına yaklaşma imkanımızı sınırlar. Adeta her bir cümlesinde bizimle dalga geçer. Yeraltı gibi karanlık, belirsiz bir yandan da parçalı bir karakteri vardır.

Derken kendi hayatından verilen bir kesitte, yeraltı adamının psikolojik derinliğine inme ihtimalimiz doğar. “Sulusepkene Dair” bölümünde yeraltı adamının toplumda nasıl bir konuma sahip olduğunu okuruz. İlk bölümde gerçekleştirdiği zihinsel pratiğin toplumsal düzende ne derecede geçersiz olduğunu, benliğinin nasıl parçalı ve tutarsız kaldığını görürüz. İlk olarak kendisine çarpan ve ona geri dönüp bakmayan adam ile uğraşmaya başlar. Bu adam onu nasıl görmezden gelmiştir? Her bir karşılaşma anı yarattığında tekrar tekrar görünmezliğini pekiştirir. Siliktir ve başka bir deyişle eziktir de.

Bu meselenin burada kalacağını, yalnızca subay ile yaşanan bir sıkıntı olduğunu düşünürüz. Ama hayır, yeraltı adamının hayatı her zaman böyledir. Kendini sineğe benzetir. ‘Sinek gibi ezildim’, ‘sinek gibi görülmedim’, ‘sinek gibi….’. Fiziken de ruhen de sinekten farksızdır. Franz Kafka’nın böceği henüz doğmamış olabilir. Fakat yeraltı adamı, dünyada bir hiç olmayı bize çoktan göstermiştir. Sancılı bir yalnızlıktan başkası değildir bu.

Burada Dostoyevski bir anti-kahraman yaratmıştır aslında. Gülünç ve ezilmiş tarafları ile toplum içine sızmaya, yeraltı dünyasından çıkmaya çalıştıkça kabuğuna itilmeye mâhkum bir kahraman. “Hayal kurmaya devamlı olarak üç aydan fazla dayanamaz, içimde şiddetli bir topluma karışma ihtiyacı duyardım” (s.64) diyen yeraltı adamının hikâyesi Liza ile değişebilecekken kahramanımız bunu tercih etmez. Belki aynı anlardan geçen başka bir kahraman için Liza ile mutlu bir son mümkün olabilirdi. Fakat Yeraltından Notlar’da kahramanımız öylesine eyleyemez ki roman tam da onun tahayyülüne göre ilerler.

İtiraf etmeliyim, bir an kahramanımızın birikimi doğrultusunda Liza ile yaşadığı şeyin hakiki olduğunu düşünmüştüm. Tersine, tıpkı anlatının ilk bölümünde olduğu gibi Liza ile olan bölümde de parçalanma ile karşılaşırız. Bu adamın toplum içerisindeki aidiyet duygusu çocukluktan itibaren yoktur. Dışlanmış, hakir görülmüş olmasının hırsını sizce de Liza’dan çıkarmaya çalışmaz mı? İlkokul arkadaşları ile oturduğu masada onların karşısında yaşadığı iç buhran, eziklik hâli, kahramanı gözümüzde bambaşka yapar.

Evet, Bir kahramanın çamura batıp çıkması gereklidir. Fakat yeraltının adamı battığı çamurdan çıkmamayı yeğler. Hatta orada gizlenmeyi onurlu bir davranış olarak görmektedir. Çünkü “Düpedüz bir adam için çamurlanmak ayıp sayılır, halbuki bir kahraman istediği kadar içine dalsın nasıl olsa çamur bulaşmaz” (s.62). Peki, yeraltı adamı için çamura bulaşmamak mümkün müdür?

Yeraltindan Notlar, Dostoyevski’nin öte taraftan verdiği bir cevaptır romana. Bir sıkışmışlık hâlinin, eylemsizliğin, ‘şey’ dahi olamayan kahramanın parodisidir.

 

Yeraltından Notlar, F. M. Dostoyevski, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2015.