Yuva, sıradan hayatlar yaşayan bir ailenin içinde başlayıp, yuva, aile kavramını merkezine alan bir roman. Geçim sıkıntısı yaşayan aile babası Kyung Cho’nun ruh hali ve yaşadıklarıyla başlıyor. Kyung Cho, ailesinin hayal ettiğinin aksine, kendi kültüründen bir kadınla evlenmemiş ve onların desteğini almadan, ayrı bir hayat kurmuş ama yine de bir şekilde babasının izinden gidip üniversitede öğretim görevlisi olan genç bir adamdır. Kyung Cho onların yaşadığı lüks hayatın aksine daha kapalı bir dünya kurup, bu dünya ile ebeveynlerinin arasına kalın bir çizgi çizip, onları bu çizginin dışında tutmaya çalışan biri. Fakat bu izole hayat, anne ve babasının inanılmaz bir şiddet olayına maruz kalmasıyla tamamen yıkılıyor. Daha ilk sayfalarda şiddetin dozu insanı sarsıyor. Net bir anlatımla, hem olay hem de olayın insanların üzerindeki etkisi okura geçiyor. Okurken böyle bir olayın yıkıcılığından etkilenmemek mümkün değil.

Olay sadece Kyung Cho’nun annesi Mae ve babası Jin’i değil, etraflarında bulunan herkesi etkiliyor. Kyung Cho bir yandan anne ve babasının yaşadıklarını hazmetmeye çalışırken bir yandan da çocukluğunda yaşadıklarının etkisiyle çekirdek ailesini, anne ve babasından korumaya çalışıyor. Olay örgüsü ilerlerken, Kyung, gün yüzüne çıkan çocukluk travmalarıyla da yüzleşmeye çalışıyor. Amerikan rüyası yaşayan ya da yaşamaya çalışan Güney Kore’li bir ailenin oğlu olan Kyung Cho, çocukken hem babasının annesine gösterdiği şiddet, hem bu şiddetin yön değiştirip, annesi tarafından ona uygulanması sonucunda dağılmış, zayıf bir karakter.  Ailesinin yaşadığı bu elim olayla, ailesiyle arasına başlangıçta kendini korumak için çizmiş olduğu kalın çizgi dağılıyor. Mae ve Jin, bir anda Kyung’un hiç istemediği bir şekilde hayatına dahil oluyorlar. Aralarındaki sınırların bozulmasıyla Kyung Cho, ailesinin daha önce yaptıklarını taşıyamayacak duruma geliyor. Ama bu yaşananları hazmedemeyen bir tek o değil ve Kyung bunu göremeyecek kadar kendine odaklanmış durumda.

Polis bir yandan soruşturmayı devam ettirirken, Kyung bu şiddet olayına karışan suçluların bir an önce cezalarını bulmasını istiyor ve bu süreç boyunca kendi çocukluğundaki suçluların da cezalarını çekmediklerini düşünüyor. O, ailesinin yaşadıklarına üzülse de, hem onların yaşadıklarını, hem de ona yaşattıklarını kabullenemiyor; dışarıdan, saygın bir ailenin, tüm imkânlar önüne serilmiş oğlu olarak gözükürken, aslında korkuyla, şiddetle, mutsuzlukla büyümüş bir çocuk o. Roman boyunca anlatıcı hiç değişmese de, neredeyse her bir karakterin bakış açısına ve hissettiklerine şahit olabiliyoruz.

“Her insanın bir noktası vardı demek, hayatının normal dönmesi için psikiyatrinin ve ilaçların işe yaramadığı, başka bir nokta”

Yuva, Güney Koreli yazar Jung Yun’un ilk kitabı ve bir ilk kitap için oldukça iyi. Roman hem olay örgüsü, hem karakterlere bakışı açısından ilgi çekici ve okurunu kolaylıkla içine alıyor. Karakterlerin ruh halleri iyi yansıtılmış, öyle ki genç bir adam olduğu zamanlarda Jin’in yaptıklarını hiç haklı bulmasanız da, yaşadıklarının ve karakterinin sonucunda kontrolünü kaybedip, şiddet uygulamaya başvurduğunu ve aslında itiraf etmeye pek yanaşmasa da bundan pişmanlık duyduğunu görebiliyoruz.  Tüm bu yaşananların arasında, Mae’nin  ilk defa güçlü durmaya çalışıp, kendine ait minik bir dünya kurmaya ama ne yazık ki kaçmaya çalıştığı her şeyin, bir gün gelip onu tekrar yakalaması sonucu nasıl yıkıldığına da şahit oluyoruz.  Hatta Jin gibi güçlü bir baba figürü altında ezilen Kyung’un yaptığı tüm saçmalıklar bile anlam kazanıyor. Yalnız, tabii ki Jin’in hissettiği o geç pişmanlık, geçmişi ve yaşananların bugüne etkilerini değiştirmeye yetmiyor.

Roman bu haliyle, bir ev ne zaman yuvaya döner sorusunun cevapları üzerinde gezinmekle kalmıyor, göçmen olma durumunu da işliyor; başka bir ülkede tutunmanın korkuları, tutunulsa bile yaşananlar ve o yabancılık hissi de romanın ana izleklerinden. Ayrıca şiddetin insan hayatı üzerindeki yıkıcılığı ve tüm bunların bir aile üzerindeki etkileriyle beraber, aile ve yuva kavramlarını derinlemesine işliyor.

 

Yuva, Jung Yun, Çev: Rabia Elif Özcan, Timaş Yayınları, 2017.